<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeşil Gazete &#187; Kriz</title>
	<atom:link href="http://yesilgazete.org/tag/kriz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yesilgazete.org</link>
	<description>AKTÜEL YEŞİL GAZETE</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Jul 2010 10:16:52 +0000</lastBuildDate>
	
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İzlanda&#8217;da Seçmen Borç Ödeme Baskısına Hayır Dedi</title>
		<link>http://yesilgazete.org/2010/03/08/izlandada-secmen-borc-odeme-baskisina-hayir-dedi/</link>
		<comments>http://yesilgazete.org/2010/03/08/izlandada-secmen-borc-odeme-baskisina-hayir-dedi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 14:13:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Merkezi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beynelmilel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Borç]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda]]></category>
		<category><![CDATA[Kriz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yesilgazete.org/?p=7964</guid>
		<description><![CDATA[



İzlanda halkı İngiliz ve Hollandalı yatırımcıların İzlanda bankalarında batan paralarının geri ödenip ödenmemesine ilişkin soruya ezici bir farkla hayır yanıtı verdi.

Ülkenin yaşadığı mali krizde batan IceSave adlı bankada İngiliz ve Hollandalı yatırımcıların 3.8 milyar euro civarında tasarrufu batmıştı.
Seçmenlerin yüzde 93&#8242;ü borçların ödenmesine karşı çıkarken, evet oyu verenlerin oranı yüzde 1.5 civarında kaldı.
Krizin hemen ardından Hollanda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1></h1>
<div>
<div>
<div>
<div><img class="alignleft" src="http://www.bbc.co.uk/worldservice/assets/images/2010/03/06/100306104118_0306_iceland226.jpg" alt="İzlandalı seçmenler" width="226" height="170" /><span class="drop"></span>zlanda halkı İngiliz ve Hollandalı yatırımcıların İzlanda bankalarında batan paralarının geri ödenip ödenmemesine ilişkin soruya ezici bir farkla hayır yanıtı verdi.</div>
</div>
<p>Ülkenin yaşadığı mali krizde batan IceSave adlı bankada İngiliz ve Hollandalı yatırımcıların 3.8 milyar euro civarında tasarrufu batmıştı.<span id="more-7964"></span></p>
<p>Seçmenlerin yüzde 93&#8242;ü borçların ödenmesine karşı çıkarken, evet oyu verenlerin oranı yüzde 1.5 civarında kaldı.</p>
<p>Krizin hemen ardından Hollanda ve İngiltere hükümetleri, kendi ülkelerindeki IceSave yatırımcılarının paralarını tazmin etmiş, bu tazminatın da İzlanda hükümeti tarafından kendilerine ödenmesini talep etmişti.</p>
<p>İki ülkeyle İzlanda hükümetleri arasında varılan anlaşmayla bu paranın ödenmesi öngörüldü, ancak anlaşma Cumhurbaşkanı Olafur Ragnar Grimsson tarafından onaylanmadı ve referanduma götürüldü.</p>
<p>Bankacıların hatalarının faturasının kendilerine ödetildiğini düşünen İzlandalı seçmen de düzenlemeye karşı çıktı ve muhalefetini sandıkta ezici bir şekilde gösterdi.</p>
<p>Referandum sonuçlarını değerlendiren İzlanda Başbakanı Johanna Sigurdardottir, referandum sonuçlarının hükümeti etkilemeyeceğini, işbaşında kalmaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p>İzlanda Başbakanı IceSave&#8217;e ait borçları ödemek zorunda olduklarını bu nedenle bir anlaşma yapmaları gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Borcun ödenmesi İzlanda&#8217;nın Avrupa Birliği üyeliği açısından da kritik önemde.</p>
<p>İzlanda&#8217;da özellikle İngiltere&#8217;nin tutumu büyük tepki çekmiş durumda.</p>
<p>Hükümet, IceSave&#8217;in İngiltere&#8217;deki varlıklarını dondurmak için terörle mücadele yasalarını kullanmıştı.</p>
<p>Eski İzlanda milletvekili Arni Gunnarsson, &#8221;İngiltere&#8217;nin aralarındaki balık avı anlaşmazlığında savaş gemilerini nasıl kullandığını unutmadık.</p>
<p>Sömürgeci tavırları devam ediyor. İngiltere hükümeti aklını başına toplamalı&#8221; dedi.</p>
<p>İzlanda Dışişleri Bakanı Ossur Skarphethinsson da, İngiltere ve Hollanda hükümetleriyle görüşmelerin devam edeceğini, referandum sonuçlarının ellerini güçlendirdiğini söyledi.</p></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yesilgazete.org/2010/03/08/izlandada-secmen-borc-odeme-baskisina-hayir-dedi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zam Asgari Ücrete Teğet Geçti</title>
		<link>http://yesilgazete.org/2009/12/29/zam-asgari-ucrete-teget-gecti/</link>
		<comments>http://yesilgazete.org/2009/12/29/zam-asgari-ucrete-teget-gecti/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 18:50:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Merkezi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Asgari Ücret]]></category>
		<category><![CDATA[Kriz]]></category>
		<category><![CDATA[Zam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yesilgazete.org/?p=6527</guid>
		<description><![CDATA[Asgari ücrette, yıllık kümülatif artış yüzde 9.74 olacak.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, gelecek yıl uygulanacak asgari ücreti belirledi.
Buna göre; asgari ücret, 16 yaşından büyükler için yılın birinci 6 ayında yüzde 5.2 artırılacak. Böylelikle asgari ücret, brüt 729, net 577.01 liraya yükselecek. 
Yılın ikinci 6 ayında, asgari ücret, 16 yaşından büyükler için yüzde 4.3 oranında artırılacak. Böylece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span class="drop">A</span>sgari ücrette, yıllık kümülatif artış yüzde 9.74 olacak.<br />
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, gelecek yıl uygulanacak asgari ücreti belirledi.<br />
Buna göre; asgari ücret, 16 yaşından büyükler için yılın birinci 6 ayında yüzde 5.2 artırılacak. Böylelikle asgari ücret, brüt 729, net 577.01 liraya yükselecek. <span id="more-6527"></span><br />
Yılın ikinci 6 ayında, asgari ücret, 16 yaşından büyükler için yüzde 4.3 oranında artırılacak. Böylece asgari ücret, brüt 760.50, net 599.58 lira olacak.<br />
16 yaşından büyükler için asgari ücrete yapılan zam <a onmouseover="showAd('24152','102100' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>2010</strong></span></a> yılında kümülatif yüzde 9.74’ü bulacak.<br />
Asgari ücretin birinci 6 ayda işverene maliyeti 885.73, ikinci 6 ayda 924.01 liraya çıkacak.<br />
Asgari ücret, 16 yaşını doldurmamış işçiler için gelecek yılın birinci 6 ayında brüt 621, net 499.62 liraya ulaşacak.<br />
Yılın ikinci 6 ayında, asgari ücret, 16 yaşını doldurmamış işçiler için brüt 648, net 518.97 liraya çıkacak.<br />
16 yaşını doldurmamış işçiler için uygulanacak asgari ücretin işverene maliyeti yılın birinci 6 ayında 793.94, ikinci 6 ayında 828.39 liraya ulaşacak.<br />
Kapıcılar için asgari ücret, yılın ilk 6 ayında brüt 729, net 619.65 lira, yılın ikinci 6 ayında brüt 760.50, net 646.42 lira olacak.<br />
Asgari ücret, halen 16 yaşından büyükler için brüt 693, net 546.48 lira, 16 yaşından küçükler için brüt 589.50, net 472.32 lira olarak uygulanıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yesilgazete.org/2009/12/29/zam-asgari-ucrete-teget-gecti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gıda Krizinin Faturası AB’ye Kesiliyor</title>
		<link>http://yesilgazete.org/2008/05/14/gida-krizinin-faturasi-ab%e2%80%99ye-kesiliyor/</link>
		<comments>http://yesilgazete.org/2008/05/14/gida-krizinin-faturasi-ab%e2%80%99ye-kesiliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 May 2008 21:22:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Haber Merkezi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeşeriyorum]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Kriz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yesilgazete.org/yg/?p=22</guid>
		<description><![CDATA[Çevre koruma amacıyla biyo-yakıta yönelen Avrupa, gıda fiyatlarının artmasından sorumlu tutuluyor.
Uluslararası gıda fiyatlarındaki artış en çok açlık sorunuyla baş etmek zorunda olan yoksul ülkeleri vuruyor. BM Gıda Programına göre, gıda sıkıntısı çeken ülkelerde günlük bir doların altında bir parayla geçinmek zorunda olan aileler gelirlerinin üçte ikisini beslenebilmek için harcıyor.
Ancak açlıkla mücadele, Avrupa ve ABD’nin içinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://bp3.blogger.com/_Rb4abKTK124/SB9596p_xNI/AAAAAAAAAog/5ryOBXXg2lw/s320/A%C3%A7l%C4%B1k,+AB.jpg" alt="" width="94" height="66" /><span class="drop"></span>evre koruma amacıyla biyo-yakıta yönelen Avrupa, gıda fiyatlarının artmasından sorumlu tutuluyor.<span id="more-22"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Uluslararası gıda fiyatlarındaki artış en çok açlık sorunuyla baş etmek zorunda olan yoksul ülkeleri vuruyor. BM Gıda Programına göre, gıda sıkıntısı çeken ülkelerde günlük bir doların altında bir parayla geçinmek zorunda olan aileler gelirlerinin üçte ikisini beslenebilmek için harcıyor.<br />
Ancak açlıkla mücadele, Avrupa ve ABD’nin içinden çıkmakta zorlandığı bir konu halini aldı. Zira evrenin geleceği için iklim koruma programlarını hayata geçirmeye çalışan Batı, çevreye duyarlılığın faturasının fakir ülkelere ödetildiği eleştirileriyle baş etmek zorunda kalıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: bold;">‘Biyo-yakıt, insanlığa karşı suç’</span><br />
Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası ise, artan gıda fiyatları yüzünden şiddet olaylarının artabileceği uyarısında bulunuyor. Bu iki kurum, mevcut gıda sıkıntısının yol açabileceği felaket senaryolarını hafta sonunda Washington’da düzenlenen uluslararası konferansta açıkladı. Toplantıda verilen mesaj, AB’nin çevre koruma hedefleri doğrultusunda ağırlık verdiği biyo-yakıt üretiminin fakir ülkelerin ekmeğine mani olduğu yönündeydi. BM’nin gıda konusundaki özel raportörü Jean Ziegler, uyarılarının tonunu sertleştirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">AB’nin iklim koruma hedefleri arasında yer alan ve 2020 yılına kadar biyo-yakıt kullanımını yüzde on oranında artırma planlarının da, gıda fiyatlarını daha çok yukarıya çekebileceği uyarısı yapıldı. BM&#8217;nin gıda konusundaki özel raportörü Jean Ziegler de AB’yi tarım ve gıda konusunda eleştirdi. Ziegler, dünyada büyük miktarda biyo-yakıt üretiminin “insanlığa karşı suç” olduğu yorumunu yaptı.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: bold;">‘AB teşvikleri, Afrika tarımını bitirdi’</span><br />
Ancak AB’yi gıda krizi yüzünden zor duruma sokan tek konu gelişmiş iklim koruma bilinci değil. Yıllık 50 milyar doları bulan Birlik içindeki tarım teşvikleri de Brüksel’in başını ağrıtan konulardan. Zira bu teşviklerin bir bölümü Avrupalı tarım ürünlerinin dünya pazarlarında ucuz fiyatlara satılabilmesini sağlıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">AB&#8217;nin Birlik içinde uyguladığı teşvikler, Afrika&#8217;nın tarımını olumsuz etkiliyor.Avrupalı ve Amerikalı yetkililerin Dünya Ticaret Örgütü liderliğindeki serbest ticaret görüşmeleri de tarım teşvikleri üzerinde yoğunlaşıyor. Zira tarım teşvikleri sayesinde az gelişmiş ülkelerin rekabet gücü kırılıyor. BM yetkilisi Jean Ziegler’e göre de AB, Afrika’daki açlığı sadece artan biyo-yakıt talebiyle tetiklemiyor. Ziegler, AB’nin Avrupa’nın gıda fazlasını Afrika’ya ihraç ederek fiyatları düşürdüğünü belirterek, bunun Afrika’daki tarımı yok ettiğini söylüyor:</p>
<p style="text-align: justify;">“Afrika pazarlarında Almanya, Fransa, yada Portekiz’den ithal edilen meyve ve sebzeleri, yerli üretimin neredeyse yarısı kadar bir paraya satın almak mümkün. Bu sayede Afrika tarımı yok ediliyor. Afrika’nın 53 ülkesinden 37’si geçimini tarımdan sağlıyor. Şayet bu konuda bir şeyler yapılmak istense Brüksel’deki Tarım Bakanımız ve Maliye Bakanımız bu sorunun üstesinden gelebilir”</p>
<p style="text-align: justify;">Peki bir yandan yer kürenin geleceği için iklim koruma alanında etkin görevler üstlenmeye çalışan AB’nin diğer yandan da 3. dünya ülkelerindeki açlığa neden olduğu eleştirileri yerinde mi?</p>
<p style="text-align: justify;">AB Komisyonu bu iddiaları kabul etmiyor. Avrupa Birliği’nin Tarım ve Kırsal Kalkınmadan Sorumlu Komiseri Mariann Fischer Boel, “tarım alanlarının biyo-yakıt üretimine kayması gıda üretimi için bir tehlike oluşturmuyor” görüşünü savunuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yesilgazete.org/2008/05/14/gida-krizinin-faturasi-ab%e2%80%99ye-kesiliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel İsyana Doğru Mu?</title>
		<link>http://yesilgazete.org/2008/05/14/kuresel-isyana-dogru-mu/</link>
		<comments>http://yesilgazete.org/2008/05/14/kuresel-isyana-dogru-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 May 2008 19:31:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dilaver Demirağ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeşeriyorum]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Kriz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yesilgazete.org/yg/?p=17</guid>
		<description><![CDATA[Kriz var, bunalım var! Son yıllarda en sık duyduğumuz söz bu olmaya başladı. Önce küresel çevre krizi sözü ortalıkta dolaştı, BM rapor üstüne rapor yayınlayıp dünyanın hali kötü önlem alın ey devletler topluluğu dedi.
Kriz var, bunalım var! Son yıllarda en sık duyduğumuz söz bu olmaya başladı. Önce küresel çevre krizi sözü ortalıkta dolaştı, BM rapor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span class="drop">K</span>riz var, bunalım var! Son yıllarda en sık duyduğumuz söz bu olmaya başladı. Önce küresel çevre krizi sözü ortalıkta dolaştı, BM rapor üstüne rapor yayınlayıp dünyanın hali kötü önlem alın ey devletler topluluğu dedi.<span id="more-17"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignright" src="http://bp2.blogger.com/_Rb4abKTK124/SB-Vjqp_xcI/AAAAAAAAAqU/U7Lu7_EYKgo/s200/a%C3%A1l%C3%A7k.JPG" alt="" />Kriz var, bunalım var! Son yıllarda en sık duyduğumuz söz bu olmaya başladı. Önce küresel çevre krizi sözü ortalıkta dolaştı, BM rapor üstüne rapor yayınlayıp dünyanın hali kötü önlem alın ey devletler topluluğu dedi. Birileri çevre mültecileri, bozulan doğal yaşam alanlarının yarattığı çevresel felaketlerden yola çıkarak bunun savaşlara neden olacağının söylerken, birileri de kaçınılmaz çöküşle yok olacak dünyadan söz ediyordu. Sonra iklim krizinden söz edildi, çevre mültecilerinin yerini iklim mültecileri almıştı, ekolojik çöküş teorisi ise aynen sürüyordu. Savaş senaryosu da değişmemişti. Sadece genel gezegensel ekolojik destek sistemleri iklimle ilişkilendirilerek yan dallara ayrılmıştı. Sonra bu senaryo fazla değişmeden suya uyarlandı. Şimdiyse kriz besin krizine dönüştü. Senaryonun çıktıları da hiç değişmiyor. Krizin önüne geçilmezse olacak felaketlerden dem vuruluyor ki bunların arasında mutlaka savaş senaryoları yer alıyor. BM tüm bu korku kültürünün savaş senaryolarının tam ortasında adeta pazarlık için gereken senaryolar BM üzerinden üretilerek bu sürecin merkezine yerleştiriliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">BM felaket kumkuması rolü oynarken arkada sıkı pazarlıklar dönüyor, ihaleler veriliyor, ihaleler alınıyor küresel polisin nerede ne tür bir rol oynayacağı öngörülüyor. Medya burada en önemli aygıt o korku senaryolarını üretiyor yayıyor, küresel panik havasının oluşmasını sağlıyor. Korkudan serseme dönen insanlar birilerin duruma el koyup durumu düzeltmesini istiyor. Bu esna da BM öncülüğünde felaketlere müdahale etmek için zengin ülkeleri topluyor, uzun müzakereler sonrası BM öncülüğünde müdahale birimleri olaya müdahale ediyor. Bu arada sol basın bazı ülkelerin sorumsuzca davranarak vaatlerini tutmadığını belirterek beyaz vicdanları kara kafalılara karşı sorumsuz davranmakla suçluyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonra zemin oluşunca birileri krize el koyuyor (tabi bu arada her senaryoda bir iyi polis bir kötü polis oluyor, örneğin iklim krizinin kötü polisi Bush, iyi Polisi çevre starı Al Gore’du, şimdi gıda krizinin kötü polisi AB ve tarım alanlarına etanol ektiren zenginler, iyi polisi ise yoksulları ayaklanmaya çağıran gıda programcısı…) ve işler tıkır tıkır yürüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm bu senaryoları ifşa eden Naomi Klein bu oyunun adını koyuyor Felaket Kapitaliz mi? Birileri bizim felaketlerimizi kârlılığa, kazanca dönüştürüyor. Mesela Endonezya’daki felaket sonrası yeniden inşa programı uyarınca bir takım şirketler epeyi zengin oldu, elbette bu işteki fedakârlığı karşılığı yüksek maaşlar ile ödüllendirilen BM yardım bürokratlarını saymıyorum. Onlar değerli zamanlarını zavallı yoksulları, felaketzedeleri kurtarmaya adadığından bunu çoktan hak etmişlerdi. Krizi fırsata dönüştürenler bundan nemalan dursun felaketin tüm ağırlığı üzerine çökmüş olanlar ise kendilerini sıkı mı sıkı bir biçimde damlaması bir türlü mümkün olmayan yardımların yaşamlarındaki olumsuzlukları ne zaman gidereceğini biraz da kızgın bir halde beklemektedir. Şayet Haiti de olduğu gibi sızlanmanın ötesine geçip hakları olana el koymaya filan kalkarlarsa BM’nin beyaz polisleri orada” kötü” isyancıları vurmaktan çekinmeyecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">İşin peşrev bölümünden sonra artık oyun bölümüne geçebiliriz. Ne oluyor? Quo Vadis nereye gidiyoruz ya da “vatandaş bir kaşık pilava neden muhtaç” hale geldi. Çirkin politikacılar, kötü spekülatörler yani küresel felaket melodramının değişmez karakterleri mi sorumlu bu işten. Yoksa son yıllarda olup biten her şeyden sorumlu Küresel Isınma acı sonuçlarını bir bir göstermeye Al Gore ağabeyimizin uyarılarına kulak asmayan pis kapitalistler nedeni ile gayya rövanş aşamasına geçip, insan denen canlıyı bu deneyden çıkarmaya mı karar verdi. Ya da “tavşanlar gibi üremekten” vazgeçmemizi öneren kravatlı liberal akademisyenlerin söylediği gibi sorumlu nüfus artışı, rasyonel örgütlenemeyerek dünya piyasasına ayak uyduramayan asalak köylüler mi? Kim? Ne? Durun bilgi tanrınız olarak ben imdadınıza yetişecek ve sizi tüm gerçeklerden haberdar edeceğim.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-weight: bold;">Karmaşık Nedensellik</span></p>
<p style="text-align: justify;">Öncelikle gerçekten de ortada bir sorun var, gerçekten de nüfus artışına karşılık hasadı yapılan ürün miktarı arasında bir açık var. Gerçekten iklim değişimine paralel yaşanan kuraklı, ya da mevsimsiz gelen aşırı yağışlar, sert kış koşulları pazara çıkan ürün miktarın azaltıyor. Arz düşünce stoktan yemeye başladığımızdan birileri bunu fırsata dönüştürüp fiyatları yükseltiyor. Gerçekten gıda arzında ve buna bağlı olarak gıda güvenliğinde kırmızı alarm seviyesi uygulanmasına neden olacak bir şeyler yaşanıyor. Hakikaten ekonomilerindeki karbonu düşürmek, Kyotoya uyacak biçimde kotaları düşürmek isteyenler çareyi biyo yakıtlara yatırım yapmakta buldu. Ve bu doğal olarak besine dönük üretim alanlarında bir daralmaya neden oldu. Zaten tarım yapılabilecek toprak mevcut artışın sürmesi halinde talebe cevap verebilme yeterliliğinden uzak. Diğer yandan klasik sol jargonun günah keçisi “emperyalistler” söyleminde de gerçeklik payı var. Çünkü dünya gıda piyasasına büyük şirketler yön veriyor ve fiyatı da onlar belirliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Yine zengin sanayileşmiş ülkeler arasında kendi çiftçilerine çok ciddi destekler sunulurken Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu İMF’nin kredilerinde bir şart olan tarımın piyasa koşullarına uygun olarak yeniden yapılanması ve bu doğrultuda devletlerin kendi çiftçilerine uyguladığı tarımsal teşvikler son verilmesi olgusu da bugünkü gıda krizinin başlıca sorumlularından. Çünkü zaten çok kısıtlı şartlarda ve modern tarım tekniklerinden yoksun üretim yapan ve elde ettikleri para ile de değil zenginleşmek, borçlarını ödedikten sonra (çünkü girdi maliyetleri çok yüksek, tohum, yakıt, gübre vb girdiler kazancın önemli bir bölümünü gideriyor) kalan para ile bir işini görebilirse mutlu olacak haldeler. Bu koşullara bir de dünya piyasasına uygun fiyat koşulu eklenip, devletlerin yüksek taban fiyatları ile çiftçiyi-ki bu da çok doğru bir tez değil çünkü zaten tarım ülkelerinin çoğunda devlet zengin değil ki çiftçiyi çok büyük paralar ile desteklesin-desteklemekten vazgeçince çiftçilik cazip bir iş olmaktan çıkıyor ve tarımdaki iş gücü miktarı hızla düşüyor. Ayrıca sanayi malları ile kıyaslandığında tarım ürünlerinin katma değeri de hayli düşük kalıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün bu etkenlere yeni sanayileşen ve zenginleşmeye başlayan Çin, Hindistan gibi tarım devlerinin kentli nüfusunun hayat standardındaki yükselişe paralel tüketimleri artıp ellerindeki ürünü ihraç etmek yerine iç piyasada tüketmeye başlayınca bu da gıda arzını düşürüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu bilgilerin tümüne FAO raporları vasıtası ile ulaşmak mümkün. Ama ulaşamayacağımız bir başka gerçek var. O da şu, mevcut yaşam tarzımız ve buna bağlı olarak kalkınma, ekonomik büyüme gibi hedeflerimiz. Çünkü bir gerçek var ki tüm dünyanın bir ABD ya da Avrupa gibi tüketmesi olanaklı değil. Çünkü bu kadar çok büyük bir besin talebini karşılayabilecek bir arz olanaklı değil. Lakin bu doğru saptama da haklı bir adalet duvarına çarpıyor. Çünkü onlar tüketimlerini kısmaz hatta giderek daha fazla yükseltirken, dönüpte başkalarına ee ama kaynaklar kısıtlı ne yapalım siz de bizim seviyemize ulaşmak için uğraşmayın. Bunu yaparsanız ortada dünya diye bir şey kalmayacak. İşte kısır döngüde buradan itibaren başlıyor. Mantığın soğuk dili ile ifade edilen bu gerçeği siz çok doğal olarak hiç kimseye kabul ettiremezsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu şartlar altında eğer bir gelecek kuşak olursa muhtemelen gezegenin ve insanlarının bencillik yüzünden bir çöküş yaşadığının söyleyecekler. Bu durumda ya yoksullar tüm lanetleri ile üzerinize çökerek sizlerin dehşet ölüm silahlarıyla ya da açlık ve sefalet, bulaşıcı hastalık, kötü beslenme vb nedenler ile yavaş yavaş ölecekler. Yada el kaideyi bile mumla arayacağınız dehşet örgütleri size huzur yüzü göstermeyecek, zenginliğinizin taştığı kentlerinizde ölüm ve korku aranızda kola gezecek ve başkaları için ürettiğiniz dehşet silahları sizi yok edecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yesilgazete.org/2008/05/14/kuresel-isyana-dogru-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
