İki Bilgisayarı Güdemeyenler Ülkeyi Yönetirken

tayyip_youtubeTürkiye interneti çok kalabalık bir yer. Ancak yönetenleri atanmış, kimse de yönetime talip değil.

Bir kaç gün önce TÜİK 2009 yılı için Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Anketini açıkladı. Ankete göre Türkiye’de hanelerin %30,0’u internet erişimine sahipmiş. Bağlantı tipi ise %85,6 oranında ADSL.

Ankete katılan bireylerin %34’ü son üç ay içinde internet kullanmış.  Peki ne için kullanılmış internet?

Son üç ay içerisinde İnternet kullanan bireylerin %72,4’ü e-posta göndermek-almak, %70’i gazete ya da dergi okumak,  %57,8’i sohbet odalarına mesaj ve anlık ileti göndermek, %56,3’ü oyun, müzik, film, görüntü indirmek ya da oynatmak için İnterneti kullanmıştır.

Türkiye nüfusunun %34’ü, yani tüm nüfusun üçte biri, kabaca 23 milyon insan demektir. 23 milyon insan Tavyandan, Romanyadan ya da Avustralyadan kalabalıktır. Avustralya parlamentosunda 150 vekil ve 76 senatör görev almakta.

Türkiye’de internet kullananların %56,3’ü yani kabaca 16 milyon kişi “oyun, müzik, film, görüntü indirmek ya da oynatmak için İnterneti kullanmıştır.” 16 milyon suçlu… 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda yapılacak değişiklerle bu suçluların etkin bir şekilde cezalandırılması amaçlanıyor.

Etkinlik arttırımı için seçilen metod oldukça enteresan. “Denetim Komisyonu Başkan ve Üyelerine İkramiye Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” çıkartılmış. Yani korsan ürün satanları yakalayan ekipler yakaladığı ürün miktarı üzerinden prim alacaklarmış. Önümüzdeki günlerde işi ticari olarak yapmayan bireysel kullanıcılara da yaptırımlar getirilecekmiş. (Herhalde burada prim hesabı kelle başına yapılır.)

Ben giriyorum, siz de girin”

5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” hala tüm eksik ve fazlalıklarıyla yürürlükte. Bu sayede internet aleminin en yoğun kullanılan kimi siteleri Türkiyeli kullanıcılara yasaklı. Ancak…

Türkiye’de yasaklı olan Youtube’a başbakanımız RTE giriyormuş! Bize de üç çocuk yapmanın yanı sıra Youtube’a girmemizi tavsiye ediyor. (En iyisi, üç çocuğu nasıl yaptığımızı Youtube’da bir video ile anlatmak olmalı.) Alexa’ya göre Türkiyeden her gün iki milyon kişi başbakanımızın izinden gidip yasağı deliyor.

2004 yılında dijital imza yasallaştı. Henüz az sayıda kullanım alanı olan dijital imza getirdiği tüm kolaylıklar ve henüz örneklerini Türkiye’de görmediğimiz dolandırıcılık potansiyeliyle sessiz sedasız hayatımıza girdi. Ancak henüz bu girişi tam idrak edemedik. Bankaya gitmeden dijital imza ile “tüm” bankacılık işlemlerini uzaktan yapabilmek çok uzak değil. Avupada pek çok adli ve idari işlemin kağıt ortamından tamamen dijital ortama aktarılması ve hatta düşük önemdeki duruşmaların bile dijital ortamda gerçekleştirilmesi tartışılıyor.

5651 sayılı kanun interneti basılı medya ile aynı kefeye koyan teknolojiden tamamiyle kopuk bir zihniyetin ürünü. Türkiye’yi yönetmeye talip ekiplerin neredeyse tamamı bırakın bilişimin yakın gelecekte neler getireceğini tahayyül etmeyi, bugünkü durumu bile anlamaktan acizler.

Yönetile(meye)cek koca bir alan

Eğer istatistiklerin gösterdiği eğilimler devam ederse internete erişim oranı durmaksızın artacak. Daha çok insanımız daha çok işini internet üzerinden görür olacak. Bunlar neredeyse kesin. Dijital halk meclislerinin oluşması, yönetimin dijital olanaklarla doğrudan demokrasiye zorlanması ve  aktivizme hizmet edecek sanal ekipmanların gelişmesi de bizim temennimiz.

Buradan itibaren tamamen spekülatif devam edeceğim. Takvimler 2015’i göstermeden Türkiye’de bir “bilişim bakanlığı” kurulması gündeme gelecek. Emin olun bu durum yönetimin ileri görüşlülüğünden kaynaklanmayacak. Koşullar öyle karmaşık bir hala alacak ki, diğer bakanlıklar bilişim alanıyla kesişen mevzuları kendi bünyelerinde tutmak istemeyecekler.

O gün için hazırlıklara başladığımı buradan duyuruyorum. Geleceğin “Bilişim Bakanlığı”na talibim!