Yeşeriyorum

Plastik Gerçekler

Hayatımızın hemen her yeri plastikler tarafından sarılmış durumda,

1970’lerin sonunda plastik sanayi çeliğin yerini almaya başladı.

Bugün 50 yıl öncesinden 20 kat daha

fazla plastik kullanıyoruz.Her yıl, dünya genelinde 100 milyon ton plastik tüketilmektedir.

 

Ve her birimiz günde 185 lb plastik tüketmekteyiz.

Bir zamanlar dayanıklı, hafif, ucuz ve kolayca üretilen isteklerimize ve ihtiyaçlarımıza her an kolayca karşılık vereceği düşünülen plastik, şimdi istenmeyen ama her yerde olan bir şeye dönüştü. Şuanda sadece plastiğin kontrol edilemez, emsalsiz, tetkik edilmemiş fazla üretiminin yol açtığı hasarı anlamaya başlıyoruz.

Taşınmasında ve saklanmasında daha işlevsel bir materyalin üretilmesi sürecinde, çevreye tamamen zararlı olan bir dizi madde hiç düşünülmeden üretildi ve şimdi karayı çoktan ele geçiren plastik, dünyanın en büyük okyanuslarını işgal etmeye başladı.

Okyanusun Sakin Bölgeleri

Orta Pasifik döngüsü, 10 milyon mil karenin üzerinde bir alan olarak dünyanın en geniş düzenli okyanus alanını oluşturur. Yarı-tropikal basınç harap edici sakin çekirdeğin dalgalar tarafından yumuşakça ayrıldığı okyanusta yavaş ve saat yönünde bir rotasyona neden olur. Burası, denizcinin intikamına benzer bir şekilde, dünyanın plastik çöplüğü olarak uğursuz bir rolden daha fazlasını aldı. Bu sakin denizlerde tuzağa düşürülmüş, deniz üzerinde yüzen plastik atıklar bir zehirli çöp yığını gibi devamlı çoğalan bir madde olarak helezonlaşarak dönmekte ve büyümektedir.

Fransa’nın iki katı büyüklüğünde tek bir yapı belki de dünyanın en büyük kirliğidir. Yıldan yıla artan plastik atıklar Pasifik Okyanusuna karışmaktadır. Burada, aslında farklı pek çok sahilden, komşu sulardan ve okyanusa ulaşan kanallarından gelen plastik atıklar yer değiştirir ve genelde 16 yıldan fazla zamanda kolay kolay gitmemektedir. Okyanusun bu durgun sularında, bu atıklar birikmektedir. Yakın bir tarihe kadar, bakterilerle ayrıştırabilen doğal atıklar deniz ekosistemine dahil olabiliyordu. Ancak, şimdilerde deniz tortusunun yüzde 90’nını doğal maddeler yerine plastik maddeler oluşturuyor. En inatçı, açgözlü bakteri bile plastikle mücadele etmekte başarılı olamaz. Plastik yavaşça ayrışarak molekül seviyesine gelebilir ama ondan sonrasındaki ayrışma ancak yanmayla olabilir.

(Büyük Pasifik’teki Çöp Parçası) Great Pasific Garbage Patch’taki atıkların yüzde 70 ile 80 arası karalardan gelen ve çoğunluğu tüketim sonrası deniz ekosistemine dalgalar ve fırtınalarla sürüklenmiş atıklardan oluşuyor. Kalan plastiklerin çoğu yoğun balık sanayinin beklenmeyen sonuçlarının ürünü, tröylerin atıkları, kırık şamandıralar, binlerce metre uzunluğunda plastik kablolar, plastik şişelerle birbirine geçmiş sicimler, aletler, çakmaklar vs. Küçük ama hiçte azımsanmayacak kadar önemli diğer bir kısım da tüketim öncesi atıklardan oluşuyor, genellikle küçük topaklar halinde ve üretim aşamasında çıkan atıklar oluyor bunlar.

Pasifik’teki bu büyük çöp alanının belirsiz yapısından dolayı, büyüme hızını belirlemek zor. Ancak, beklenenden daha hızlı büyüdüğünün tahmin edebiliriz. Şuanda, en hızlı büyüme hızından bile daha fazla gelişmektedir. Kaliforniya’daki Algalita Deniz Araştırmaları Vakfı kurucusu kaptan Charles Moore’a göre her yıl 10’un katları şeklinde artmaktadır. 2006’da yapılan bir araştırmada bu çöp alanının bazı yerlerinde plastiklerin planktonlara oranı 1/6’ydı ve 6 yıllık bir süre içersinde bunun 100 katı kadar daha kötüye gideceği belirtilmiştir.

Sudaki Gerçekler

İnsanlardan, sanayi yapılarından, modern kültürün şaşılacak isteklerinden uzaktaki, Midway mercan adası kelimenin tam anlamıyla hikaye kitaplarında geçen ıssız ada tanımına uyar ve Havai takımadalarının kuzey doğusunda uzanır. Etrafı tamamen bu çöp yığını tarafından kuşatılmıştır. Sahilleri ekstrem kirlenmenin acı gerçeğiyle kola şişelerinin itip kakarak oluşturduğu iskelet yapılarla, kümelenmiş balıkçı klubelerinin atıklarının yosun gibi uzanmış haliyle doludur. En önemlisi ise, Albatros sürüsünün Midwey’de yumurtadan çıkan yavrularının yüzde 40’ı adayı hiç terk etmeden, açlıktan ölmektedir.

Kaptan Moore’ın tüyler ürpertici fotoğraf albümü plastiğin denizlerdeki etkilerine dair birinci elden dehşet verici kanıtlar sağlamaktadır. Çürümüş albatrosların şişmiş mideleri son yemeklerine dair korkunç bir manzara sunar, mideleri kurşun saçmaları, çakmaklarla doludur. Kabukları mide bulandırıcı bir şekilde altılı bira paketinin plastik tutacağına sıkışmış ve zamanla alan kazanmak için tanınamayacak hale gelmiş deniz kaplumbağalarını görmek dehşet verici durumu gözler önüne sermektedir.

Greenpeace’in tahminlerine göre her yıl bir milyondan fazla kuş ve 100.000 deniz memelisi bu çöp alanda ölmektedir. Bazı türler çoktan yok olma tehlikesi altına girmiş bile. Sadece bir yıl içersinde ölen Laysan Albatroslarının sayısı 100.000’ini buluyor. Bu şekilde nesilleri yok olacak türlerin listesiyle epeyce uzun.

Okyanus Benim Arka Bahçem Değil ki !!!

Fiziksel etkilerinin yanı sıra, biyolojik etkileri de oldukça büyüktür, okyanustaki bu dev çöp sahalarının. Büyük plastik nesneler sadece denizlerdeki yaban hayatını tehlikeye düşürmekle, karmakarışık hale getirmekle, birbirine dolandırmakla kalmaz, aynı zamanda yüzen adalar şeklinde potansiyel zehirli yaşam kolonileri meydana getirmektedir.

Ne yazıkki, plastik madde üreten sanayiler, plastik atık sorunlarıyla baş etmeyi sağlayabilecek alt-yapı çalışmalarının tersine çok çok daha hızlı büyümeye devam etmektedir. Plastik atıkların geri dönüşümü üzerine oluşturulabilecek bir endüstri de gözükmemektedir. Dolayısıyla, her kesin, okyanus benim arkabahçem değil ki mantığından sıyrılıp, bu işe elini atması gerekiyor. Öncelikle denize ulaşan suların atık filtreleme sistemlerinin mükemmel bir şekilde oluşturulması, plastik üretimine devam edilmemesi, plastik kullanımını ve ihtiyacını minimuma indirecek çözümlerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.


Bu yazının bir kısmı Daisy Dumas’ın Ecologist’te 7 Şubat 2008 tarihinde çıkan yazısından Türkçeye çevrilmiştir.

Kategori: Yeşeriyorum