Köşe Yazıları

''Biz Altın Falan İstemeyiz''

Ulukışla Maden Köyü, Niğde, 30 Mayıs 2009
Altın Madeni Eylemi: “ Biz altın falan istemeyiz!”
 
Niğde Ulukışla Maden Köyü’nde geçtiğimiz hafta sonu (30 Mayıs 2009,altin1 Cumartesi günü) bir eylem vardı. Eylem nedenini, 1 Mayıs’ta Niğde’de Maden Köyü adına köylüler tarafından kürsüden yapılan konuşmalarından alıntılayalım:
 
“Maden’in ve çevre köy ve ilçelerin şu sıralar başı maden şirketleri ile dertte. Bolkar dağlarında bulunan altını maden şirketleri çıkartıp işlemek için çalışmalarını hızlandırdılar. Bunun için köyde bir fabrika inşa ettiler. Dağlarda yol çalışmaları yaparak doğayı katletmeye başladılar.”
 
Köylerini de şöyle anlatıyorlar Madenli köylüler:
 
“Maden köyü; Bolkar dağlarının eteğinde bulunan, doğal güzellikler bakımından zengin, bölgemizde kirazın ve fasulyenin en lezzetlisinin yetiştirildiği,dağcılık turizmi bakımından gelişmeye müsait, yaban hayvanlarının yaşam alanı bulabildiği araziye sahip, dünyada sadece köyümüzün sınırları içinde bulunan Karagöl’de mevcut endemik bir tür olan Toros kurbağalarının bulunduğu ve biz insanların yaşadığı şirin bir köydür.”
 
Öyle gerçekten. Köy yolu boyunca kiraz bahçelerini görebiliyorsunuz. Ayrıca bölgenin coğrafyası ve bitki örtüsü arıcılık için de oldukça müsait, nitekim köylüler arıcılık da yapıyorlar. Bir vadiye kurulu olan Maden Köyü’ne gelir gelmez tam karşınızda kocaman bir dağ beliriyor. İşte bu dağ, maden çıkarılmak istenen dağ. İnsan düşünmeden edemiyor, buradan koparılacak olan kayalar, nasıl olacak da bu köyü toz duman etmeyecek, diye. Aynı soruyu köylüler de sormuşlar kendilerine. Olan bitenin son derece farkındalar. “Biz altın falan istemeyiz!” diyor 85 yaşlarındaki bir teyze. “Ölüler altın takar mı! Beni hapse mi atacaklar, atsınlar! Ben gelmişim kaç yaşıma…! Elime bir silah alır hepsini kovalarım.” diyor.
 
Eylemin başını kadınlar çekiyorlar. Tüm köylü kararlı, ama kadınların inancı ve kararlılığı çok daha başka. Ellerini yumruk yaparak, hesap sorarak konuşuyorlar: “Biz burada maden istemiyoruz, yaptırmayacağız” diyorlar.
 
Köylü çok kararlı ama inceden inceye bir kaygı da yaşamıyor değiller. Toplanmış olan köylülerin arasına maden işletmecisi geldiğinde, herkes bir taraftan işletmeciyi duymak, bir taraftan da izin vermeyeceğiz demek istiyordu. Maden işletmecisi köylerin arasında konuşmaya çalıştı bir süre. Biz, dedi, burada maden işletmesi kurarak sizlere ekmek kapısı yaratmak istiyoruz. O sırada kalabalığın içindeki köylülerden bir tanesi, “Siz buraya maden halkına para kazandırmak için mi gelmiştiniz?Yani Maden halkı mı kazanacaktı? Siz değil, değil mi?” dedi. İşletmeci köylülerin arasında bir süre kendini ifade etmeye çalıştıysa da, en sonunda köyde işletme kurmayacağını söylemek zorunda kaldı.
 
Köylü bu sözle yetinmeyip, yazılı ve imzalı bir kağıt da almak isteyince,altin2 hikayenin geri kalanı da öğrenildi. İşletmeci, Maden Köyü’nde siyanür işleminin gerçekleştirilmeyeceğini söylüyordu. Ancak madeni Maden köyünden çıkarıp siyanür ile ayrıştırma tesisini bu köyün biraz ilerisindeki Gümüş Köyü üzerinde işletmeyi düşündüklerini, elbette söylemiyordu. Köylüler ise olan bitenin farkındaydı.
 
Nitekim, Maden Köyü’ndeki toplantı ve eyleme komşu köylerden insanlar ve bu köylerin muhtarları da gelmişti. Komşu yerleşimden Darboğaz Kasabası Belediye Başkanı, neler olup bittiğinin farkında olduklarını söylüyordu. Hep birlikte mücadele edeceklerini söylüyordu. Şimdiden Maden Köyü Çevre Platformu’nu  kurmuşlar bile.
 
İşlerinin zor, mücadelenin uzun olacağını biliyor Madenli köylüler. “Biz burada iki dağın arasındayız, sesimizi duyurun”, diyorlar. Mücadelenin basında yer alması ise o kadar da kolay olmayacak gibi görünüyor. Zira, Maden Köyü’nde işletme kurmak isteyen Gümüştaş Madencilik AŞ.nin arkasındaki isimlerden birinin de  Doğan Medya Grubu Başkanı Aydın Doğan olduğu söyleniyor.
 
Son söz şunu söyleyebiliriz herhalde: Maden “orda bir köy var uzakta” nostaljisini değil, aktif destek talep ediyor ve sesini duyurabilmek istiyor. Ama gerekirse ellerine bir sopa alıp “madencileri” kovalamaya da hazırlar.