Yeşeriyorum

Bir İşçi Sınıfı Hareketi: Yeşil Yakalı İşçiler*

Geçtiğimiz hafta The New York Times’ta ilginç bir haber yer aldı. Mavi ve beyaz yakalı işçilerden sonra “yeşil yakalı” işçiler kavramı ortaya atılmış durumda.

Güneş panellerinin kurulumu, biyoyakıt ve hibrid araç üretimi, dev rüzgar tribünleri inşası gibi çevreye zarar vermeyen işler için “yeşil işler” ve bu işlerde çalışan işçiler için “yeşil yakalılar” terimi kullanılıyor. Bunu şimdilik bir proje olarak değerlendirmek mümkün görünüyor. Bu proje doğaya uyumlu yaşamın yanı sıra, deniz aşırı ülkelerdeki ucuz emek gücünün gelişmiş ülkelerde yol açtığı işsizlik sorununa çözüm olabileceliği düşüncesiyle de destek buluyor.

Projenin arka planında yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılması yatıyor. Yenilenebilir enerjiye yönelmek, bu alanda yeni yatırımlar (yani yeşil işler) ve böylece çalışanlar için yeni iş alanları (böylece yeşil yakalı çalışanları) yaratmak demek oluyor.

Haberde de hükümetlerin alternatif enerji kaynaklarından da faydalanarak artırmayı hedefledikleri enerji arzı için yenilenebilir enerjinin de ciddi bir alternatif olduğu belirtilerek, yeşil işlerin artacağı öngörülüyor.

Bir taraftan da hangi işlerin “Yeşil işler” olduğu tartışması sürüyor. Örneğin, Birleşmiş Demir İşçileri örgütü ve çevreci bir sivil toplum kuruluşu olan Sierra Klübü ortaklığı ile kurulan Mavi Yeşil İttifakı (Blue Green Alliance ) yöneticisi Dave Foster, 10 yıl önce verimsiz otomobil üretiminde kullanılan demir, bugün rüzgar panelleri üretiminde kullanıldığında, demir madenciliğinin de “yeşil” bir iş olacağını iddia ediyor.

Yenilenebilir enerjiyi desteklemek ve işçiler adına yoksullukla mücadele amacıyla hareket eden Herkes İçin Yeşil (Green for All) organizasyonu başkanı Van Jones, meseleye ilginç bir perspektiften yaklaşarak, yeşil işlerin ucuz emek gücü olan ülkelere yaptırılmasının (outsourcing) zor olduğunu dile getiriyor. Bina yalıtım ve havalandırma düzenlemelerinin “outsource” edilemeyeceğini belirten Jones, konuya gelişmiş ülkelerdeki emek gücü açısından ilginç bir boyut katıyor.

Pittsburgh’da (ABD) Mart ayının başında düzenlenen “Yeşil İşler” konferansına 800’den fazla kişinin katıldığı belirtiliyor.

Haberi kaleme alan muhabirin görüşlerine göre, tartışmada iki temel cephe oluşmuş durumda: Bir tarafta işçi sendikaları ve çevreciler, diğer tarafta muhafazakarlar ve petrol endüstrisi temsilcileri yer alıyor. Yeşil taraftarlar iklim değişikliğine yönelik alınacak tedbirlerde zaten çok geride olan ve Kyoto sürecinin dışında kalan ABD hükümetinin yeşil işleri (green jobs) desteklemesi gerekliliğini savunurken, muhafazakarlar devletin piyasaya müdahala etmemesi gerektiğini savunarak, konunun serbest piyasa ekonomisi kuralları içerisinde çözümlenmesi gerektiğini düşünüyorlar . Buna karşılık yeşil cephe ise petrol şirketlerinin enerji piyasasındaki hacmine ve lobi gücüne dikkat çekerek, bu durumda “yeşil” yatırımların devlet müdahalesi olmadan ayakta kalamayacağını dile getiriyorlar.

* Bu yazı 26 Mart 2008’de The New York Times gazetesinde yayımlanan makaleden derlenmiştir.

Kategori: Yeşeriyorum