Misafir Odası’ndan çocuklar ülkesine – Ayşe Pınar Böke

Bir öğretmen çocuğuyum ben.Vatan sevgisini, saygıyı, onurlu olmayı, adaleti babamın çalıştığı köy okullarının bahçesinde oynarken öğrendim…

Kısıtlı imkanların içerisinde, herkes gibi birçok şey istemeyi fakat sahip olamadığında da isyan etmemeyi öğrendim. Her mesleği içinde barındıran yüce bir meslek sahibini hayranlıkla izledim.

Belki de o yüzdendir, nerelisin diye sorulduğunda. Babam öğretmendi… diye başlayan ve ardı ardına sıralanan kent isimleri… Şurada doğdum, burada ilkokula başladım falan…

Belki de ondandır hep bir köy okulunda öğretmenlik yapmaya özlem duymam.. Çocukluğuma ve hep hayatımın kahramanı olan babama duyduğum özlemle başladığım hikaye anlatıcılığı  yolumda ‘’Seiba Uluslararası Hikaye Anlatıcılığı Merkezi‘nin düzenlediği ‘’Çocuklara Nasıl Masal Anlatırım?‘’ eğitiminde  tanıştım Seda ile. Seda eğitim için Şanlıurfa’dan gelmiş. Evini, odasını açtığı birbirinden güzel çocuklara farklı ne katabileceğini öğrenmek üzere. Kendinden  bahsettiği o kısacık an, bazen ömür saydığın, paha biçemediğin, en’lerimden biri oldu.

Yaşamın bize ne sunacağı ve neleri getireceği belli değil. Bazen mucizeler hemen ilerde, bir adım uzağımızda olabilir yeter ki biz işaretleri izlemeyi bilelim.. Hayallerin gerçeklere can olduğu yerde yeniden bir masal uçurduk biz de Seda ile gökyüzüne.

Takıldım peşine hemen Seda’nın. İki hafta sonra elimde valizim, midemde kelebeklerle Urfa’daydım. Seda, Urfa’da evinin bir odasını çocuklar için oyun, sanat,  eğitim alanı haline getirmiş. Kimine göre imkansız, kimine göre saçma, kimine göre hayal ama bana göre harika bir iş çıkarmış. Mahalleden farklı yaşlarda çocuklara ışık olmuş, öğretmen olmuş, abla olmuş. Çıktıkları yol neresinden yürünse hiçbir şekilde kategorize edilmeyecek olan çocuklara, sadece çocuklara çıkan bir yol..

Nasıl ki gökyüzü hiçbir yere gitmiyorsa, nasıl ki tüm insanlar aynı gökyüzünün altındaysa; o da  hep çocukların yanında.

Geldiysek bu hayata yaşayalım demek herkesi mutlu etmeyebilir. Hayatta figüran olmaktan, rutini yaşamaktan öte amaçları, idealleri olan insanlar da oluyor. Keşke bu insanlardan daha çok olsa dünyada.

Bir yeri, bir şehri güzelleştiren; insanları ve o insanların yaşadıklarıdır.

Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesinde ki bu evin misafir odası çocukların sesiyle, neşesiyle ömrüne ömür katıyor. Başta Seda’da ve onun da katkısı ile öğrencilerinden çocukluk hiçbir yere gitmemiş. Ben şahidim buna. Çocukluğuna tekrar kavuşmak isteyen varsa; bu eve bir uğrasın derim. Mutlu olursunuz. Eğer siz de çocuklarla çalışıyorsanız ve zamanınız varsa birçok çocuğun hayatına dokunabilir ve böylelikle fırsat eşitliğini sağlamaya katkıda bulunabilirsiniz.

Bir gün, kendi hikayesinin kahramanı olabilmiş, ruhu ışıklar saçan kişiyle karşılaştığınızda, cebinizde yarım bıraktığınız hikayelerinizi onunla tamamladığınızı farkeder ve buna şükredersiniz..

Aydınlık yarınlar için biz de payımıza düşeni yapmaya çalışıyoruz, çünkü biz bu topraklarda sevginin iyiliğin hakim olacağına inanıyoruz.

Bir çocuğun okuldan aldığı eğitimin yanında oyunlar, yaratıcı drama, masal ve kitap okuma gibi alanlarda deneyim kazanarak, öğretmen odaklı yerine çocuk odaklı, özgür ve demokratik bir ortamda oyunlar oynayıp çeşitli materyallerle kendini ve hayatı keşfedebildiği bir alana sahip olabilmesini sağlayarak  çocuğun gelişiminde pozitif bir katkıda bulunmak ve böylelikle kendini ve dünyayı yeterince tanıyabilen bireyler yetiştirmeye çalışılarak toplumun uzun dönemli kalkınmasına katkı sunmak  bu projenin en önemli hedeflerindendir.

Ayrıca tüm bu faaliyetlerin gönüllülük esasına dayalı ücretsiz olarak sürdürülmesi ise eğitimde fırsat eşitsizliği konusunda toplumsal faydanın bir parçası olacak kanaatindeyim.

 

Ayşe Pınar Böke

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page