Hollanda’da seçim günü: Wilders mi Rutte mi?

Hollanda genel seçimler için sandık başında. Türkiye ile son günlerde yaşanan gerilimin, gerek aşırı sağcı Gert Wilders gerekse Başbakan Mark Rutte’nin işine yarayabileceği değerlendirmeleri yapılıyor.

Türkiye ile yaşanan kriz, Mark Rutte için son dakikada gelen bir seçim hediyesi olarak görülebilir. Son günlerde sık sık televizyonlarda boy gösteren Hollanda Başbakanı, “Kırmızı bir çizgi çektik“ diyerek gövde gösterisi yaptı. Rutte, ülkesinde yaşayan yaklaşık 400 bin Türk asıllı Hollandalının, Ankara’nın savunduğu gibi “Türk vatandaşı“ değil, Hollanda vatandaşı olduğunu vurguladı. Hollanda Başbakanı, aynı zamanda Türk mevkidaşı ile sekiz kez telefonda görüştüğünü belirterek, tansiyonu düşürmeye çalıştığını da söyledi. Ancak şu mesajı vermeyi de ihmal etmedi: “Bize şantaj yapılmasına asla izin veremeyiz!”

DW’den Barbara Wesel’in haberine göre son yapılan seçim anketlerine göre, Rutte’nin liberal Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) yüzde 16 ile önde görünüyor. Bunda, Türkiye ile yaşanan gerilimin etkisinin büyük olduğu yorumları yapılıyor. Ancak Mark Rutte’nin ekonomik krizle başarılı bir şekilde mücadele etmesi de başarı hanesine artı puan olarak yazmak mümkün. Ekonomik büyüme yüzde 2 civarında, işsizlik oranı yüzde 5’e geriledi ve refah düzeyi arttı.

Fakat tüm bunlara rağmen Rutte’nin seçmen nezdindeki popülaritesi hayli düşük. Bu, partisinin oy oranını da olumsuz etkiliyor. Bunun en önemli nedeni, ikinci görev süresi öncesinde verdiği sözleri yerine getirmemesi. Sosyal hizmetlerin iyileştireceğini vaat eden Başbakan, bunu gerçekleştirmek şöyle dursun, bütçe açığını kapatmak için halktan ek kesintiler yapmak zorunda kaldı.

Ayrıca Mark Rutte’nin kişiliği de çoğu Hollandalıya antipatik geliyor. İnsanlar arası ilişkilerde genelde şeffaflığın hakim olduğu Hollanda’da, bekâr bir politikacının özel hayatını tümüyle gizlemesi itici bulunuyor.

Sağ açıktan Gert Wilders geliyor

Rutte’nin en güçlü rakibi ise sağ popülist politikacı Geert Wilders. Özgürlük Partisi, halen Liberallerin üç puan kadar gerisinde görünüyor. Bir başka ifadeyle Hollandalıların yüzde 87’si Wilders’e karşı. Bu ise hükümet kurmak için yeterli bir desteğin olmadığı anlamına geliyor.

Son hafta hariç, seçim kampanyasını daha ziyade Twitter üzerinden yürüten Wilders, Türkiye ile kriz patlak verince ekranlarda prim yapmaya çalıştı. Başbakan Rutte ile birlikte katıldığı açık oturumda Wilders sadece öfkesini dile getirmekle yetindi.

En az dört partili koalisyon

Son anketlere göre altı parti, iki haneli oy oranlarına ulaşıyor. Bir koalisyon hükümetinin kurulması için bunlardan en az dördünün işbirliği yapması gerekiyor. Uzun süren koalisyon pazarlıklarının neredeyse geleneksel olduğu Hollanda’da, Liberaller ile koalisyonun muhtemel adayları olarak Merkez Partisi D66, Hıristiyan Demokratlar, Sosyalistler ve Yeşiller sıralanıyor.

Bu seçimin en büyük başarı hikayelerinden biri de Yeşillerin yükselişi olacak. Yeni Genel Başkan Jesse Klaver, yüzde 3 seviyelerinde devraldığı partisinin oylarını yüzde 11’lere yükseltmeyi başardı. Hollanda siyasetinin parlayan yıldızını, daha şimdiden Kanada Başbakanı Justin Trudeau ile kıyaslayanlar bile var.  Fas ve Endonezya kökenli Klaver, umut ve hoşgörü içerikli söylemleriyle özellikle genç seçmenlerin gönlünü şimdiden fethetmeyi başarmış görünüyor.

 

(Deutsche Welle Türkçe)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page