Yeşeriyorum

Bir Tüketim Trendi: Yeşilmişik

Iklim değişikliği ile mücadelede tüketim düzenlemesi ya da örgütlenmesi ile alınacak yol, pazarlama kampanyaların öreceği yoldur ve bizi doğruca ve hızla sona götürmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Bunun ötesinde bir düzenleme için ise, devlet iradesi şart görünüyor.

Müjde! İklim değişikliği ile ilgili yütürülen kampanyalar tüketimde meyve veriyor. Dünya genelinde artan ekolojik duyarlılıklar sonucu, eko-tüketim bir pazarlama trendi olarak ciddi bir yükselişte.

Dünyadaki trende bakıldığında yeşil tüketmek kadar, yeşil tükettiğini göstermek de bir tüketim beklentisi olarak belirmiş durumda. Firmalar bu beklentinin de farkına vararak, ürettikleri ürünlerin görünüşlerinin de ekolojik olduğu mesajı vermesine, ambalajdan tasarıma özen gösteriyorlar. Ben bu trende “Yeşilmişik Trendi” adını verdim.

(Aşağıda yer alan bilgiler, aylık olarak yayınlanan trend izleme (www.trendwatching.com ) bülteninden derlenmiştir.)

Örneğin,

Adidas “Grün Colection” adı altında, geri kazanılmış (re-cycled) ve doğal malzemeler kullanılarak yapılan bir eko-koleksiyon oluşturmuş.

Noon Solar markasının ürettiği solar çantalar ile, güneş enerjisinden faydalanarak cep telefonunuzu veya i-podunuzu şarj edebiliyorsunuz.

Buraya kadar, iyi niyetli bir değerlendirme ile insanların yükselen ekolojik duyarlılıklarının tüketime yansıyan resimlerini görüyor olabiliriz.

Buradan sonrasında ise, bu duyarlılığın nasıl manipüle edildiğinin örnekleri yer alıyor.

2 tane kampanya var ki, ikisi de birbirinden ilginç.

Sen harca, CO2 emisyonunu biz hallederiz.

Bu kampanyaların bir tanesini bir kredi kartı gerçekleştiriyor. Buna göre yaptığınız harcamanın belli bir oranı, yol açtığınız karbondioksit salımınızın telafi edilmesi üzere, bu konuda çalışan kurumlara ilgili projeler için aktarılıyor. GE Money isimli firma şöyle söylüyor: Örneğin 25 Dolar harcama yaparsanız, bir buzdolabının 1 ayda harcayacağı CO2’yi telafi edebiliyorsunuz. 500 dolar harcarsanız, ortalama bir aracın 2.400 km gitmek için saldığı CO2’yi telafi etmiş oluyorsunuz. (Hayır bu bir şaka değil. http://myearthrewards.com/creditcard.html?ProspectID= )

Böylelikle tüketiciye şunu demiş oluyor GE Money şirketi: “İklim değişikliği ile sizin tüketiminiz arasında hiç bir bağ yoktur sevgili müşterilerim. Siz tüketmeye devam edin, biz o kötü kişilerin yol açtığı iklim değişikliği ile mücadele etmek ve CO2 salımlarını azaltmak için, bu konu ile ilgili yürütülen projelere sizin yerinizde para aktaracağız.”

GE Money şirketi, General Electric mirası üzerine kurulmuş, 55 ülkede 130 milyondan fazla müşteriye hizmet veren dünyanın en geniş perakende finans hizmetleri sağlayıcısı olduğunu iddia eden bir finans kurumu.

Bu kampanyadaki bakış açısı, pazarlamanın hangi azgın noktalara ( buna agresif denemez herhalde) varabileceğinin uç bir örneği.

Bir diğer örnek de Brezilya’dan. Brezilya’daki Ipiranga Benzin İstasyonları’nın, MasterCard ile birlikte gerçekleştirdiği kampanyaya göre, anlaşmalı kredi kartı (Carbono Zero) ile yapacağınız benzin alışverişlerinde, Ipragana şirketi, satın aldığınız yakıtın yol açacağı CO2 emisyonunu hesaplayarak, yaptığınız harcamanın bir kısmını, CO2 salımlarını nötralize etmek üzere gerçekleştirilen programlara aktarıyor. Bu programlar da yağmur ormanlarının korunmasına, yeniden ormanlaştırma projelerine (size bir kurum hatırlattı mı) ve yenilenebilir enerji şirketlerine sponsor olmaya yönelik.

(Hayır bu da şaka değil: https://www.redeipiranga.com.br/WAcartao01/homeCarbonoZero.do )

Türkiye’de..

Türkiye’de de bu trendden faydalanan şirketlerin reklamlarını artık TV’de görüyoruz. Arçelik ve Garanti Bankası şu an en çok görünenler.
“Demeğe de dilim varmıyor ama — kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!”

Bütün bunları sıraladıktan sonra dönüp tabloya baktığımızda, hin pazarlamacılar görüyor olabilirsiniz. Ama bir de bunları tüketen insanlar var. Kapitalizmin ironik yaratcılığı, bu cani sisteme maruz kalan “zavallı” insanların naif maduriyeti ile bile göre bir araya gelince ortaya böyle bir danışıklı döğüş hikayesi çıkıyor. (George Monbiot’un dediği gibi) Bu tatlı kampanyalara hemen inanıyoruz, vicdanımız rahat, tüketmeye devam ediyoruz. İnsanlık, artık vazgeçemeyeceği bir konfor alışkanlığı edinmiş durumda ve bundan vazgeçmeyerek verebileceği ödünleri vermeye hazır, ama fazlasını değil.

Bunun ötesinde bir düzenleme için ise, devlet iradesi şart görünüyor. Tüketim düzenlemesi ya da örgütlenmesi ile alınacak yol, bu kampanyaların öreceği yoldur ve bizi doğruca ve hızla sona götürmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Bunun ötesinde bir düzenleme için ise, devlet iradesi şart görünüyor.

Kategori: Yeşeriyorum