Orman Bilinci İçin “Av Turizmi” !..

Orman Bilinci” nasıl verilir? Bu soruyu sokaktaki  vatandaşlara yöneltsek ne yanıtlar alırdık acaba?

Mesela çocukluğumuzda hep öğretilen bir şarkı vardı: “Baltalar elimizde uzun ip belimizde biz gideriz ormana hey”. Bu şarkıyı söyleye söyle ormanlarda ağaç bırakmadık gibi, o nedenle bu yanıtı geçelim. Sonra bazılarımız “hafta sonları piknik yapmaya gideriz çoluk çocuk, şöyle bir güzel ateş yakar(!)..” deyince yine sakıncalı; piknik ateşi kalan ormanları da yakar kül edebilir, o nedenle bu yanıtı da benimsemeyiz( ama ateş yakmadan veya dönüşte ateşi özenle söndürerek pikniğe gidilirse neden olmasın). Başka, başka ne yanıtlar alırdık acaba? A-aa.. bakın aklıma geliverdi: bize ilkokulda orman ağaçlarını tanıtma amaçlı yaprak toplatmışlardı da,  onları bir güzel kartonlara yapıştırıp altlarına da isimlerini yazmıştık, fena fikir değil dimi? Evet , başka ne yanıtlar alırız? Gidip ormanda izciler gibi çadır kurup, kamp yapma. Bakın izcilik, izciler, doğa dostları, orman kampları. İşte bunu tuttum.

Ama bizlerin hiç akıllarına gelmeyen çok daha parlak bir fikir bulunmuş Eskişehir Orman Bölge Müdürümüz Mahmut Aydın tarafından. Müdürümüz Eskişehir’deki iç turizm patlamasına katkıda bulunmak, hem de orman bilincinin oluşması amacıyla bir atakta bulunulacağını müjdelemiş: “Doğa ve av turizmini” başlatacaklarmış. “Turizm şirketleri ile görüşüyoruz, sivil toplum kuruluşları ile de görüşüp projemizi en kısa sürede hayata geçireceğiz” demiş. “Gerekli alt yapımız var, ‘Of Road’ şeklinde turlar olabilir( böyle İngilizce deyimler de sokuşturulursa işin içine, çoğu bir şey anlamayacağı için, aa.. bakın ne ciddi proje, deyip insanların ağızları da kapanır diye düşünülmüş herhalde), konaklayacak yerlerimiz var. Çatacık ormanı, Mihallıççık, Kalabak, Eğriova, Afyonkarahisar’da  Çay ve Akdağ’a geziler planlıyoruz” demiş.

Vay, vay, vay! İşte budur, orman bilinci ancak ve ancak böyle gelişir. Ormanlarımızı tanıtma amaçlı insanlara “gelin, elleriniz arkanızda ıslık çalaraktan dağ bayır dolaşın, sonra gidip köylerde yöresel bulgurumuzu, gözlememizi yiyin, soğuk  ayranımızı için, temiz havamızı alın, bakın nasıl da orman bilinciniz(miz) güçlenecek” diyecek halimiz yok ya. Biz ne yapıyoruz “Avlanmaya” gelin, dağlarımızda, bayırlarımızda, ormanlarımızda çokk.. renkli kuşlarımız, kekliklerimiz, ceylanlarımız, çakallarımız, kurtlarımız sizleri dört gözle beklemekte, arada nesli tükenmekte olanları da kazaen(!) vursanız da dert değil canım, onu zaten avcılarımız sıklıkla yapıyorlar, daha bu sene koruma altındaki kızıl şahinleri vurdular Kırıkkale’de; birisinin gözleri kör kaldı, diğeri öldü, öbürü de ne oldu meçhul, deyiveririz ne çıkar. Yeter ki “Orman bilinci” oluşsun!..

Daha geçtiğimiz yıl Çatacık’ta yaşları karta kaçtı diye yediye yakın geyik koruma alanı içinde yabancı turiste avlanması için altın tepside sunulmuştu da hem ulusal basında hem yerelde çok yazılıp çizilmişti, bilmem anımsar mısınız? Ya benim geçtiğimiz haftalarda ki yaban ördekleri ve üveyiklerle ile ilgili av günlerinin ve av sayısının kota yükseltilmesi ile ilgili yazdığım yazımı okumuş muydunuz?

Biz ne dersek diyelim, herkes bildiğini okuyor. Turist gelecek, para, yabancısı da döviz bırakacak, köylü kalkınacak! İl bütçesine katkı olacak! Ee bu arada da artık nasıl oluyorsa “orman bilinci” oluşacak. Herhalde turizm firmalarının yönlendirdiği saygın avcılarımız şöyle söyleyecek: “Aman Allah, ne de besili ne de güzel kuşlar, tavşanlar, ceylanlar yetiştirmişler, helal olsun. Doğrusu böyle hayvanları barındırdıkları ormanlara sahip oldukları için kutlamak gerek onları”. Orman bilinci de bu olsa gerek.

Bir avcı okurum yazmıştı: “Doğada başının önünde iki gözü olan her canlı avcıdır” diye. Bu sözü hiç ama hiç unutmuyorum. Sıkı hayvan korumacı bir arkadaşımla da paylaşmıştım bu unutulması olanaksız tezi. O da bana uzun süre gülmemi sağlayan şöyle bir yanıt vermişti: “O zaman onun bir gözünü oyuverelim”. Şaka bir yana elbet bizler, karıncaya hor bakmayanlar, serçenin kanadını kırmayanlar, nasıl kıyabiliriz insana, hiç kendi cinsimizin gözünü oyabilir miyiz? Bırakırız ki, umarız ki bir gün gelir ormandaki canlarını aldıkları canların güzelliklerini tam olarak görebilsinler. Haydi, hep beraber orman bilincini güçlendirmeye. “Silahlar omzumuzda, fişekler belimizde, biz gidelim ormana hey!”.

Ece Bilgin

08/06/2010