Maradona Her Nereye Gitse de… / Güneş Çelikkol

Diego Maradona bundan iki yıl önce Arjantin futbol takımının başına getirildiğinde, bir kuşku hemen herkesin aklını kemiriyordu.

Diego Maradona

Maradona televizyonda ve gösteri dünyasında başarılıydı. Devlet başkanlarıyla, sanatçılarla, sivil toplum kuruluşlarıyla güçlü ilişkileri vardı. Pekçok toplumsal kampanyaya katılıyordu.

Tuhaftı ama, yanıtı aranan soru, futbol efsanesinin, futbolda başarıp başaramayacağıydı.

Pele dahil pekçokları, iyi bir oyuncunun her zaman iyi bir teknik direktör olamayacağını hatırlatmışlardı.

Maradona’ya evrensel şöhretini futbol kazandırmıştı. Ancak artık, futbol dünyasındaki yeni konumunu, şöhretine ve siyasal bağlantılarına borçlu olduğu söyleniyordu.

Dünya Kupası’nda Almanya karşısında alınan ağır yenilgi ise bu macerayı sonlandırmaya yetti.

Almanya maçını binamızın görevlisi Gustavo’yla beraber izlemiştik. Paraguaylı.

Kapıdaki nöbet saati biterken bize uğrayacak ve maçın ilk yarısı tamamlanana kadar kalacaktı. Almanya’nın kazanmasını istiyordu.

Arjantin kazanır da Paraguay kaybederse vay onun hâline. Makaraya sarmayan kalmazdı.

Neydi o Brezilyalıların düştüğü durum! Bayraklarını sırtlarına dolamış Brezilyalı turistlere yapılan şakalar mı isterdiniz, Buenos Aires’in tek Hollanda barından canlı yayına geçen Arjantin televizyonlarındaki bayram havasını mı?

Gustavo’ya kalırsa, Almanya üç-dört gol atmadan bırakmazdı. Artık futboldan anladığından mı böyle söylüyordu, yoksa yalnızca temennisini mi dile getiriyordu bilinmez. Ama, sonunda onun dediği çıktı. Arjantin taraftarlarınaysa olgunlukla yetinmek kaldı.

Teselli

Brezilya takımının eve dönüşünde havalimanında yaşanan itiş kakış neredeydi, Arjantin’in, takımını gururla bağrına basması, Ezeiza havalimanında coşkuyla karşılaması nerede… -en azından, bir teselliydi bu. Tabii, günler geçtikçe, Ezeiza’daki karşılama da sorgulanacak, başka bir olgun tutum göklere çıkarılacaktı.

İktidarın siyasal çizgisiyle pek uyuşmayan gazeteler, Ezeiza’daki karşılamayı tartışmaya açmakta ısrarlıydılar. Maradona, Buenos Aires yakınlarındaki bu kentte bir köşkte yaşıyordu. İktidar partisinin bu kentteki teşkilâtına üyeydi. Dahası, belediye başkanıyla da dostluğu vardı. Futbol takımını karşılayanları, belediye, farklı amaçlarla oraya yığmış olmasındı sakın?

La Nacion gazetesinin önemli bir yazarı, esas olgunluğun, Maradona’yı görevden alabilmekte olduğunu yazıyordu. Arjantin’in, efsaneler ve karizmatik kişilikler peşinde koşmak yerine rasyonel davranmayı, başarısız kişileri görevden almayı öğrenmeye başladığı söyleniyordu.

Bunlar, futboldan çok siyasetin alanına giren yorumlardı kuşkusuz. Ancak söz konusu kişi Maradona’ysa konunun siyasete uzanmaması kaçınılmaz.

Maradona’nın, Güney Afrika dönüşü ayağının tozuyla Caracas’a gitmesi, Venezuella lideri Hugo Chavez’le buluşması bile başlı başına, tartışmaları siyasallaştıran bir durumdu.

Sağ kesim, “Kirchner çevresinin tüm plânları yerlebir oldu” diyordu: “başkan Cristina Fernandez ile Maradona’nın nasıl bir kupa fotoğrafı verecekleri bile en ince ayrıntısına kadar plânlanmıştı… Ama şimdi, seçim kampanyasına damga vurması beklenen resim elden gitti.

Resim gitti ya, peki Maradona bu defa, Ezeiza’dan nereye gidecek?

Belki yeniden geçtiğimiz yıllarda izlenme rekorları kıran “10’un Gecesi” tarzı bir televizyon şovu, belki de yine bir futbol takımı.

Haberlere bakılırsa, Maradona’nın futbol kariyerinin Brezilya’da sürmesi de mümkün.

Ama Maradona nereye giderse gitsin, onunla Buenos Aires’in Boca mahallesinde, bir dönem top koşturduğu stadyuma yakın bir yerde fotoğraf çektirmeniz hâlâ mümkün.

Hık demiş Maradona’nın burnundan düşmüş bir sokak göstericisi, yıllardır Caminito sokağı başında bekliyor.

La Boca mahallesini gezen turistler uzun zamandır, ufak bir ücret karşılığı Maradona’yla aynı fotoğraf karesine girer durur. (BBC)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page