Paşa Köstebeği Çuvala Tıkmış…

Geçtiğimiz haftanın flaş flaşlarından iki emekli paşanın birbirleriyle atışmaları çoğumuzun malumu; Özkök paşa “kasaptaki ete soğan doğramam” diyor ve buna benzer daha da başka bir şeyler. Çetin Doğan paşa yanıtlar veriyor, ikili arasındaki polemik uzayıp gidiyor. Her yeni atışmayı da görsel ve yazılı basın hemen flaş haber olarak kayda geçiyor.

Sonra baktım ortaya birden bir “köstebek” sözü atıldı; işin ucunda hayvan var ya benim antenler anında yukarı çıktı. Çetin Doğan paşa Hilmi Özkök’ün askeri lisede köstebek lakabıyla anıldığını söyledi. Haydaa! Şimdi bu ne demek oluyor; malum köstebeğin bin bir türlü yorumu var halk arasında. “Köstebek sızdı, işte bilmem şuraya köstebek yerleştirildi” kabilinden sözler söylenir ve de bu zavallı hayvancık çok sevilmez.

Özkök paşa köstebek lakabına açıklık getirdi de herkesler biraz olsun rahatladı bir ben hariç! Meğer Özkök paşam çocukluğunu geçirdiği Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki tarlalarında zaman zaman gece nöbete kalır, köstebek avına çıkarmış. Sonrasında askeri lisede okurken, nasıl pusuya yattığını, nasıl başarı ile köstebeği çuvala tıktığını arkadaşlarına ballandıra ballandıra anlatmış, hatta bu anısını Çetin Doğan paşa ile de paylaşmış. Meğer ona bu lakap işte bu anısı ile ilgili takılmış.

Şimdi köstebek köstebek diyoruz ya, bu canlının özelliklerini de biraz yakından incelesek iyi olur değil mi? Özkök paşanın ( elbet o tarihlerde paşa değil ilkokul öğrencisiydi) nöbette pusuya yatıp çuvala tıktığı bu hayvan ne menem bir şeydir, neden onu yakalarlar, istemezler bir mikroskop altına alalım.

Köstebek, memeliler ailesinde böcekçiller takımında yer alan, yeraltında kazdıkları tünellerde yaşayan, memeli bir hayvan türü. Ağızları hortum gibi uzun, gövdeleri silindir biçiminde, gözleri körelmiş ya da  körelerek derinin altında kalmış ( doğanın işine bakın toprak altında göze ne gerek demiş!). Toprağı kazarak, eşeleyerek hayata uyum sağlarlar. Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’da yaşarlar. İşte bizim Özkök paşamızın çuvala nasıl tıktığını askeri lisede arkadaşlarına  ballandırarak ( deyim kendisine ait) anlattığı, bu nedenle de bu lakapla anıldığı köstebek böyle bir hayvancık.

Köstebekleri kırsalda pek sevmiyorlar anlaşılan, ürünlerin köklerini yiyerek zarar veriyorlarmış. Bu nedenle başta Özkök paşanın hemşerileri olmak üzere pek çok insan onlara savaş açmış. İşte bu savaş yöntemlerinden birkaç örnek: Yuvalarını kapatma, yuvalarına su sıkma veee.. sıkı durun; namlunun ucunu doğrultup, ucuna tel bağlayıp, köstebek oynadığında kendi kendisini vurmasını sağlama. Yani bizim milletimiz gerçekten de çok pratik zekalı. Kimin aklına gelir ki bu yöntemle köstebek itlafı. İşte böyle, neyse ki bizim çocuk paşamız o tarihte en insaflı yöntemle köstebek savaşına çıkmış. Ancak ben merak ettim, çuvala tıkılan köstebek sonrasında ne yapılıyordu acaba?

Merak işte, yıllardır kedilerle haşır neşir olduğumdan meraklı bir insan oldum çıktım. Aman kediler için söylenen bir söz vardır  “Merak kediyi öldürdü” diye, o deyim benim için de geçerli olmasın da. Daha yapacak çok işim var ayol, birileri ifrit olsa da, yazacak o kadar çok yazı, kurtarılmasına yardımcı olabileceğim tonla hayvan var.

Evet, şaka, gevezelik bir yana ben köstebekleri de yaratılan her canlı gibi severim. Dünyada var olduklarına göre mutlak bir amaç için yaratılmışlardır. Ekolojik denge içerisinde elbet bir yerleri vardır, kırılması felaketleri doğuracak zincirin bir halkasıdır diye düşünürüm. Bilimsel açıklamalara göre; “Yeraltının en iyi mimarı” denilen köstebekler yeni geçitler açmak için sürekli  kazıp eşelediklerinden, toprağı havalandırarak ürün elde etme ve kalitesinin yükselmesinde bahçeciler, çiftçiler için ciddi fayda sağlamakta. Toprakta köstebeklerin gezmesi, oranın sağlıklı, verimli olduğunu gösterirmiş. Çünkü bu canlılar, mayıs böceği, bağ bahçe salyangozları, larva, tırtıl gibi omurgasızları da tüketmekteymişler. En çarpıcı olanı da, köstebekler üreme mevsimlerinde tünellerinde hiçbir canlıya tahammül edemediklerinden, tarıma çok zarar veren( köstebeklerden de fazla)  tarla farelerini de kovalamaktaymış.

Özkök paşam çocukluğunda yaşadığı o anısını, elinde çuvalı köstebekleri nasıl tuzağa düşürdüğünü arkadaşlarına bir güzel anlatmasaydı ben de bu yazımı yazmazdım. İyi vesile oldu, köstebekleri tanımak adına. Sahi birden aklıma geldi, Türk askerinin başına Amerikalılarca çuval geçirildiğinde genel kurmay başkanımız kimdi acaba?

Ece Bilgin

13/04/2010