[Dünyadan Kent Bahçeleri] Yeşil Gerillaların küllerinden varettiği şehir: New York

[Dünyadan Kent Bahçeleri] yazı dizisindeki tüm yazıları buradan okuyabilirsiniz

Bir kişinin ortaya attığı fikrin dayanışmayla nasıl çoğalarak dünyayı daha güzel bir yer haline getirebileceğinin bir örneği daha: New York’ta kent bahçelerinin hikayesi

New York şehrinde, 1970’lerde yaşanan ekonomik krizle birlikte başta emlak zenginleri olmak üzere insanlar şehri terketmeye başladı. Vergi oranının düşmesiyle devlet kurumları hizmet vermemeye başladı. Polis ve itfaiye binaları dahil pek çok bina boşaldı, suç oranı arttı. Ev sahipleri evlerinin bakımını yapmayı bıraktı. Şehir çöküşe geçti. Ancak, 1973 baharında, Liz Christy adlı birinin küçük bir hareketiyle tüm bunlar dönüşmeye başladı. Liz, yeni taşındığı mahallede umut gören bir sanatçıydı.

Liz Christy

Bir gün, Manhattan’da, Bowary caddesinde boş binanın önünde bir buz dolabıyla oynayan bir çocuk gören Liz, çocuğun annesine bunun hiç de güvenli olmadığını söylediğinde, “O kadar önemsiyorsan bu konuda bir şeyler yap” cevabını aldı. Bu cevabın üstüne, birkaç hafta içinde, çoğu üniversite öğrencisi olan arkadaşlarını toplayarak alanı temizlemeye başladı. Cornell Universitesi, teknik destek verdi. Gönüllüler 3 ay boyunca çöp toplayarak, hafriyat kaldırarak ve toprak seviyesini yükselterek çalıştı. Çoğunluğu Hispanik ve Afrikan-Amerikalı olan komşular, bir avuç hippi görünümlü beyaz gencin yaptıklarına önce şüpheyle yaklaşırken, ortaya çıkan bahçeyi gördüklerinde harekete dahil olmadan edemediler. Tüm mahalle el ele verdi ve çalışmaya başladı. Birkaç ay içinde, bostancılar kendi yetiştirdikleri domates ve salatalıkları yemeye başladılar.

Devlet yetkilileri durumdan rahatsız oldularsa da, halk kendini “yeşil gerillalar” (Green Guerillas) olarak tanımlayan grubu o kadar sevmiş ve benimsemişti ki, boş alanları yılda 1$’a kiralamak üzerine anlaştılar. Liz Christy, tüm şehri kapsayan Yeşil Parmak (Green Thumb) organizasyonuna danışmanlık yaparak şehirde diğer bahçelerin yaratılmasına destek vermeye devam etti.

Yeşil Parmak (Green Thumb)

Bioçeşitliliğin bir ekosistemi güçlü kılması gibi; bostancıların yaş, deneyim, kültür, beceri ve fikirlerinin farklılığı bahçeleri daha güçlü ve zengin yapıyordu. Yeşil Parmak (Green Thumb) tarafından 1978’de yapılan bir araştırma, toplam 80 hektar alanda bir yılda 1 milyon dolar değerinde ürün yetiştirildiğini ortaya koydu. Bahçelerde çalışanların %75’i ürettiklerinin bir kısmını gıda bankaları ve aç komşularına verebiliyordu. Ancak bahçeler gıdadan fazlasını sunuyordu: kavurucu Manhattan yazlarında kaçmak için artık serin ağaç gölgeleri vardı. 8 hektarlık alan, ortalama 2 ton sülfür diyoksiti çevreden uzaklaştırabiliyordu. Biyoçeşitlilikle farklı kuş, böcek ve diğer canlıların yaşaması ve çoğalması için bir ortam oluştu. En önemlisi, terkedilmiş çöplük alanlar, insanların toplanabileceği şahane alanlar haline gelmişti. Yeşil alanlar ile insanların stresi azaldı, mental ve fiziksel sağlığı iyileşti. Bahçelerde düğünler, doğumgünü kutlamaları, konserler, politik toplantılar olağan buluşmalar haline geldi. Mahalleler birlik ve beraberlik ruhunu benimsedi.

Kentin çöküşü yavaşladı ve tersine döndü ve böylece şehri terkedenler geri gelmeye, ev sahipleri binaları onarmaya başladı. Şehir tekrar vergi toplamaya başlayınca devlet kurumları tekrar çalışmaya başladı. 1980’lerin sonunda, şehirde 800’den fazla bahçe vardı. Tarım Bakanlığı, bunun ne kadar inovatif bir fikir olduğunu kabul etti ve destek vermeye başladı, böylece ülkenin diğer şehirlerine bu hareketin yayılması sağlandı. Farklı ülkelerden insanlar bu komün bahçeleri görüp ülkelerine bilgi ve ilhamla döndüler.

Derken, bahçelerin kendi varlıklarını tehdit ettiği bir dönem geldi: Yetkililer bahçesi olan semtlerin değerinin arttığını farketti. Bu da yeni binalar yapmak için güzel bir fırsattı. 1994’te, dönemin belediye başkanı Rudolph Giuliani’nin emriyle, buldozerler devreye girdi. Ancak başkan bir şeyi hesaba katmamıştı: tüm bostanları tehdit ederek, birbirlerini tanımasalar dahi aynı gaye ile hareket etmiş, topraktan aynı şifayı görmüş, birbirine kalpten bağlı tüm bahçecileri bir araya getiriyordu. Bir kısmı sokaklarda direnirken, bir kısmı çevreci savcı Eliot Spitzer’ın çabaları ile direnişi mahkeme salonlarına taşıdı. Yaklaşık 600 bahçe kurtarıldı.

Eliot Spitzer

Belediyeden bir şeyler yapmasını beklemekten bunalan ve dizginleri eline alan halk, devletten bağımsız, sokaktan başlayan bir hareketle mahallelerini, New York şehrini değersiz bir beton çöplüğü olmaktan kurtararak dayanışma ve üretkenlikle kendi gıdasını yetiştirdi, evsizlere besin sağladı, pek çok farklı canlıya yuva kazandırdı ve şehre cazibesini geri kazandırdı.

 

Yeşil Gerillalar hala Manhattan’da bahçecilik yapıyor. Bu 45 yıllık macera, insanların hayatını birbirine bağlayan pozitif hareketlerin iyiye doğru değişimi başlatabileceğinin güzel bir örneği.

Kaynaklar:

The Community Gardening Movement in New York City: The First Decade” , Amanda Suutari.

Community Gardens Revitalize Neighborhoods in New York City” , Steve Brooks.

http://www.greenguerillas.org/

 

Rana Söylemez

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page