Köşe Yazıları

“Waldo Sen Neden Burada Değilsin?”

Son zamanlarda Türkiye’de siyasetin işleyişi, Yeşiller’in bu tablo içindeki yeri ve aynı zamanda parti içi işleyiş ile ilgili tartışıyoruz. Türkiye’de siyaset yapmanın meşru zemini var mıdır? Mevcut şartlar altında nasıl politika yapabiliriz? Yeşiller Partisi için maddi şartlar var mıdır, yok mudur? Bu tartışmaların bir devamı olarak, parti içi işleyiş dinamiklerinden doğrudan demokrasiyi de tartışmaya açmayı yerinde buluyorum.

Doğrudan demokrasi uygulaması, Yeşiller’i diğer partilerden en belirgin şekilde ayrılan özelliklerinden biridir. İnsan ne kadar doğrudan demokrasiye inanıyorum derse desin, deneyimlediğinde bunun hiç de söylemesi kadar kolay olmadığını görür. Benim diyenin, öğreneceği çok şey vardır. Kişisel hikayeme baktığımda, Yeşiller’in bu açıdan benim için bir okul olduğunu görüyorum. Çok şey öğrendim. En önemlisi en iyi bildiğimi sandığım şeydi: “Tahammül etmek”. Bir süre sonra bunun tahammül etmekten dinlemeye, dinlemekten uzlaşmaya, uzlaşmaktan hazmetmeye ve hazmettiğin kararla (tam olarak senin söylediğin şey olmayan, fakat uzlaşmayla varılan kararla) eyleme geçmeye giden bir yol olduğunu anladım.

Bu biraz zaman alıyor ama insan deneyimleyince ve ancak o zaman öğreniyor. Fakat, öğrendikten sonra da, hala aşılması gereken bir nokta var. Bu da doğrudan demokrasiyi suistimal etmeyi değil, kullanmayı ve işler halde tutmayı tercih etmek.

Yine gözlediğim kadarıyla, doğrudan demokrasiyi işler tutmanın  önündeki en ciddi engel, insani zaaflar. Mikro iktidar alanlarımız, sahiplenme ve mülkiyet güdümüz, sesimize duyduğumuz hayranlık, daha önce hiç bu kadar ciddiye alınmamış olmak, kendi gücünü görüp bundan sarhoş olmak, düello isteği, yenerek kazanma arzusu, vs vs.

Yeşiller Partisi’nde yaşadığım doğrudan demokrasi deneyimi üzerine düşündüğümde, vurgulamak isteyeceğim bazı düşüncelerim var:

1-       Doğrudan demokraside paydaşların aktif katılımı ön kabuldür.

2-       Doğrudan demokrasiyi içselleştirmek de uygulamak da (pratiği) zaman ister.

3-       Doğrudan demokraside insanlara (akıllarına, sözlerine, zamanlarına) saygı duymak gerekir.

4-       Doğrudan demokrasi birey bilincine sahip, kendini bilen insanlarla işletilebilir.

5-       Doğrudan demokrasi sadece konuşmayı değil dinlemeyi de bilmeyi gerektirir.

6-       Söz söyleme ve karar alma hakkında eşitlik varsa, sorumluluklarda da eşitlik vardır.

7-       Doğrudan demokrasi, eleştirdiğin kadar çalışmayı da kendine görev edinmeyi gerektirir.

8-       Doğrudan demokraside sorun olduğunda birilerini suçlamak yerine çözümü için neler yapılabileceğini düşünmek, ben ne yapabilirim diye kendine sormak gerekir.

9-       Dayatmayla ve otoritenin kontrolü ile çalışmadığı için, bireysel iradeyle inşa edilebilecek bir gönüllülük ve oto-kontrol mekanizmasına ihtiyaç duyar. Bu yüzden bu kültürü paylaşmayan bir topluluk, doğrudan demokrasi ile hareket edemez.

10- Doğrudan demokrasi uygulan yapılar ilk başta kırılgandır, çünkü kalkansızdır ve bu yüzden her bir paydaştan özen ister. Fakat uygulama zemine oturdukça, bastığınız yer toprak gibi, güvenli ve bereketlidir.

Bu yazıyı yazmamdaki amaç, parmakla birisini ya da bir konuyu işaret eden kişilere, kendi parmağını hatırlatmaktır. Politika yapmak için bir partiye ve bu partiyi işletmek için bir yönteme ihtiyacımız varsa ve bunu doğrudan demokrasi olarak seçtiysek, bu da üzerine düşünülmesi ve çalışılması gereken politik bir performans alanıdır.