Ödüllü yeşil kampanya ve projeler Avrupa’da buluştu

 

Avrupa Çevre Kuruluşu/European Environment Foundation (EEF)’nun, Almanya’nın Freiburg kentinde bu sene 6.’sını düzenleyerek dünya çapında uluslararası çevre ödülü alan 40 ülkeden eski-yeni 100 vizyoneri bir araya getirdiği, deneyimlerini, fikirlerini buluşturmayı ve yaratıcı çözümlerini ortaklaştırmayı amaçladığı kongre geçen hafta 9-12 Mart günleri arasında gerçekleştirildi.

Kent merkezinden bir görünüm, Freiburg

Kongre mekanı olarak Freiburg’un seçilmesinde kentin güneş enerjisi, sürdürülebilir yaşam tarzı, çevre-ekoloji alanlarında eğitim, biyoçeşitlilik gibi pek çok alanda çözüm sunması, bu özelliğiyle de  “Yeşil Kent Freiburg” adını hak etmesi geliyor.

Geçen yıl Aralık ayında verilen Nükleersiz Gelecek Ödülü’nün sahiplerinden olması nedeniyle Türkiye’den  Avukat Arif Ali Cangı’nın da davet edildiği kongrede ödül sahipleri çalışma konularına, yaratıcı projelerine dair sunumlar yaptı, çevre ve ekoloji konularında iyileştirmelerin sağlanması, sürdürülebilir gelecek ve yeşil bir dünya  için uzmanlar görüşlerini paylaştı. Benim de katılım imkanı bulduğum kongreye dair aşağıda okuyacaklarınız, daha yeşil bir dünya için yaratıcılıklarını ortaya koyan, uğraş ve mücadele veren insanların inovatif çalışmaları üzerinden geleceğe dair olumlu tahayyüllerinizi arttıracak, içinizi ümitle dolduracak türden.

Açılış konuşmasında iklim değişikliğine vurgu!

Almanya’nın eski Cumhurbaşkanlarından, Horst Köhler, açılış  konuşmasını yaptığı kongrede dünyanın karşı karşıya olduğu iklim değişikliğine dikkat çekerek ülkelerin gelişmişlik seviyelerine göre değil eşzamanlı ve birlikte olacak şekilde enerji ve kaynak kullanımı sorununa çözüm bulması gerektiğine işaret etti.

Almanya eski cumhurbaşkanı Hörst Köhler

Üretim ve tüketim şeklimiz değişmeli

Konuşmasında 2013 Birleşmiş Milletler İklim değişikliği Konferansı’nın ve Paris anlaşması’nın dünya çapında bir çok ülkeyi bir araya gelerek ortak karar alınabilmesinin önemine değinen Köhler, dünyadaki tüm faaliyetlerin,gezegenin geleceği açısından birbiriyle bağlantılı olduğunu ve bir değişim sürecine geçilmesi gerektiğini ifade etti, Köhler’e göre ne yediğimiz, ulaşım şeklimiz, nasıl çalıştığımız, enerjiyi sadece nasıl ürettiğimiz değil nasıl tükettiğimiz de  bu değişim sürecine girmeliydi. Bu şekilde bazı sektörlerin kapanması zorunlu olarak iş kayıplarını getirse de yenilenebilir enerji alanındaki  istihdam imkanları ve inovasyon insanlığı avantajlı konuma getirebilecekti. Kaldı ki son yıllarda maliyetlerde sağlanan düşüklük yenilenebilir enerjiyi daha rekabetçi ve karlı bir iş alanı  konumuna bile getirmiş bulunuyordu.

Fakirliği bitiren ilk, iklim değişikliğini durduran son nesil olmaya tek engel insanlığın paradoksu

Köhler’e göre değişim imkanlarıyla gelecekti öyle ki bu nesil değişmeyi başarırsa fakirliği bitiren ilk, iklim değişikliğini bitiren son nesil olmuş olacaktı. Herkesin temiz hava solumaya ve sağlıklı bir çevrede yaşamaya hakkı vardı, yaşanacak iş kayıpları ise yeni sektörlerde karşılığını bulacaktı. Lakin tüm bu değişim için tek engel insanın paradoksu dolayısıyla,  bu paradoks çerçevesinde uygulanan politikalar, alınan siyasi kararlardı.

“İklim değişikliğini önlemenin sadece kutup ayılarını kurtarmak için değil, insanları kurtarmak için gerektiğini fark ettim”

3 günlük program kapsamında daha yeşil ve yaşanabilir bir dünyayı inşa etmeye kendilerini adamış olan projelere de yer verildi. Bunlardan biri olan Felix Finkbeiner’in  11 yaşında başlayarak bugüne taşıdığı Plant For the Planet (Gezegen için Ağaçlandır) kampanyası.  Bugün 19 yaşındaki Finkbeiner çevreci arkadaşlarından oluşan grupla Birleşmiş Milletler’in 1 Milyar Ağaç kampanyasına katılmış ve 130 ayrı ülkede tam 14 Milyar Ağaç dikmiş. Grup ağaç dikme işinde hedefi büyüterek ağaç sayısını 1 Trilyona çıkarmanın peşinde ki dünya nüfusu üzerinden bir hesapla kişi başına 150 ağaç dikilmesi anlamına  geliyor. Bugün  dünya genelinde 1’er günlük eğitim almış olan  9-12 yaş aralığında 55 bin çocuğun üyesi olduğu “İklim adaleti elçileri”adı altında bir oluşuma evrilmiş durumdaki grupta Türkiye’den de çocuklar yer alıyor .

Finkbeiner iklim değişikliğinin vurucu etkisini  : “İklim değişikliğini önlemenin sadece kutup ayılarını kurtarmak için değil, insanları kurtarmak için gerektiğini fark ettim” ifadesiyle gayet iyi anlatıyor. Daha fazla bilgi için  https://www.plant-for-the-planet.org/en/home

Solda 11 yaşındaki haliyle Felix Finkbeiner, sağda Tristram Stuart

Süpermarket standartlarına uymadığı için atılan taze sebze ve meyvelere dikkat!

Diğer bir  yaratıcı kampanya ise ödüllü yazar ve kampanyacı Tristram Stuart’a ait. Gıda üretiminin dolayısıyla da tüketiminin çevresel ve sosyolojik etkilerini baz alarak kurduğu Feedback(Geribesleme) yardımlaşma ağının sağladığı başarı Stuart’a 2011 yılında  ödül kazandırmış. Sözkonusu Feedback: “Feeding the 5000/5000 Kişiyi beslemek” kampanyası marketlerde sırf standratlara uymadığı için atılan taze sebze ve meyvelerle Trafalgar meydanına toplanan 5000 kişiyi doyuracak kadar çok olduğunu göstererek miktarın büyüklüğüne dikkat çekilmesini sağlamış. Birleşmiş Milletlerin Çevre Programı kapsamında kabul gören kampanya bu şekilde pek çok ülkede uygulanmış bulunuyor. Kampanya bana bir yönüyle Türkiye’de  katıldığımız Bombalara Karşı Sofralar’ı hatırlattı. Stuart bir de atık ekmekleri değerlendirerek Toast Ale bira şirketini kurmuş.

2,5 milyon çocuğun hayatını kurtaran proje

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), verilerine göre dünyada arsenik nedeniyle kitlesel ölümlerin görüldüğü Bangladeş’te görülüyor. Heriott Watt Universitesinden  Professor Bhaskar Sen Gupta ve onun ekibi daha önce su yönetimi konularında 2010 ve 2011 yıllarında çeşitli ödüllere layık görülen Bright Green Energy Kurucusu Mr Dipal Barua ile birlikte çalışarak ilk defa Subterranean Arsenic Arındırma tesisini kurmuş ve bölgede kullanılan, okullara, çevre ilçelere verilen suyun güvenli hale getirilmesini sağlamışlar. Batı Bangladeşte 2,5 milyonu çocuk 10 milyon insanın yaşadığı gözönüne alınırsa bu buluş ciddi anlamda hayat kurtarıcı nitelikte.  Elektriğini güneş enerjisinden sağlayan tesis aynı zamanda yeraltı suyunu arsenikten arındıran dünyadaki en temiz tesis olarak biliniyor. Daha fazla bilgi için http://www.insituarsenic.org/

 “Kirlettiğiniz bölgeyi şimdi temizleyin ve milyonlarca insanın hayatını kurtarın”

Kongreye katılanlardan İranlı bilim insanı, yazar, araştırmacı olan Dr Mozhgan Savabieasfahani ise 2003 yılından beri Irak savaşında kullanılan uranyum mermilerinin çocuklar ve  halk sağlığı üzerine araştırmalar yapıyor. Bu çalışması ona  2015 yılında Rachel Carson ödülünü kazandırmış. Çevresel toksikoloji üzerine 30 kadar yayını ve Amerikan üslerinin yakınlarında yaşayan Iraklı çocuklarda kurşun zehirlenmeleri üzerine çalışmaları olan Dr. Savabieasfahani’nin ayrıca doğum anomalileri hakkında da çeşitli bilimsel yayınları bulunuyor.

Çıplak Ayaklar Koleji’nin Güneş Anneleri !

En çok etkilendiğim karbon emisyonu azaltan, uzun soluklu çözümler üreten güneş enerjisini çok sayıda köydeki hayatı dönüştüren, bu yönüyle elektrik ihtiyacını karşılarken istihdam yaratarak insanlara gelir sağlayan “Barefoot College/Çıplak Ayaklar Koleji oldu. Bunker Roy’dan dinlediğimiz Çıplak Ayaklar Koleji, dünya genelinden katılım gösteren  köylerde yaşayan eğitimli olmayan orta yaşlı kadınlardan temel bir eğitimle güneş mühendisleri yaratıyor. Çıplak Ayaklar Koleji Hindistan’da Gandhi’nin ruhunu taşıyan onun sürdürülebilirlik üzerine düşüncelerini baz alarak  faaliyet gösteren oluşumlardan.

“Kış oldu da kocamın yüzünü gördüm!” 

Eğitim alanların köyleriyle bağları güçlü ve köyünde sözü geçen teyzeler olması ise, teyzelerin elektrik imkanından yoksun köylerinde güneş enerjisinin daha kolay kabul edilmesini sağlıyor.  Fakat yaz döneminde işin yoğun olması, Teyzeleri ailelerinden, kocalarından biraz ayırmış, içlerinden. Çıplak Ayaklar Koleji, 2000 yılından beri köylere güneş enerjili su ısıtma sistemi sunarken son yıllarda güneş enerjisinden elektrik üretimine yüzünü çevirmiş ve Solar Mama’lar (Güneş Anneleri) ile yoluna devam ediyor. Daha fazla bilgi için https://www.barefootcollege.org/

Genel olarak kongreye dair bilgi vermeyi amaçladığım bu yazının ardından ödül alan çalışmalardan henüz bahsetmediğim ikisine önümüzdeki günlerde özel olarak yer vermeye çalışacağım. Öyle görünüyor ki dünyayı felaketlere sürükleyen insanın karşısında çözümü yine insan bulmak zorunda. Elektriği olmayan köylerde yaşayanlar, arsenikli su içmek zorunda kalan çocuklar, uranyum mermilerinin zehirlediği topraklarda  ölümle iç içe yaşayanlar,  insanlar yalnız değil. Güzel kalpli insanlar için düşünmek ve sorunu ve kullanılacak araçları tespit etmek mümkün olduğu sürece çözüm var.

Son olarak belirtmem gerekir ki, kongrenin bu seneki en önemli çıktısı çevre aktivistlerine yönelik şiddetin durdurulması için katılımcıların ortaklaşarak imzaladığı çağrı metni oldu. Dünyada iklim değişikliği, biyoçeşitliliğin azalması, ekosistemlerin bozulması ve doğal kaynakların tükenmesi,  gibi sorunlar nedeniyle çevre aktivistlerinin daha görünür olduğunu, görünür olduğu oranda da aktivistlerin, iş planları bozulanların şiddetine uğradığını, hapse atıldığını  hatta suikaste uğradığını teslim eden metin 2015 yılında 185 çevrecinin öldürülmüş olduğunu hatırlatıyor.

Çağrı metni,katılımcıların  ekosistemi, doğal kaynakları korumaya, iklim değişikliğini önlemek için çalışmaya  ve gerek devlet gerekse özel sektördeki aktörlerin iktisadi faaliyetlerini izlemeye devam edeceklerine, çevrecilerin sağlık ve güvenliklerin tehdit edilmesine karşı sessiz kalınmayacağına dair tek tek imza vermesinin ardından karara bağlanarak kamuoyuyla paylaşıldı.

 

Pınar Demircan

(Yeşil Gazete)

 

 

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page