[İklim İçin] Bu hafta da haberler kötü

Merhaba sevgili Hollanda portakallarım,

Bu hafta sonu olan biteni çekirdek çitleyerek takip ettim. En son gecenin bir yarısı uykumun kaçmasına La La Land’e yanlışlıkla en iyi film Oscar’ı verilişine canlı tanık olduğumda sevinmiştim. Pazar öğlene doğru İstanbul’daki Hollanda Başkonsolosluğunda Hollanda bayrağı indirilip Türkiye bayrağı asıldığında hayatın anlamını sorgulamaya başladım. Yaptığım işi, Avrupa Birliği olan ilişkileri. Şu an kelime anlamıyla Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki sivil toplum diyaloğunu geliştirmek için bir işte çalıştığımdan her şey çok anlamsız geldi.

Neyse, her hafta bir kriz oluyor zaten, haftaya bunu da unuturuz. İklim değişikliği üzerine çalışmanın en güzel yanı, nasılsa hepimiz öleceğiz diye düşünüyor insan. Hepimizin doğaya yaptıklarımız yüzünden cezalandırılacağını bilmekte manevi bir ferahlık olduğunu düşünüyorum.

Karbondioksit rekor seviyelerde artıyor

Atmosferdeki karbondioksit seviyesi rekor hızla artıyor. 2016’da atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu milyonda 3 parçacık artmış. 2015’te ise senelik atmosferdeki karbondioksit yoğunluk artışı milyonda 3,03 parçacık olmuştu. Çevresel Sistem Araştırma Laboratuvarı (ESLR) 59 yıl boyunca yaptığı gözlemlerin hiçbirinde son iki senedeki milyonda 3 parçacık artışı olmamıştı. Verilerin tutulmaya başladığı yıllardan 1960’lara kadar senelik artış milyonda 1 parçacık olurken, 1960’lardan 2010’ların ilk yarısına kadar senelik artış milyonda 2,4 parçacık olmuştu.

Karbondioksit o kadar hızlı artıyor ki bu atmosfer, dünya ve hepimiz için gerçek bir şok yaratıyor. Sanayi Devrimi öncesinde atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu milyonda 280 parçacık civarındaydı. Geçtiğimiz sene Eylül ayında bilim insanları atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun milyonda 400 parçacık eşiğini geri dönülemez bir şekilde geçtiğini ortaya koydu. Bilim insanlarının güvenli ve sürdürülebilir bir yaşam için belirledikleri sınır ise milyonda 350 karbondioksit parçacığı.

Atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun Şubat ayı ortalamasının 406,42 ppm olarak gerçekleştiği bildirildi. Havai’deki Mauna Loa İstasyonunda yapılan ölçümlerde bu değer Ocak ayında 406,42 ppm, geçtiğimiz yılın Şubat ayında ise 404,04 ppm olarak ölçülmüştü.

2016’nın sıcaklık rekoru kırması

Her yeni gelen ayın sıcaklık rekorunu kırdığını artık haberlere bakmadan söyleyebiliyorum. Hiç yanlış tahmin ettiğim olmadı. Geçtiğimiz Şubat ayı için NASA’nın sitesinde analiz çıktı mı diye araştırdım ama henüz Şubat ayıyla ilgili bir rapor yayımlamamışlar. Belki de Trump hükumeti NASA bütçesini kıstığı için bu gecikmeler yaşanıyordur, belki de artık Çevre Koruma Ajansı’nın çıkacağı tüm basın bültenlerinin idari denetimden geçmesi gerektiği için de olabilir.

Türkiye’de ilginç bir şekilde Meteoroloji Genel Müdürlüğü çalışıyor. Aşağıdaki tabloda 2016’nın ortalama uzun dönem sıcaklıklarla karşılaştırmasını görebilirsiniz.

Küresel sıcaklık ortalamaları:

Dünyanın okyanusları tahmin edilenden %13 daha hızlı ısınıyor:

Fazla ısının %90’ından fazlası okyanusta toplanıyor ve de küresel ısınmanın ne önemli ölçümleri okyanuslarda yapılıyor. Ancak okyanus sıcaklığını ölçmek kolay iş değil. 2005 yılında yeni bir tür ölçüm cihazıyla 2000 metreye kadar derinlikteki sıcaklık değerleri toplanabiliyor.

Science Advances dergisinde yayınlanan bir makalede küresel ısınmayı tahmin edebilmek için ve de okyanus ısınması hakkında bildiklerimizi geliştirmek için yeni bir strateji kullanılıyor. Bu yeni tekniklerle 1950’lere kadar geri giderek okyanus ısınmasını ölçebiliyorlar. Çalışmanın ana çıktılarından biri tahmin ettiğimizden 13% daha hızla ısınıyoruz. Sadece bu değil, ısınma artıyor. 1992’lerdeki ısınma hızı 1960’lardakinin iki katı fazla. Ayrıca 1990’lardan beri ısınma 700metreden daha derinlere inmiş durumda.

Bu hafta iyi haberlere yer yok.

Öyle ki geçen hafta iyi haber olarak geçtiğimiz Çin’in kömürü terk etme haberinin takibi kötü haber olarak karşımıza çıkıyor.

Geçen hafta İklim İçin Açık Radyo programında Çin’in kömürünü ihraç ettiğinden bahsetmiştik. Çin kendi ülkesinde kömürü azaltacak politikalar geliştirirken, kömürü ve kömürlü termik santrali (Türkiye gibi) başka ülkelere ihraç ediyor. Orta ve Doğu Avrupa Bankwatch Ağı raporlarına göre Çin’in toplamda 52 gigawatt kapasitede olacak 80’den fazla deniz aşırı kömürlü termik santral inşaat planı var. Uluslararası Enerji Ajansı’nın raporuna göre de Çin kömürlü termik santral inşaatlarına devam ediyor. Çin, kömür pazarından çok büyük bir oyuncu.

G20’den iklim değişikliğine para çıkmayacağı belli oldu:

ABD, Çin, Almanya ve G20 ülkelerinin ekonomi bakanları, iklim değişikliğiyle mücadele için söz verdikleri yardımı küçültebilirler. Bakanlar “kıt kamusal kaynakları” referans gösterek, Paris İklim Anlaşması’ndaki hedefleri tutturmak için çok uluslu kalkınma bankalarını özel fonlar kurmaları için teşvik edeceklerini bildirdiler.

Yazımı bitirirken, AB, Hollanda, Trump, referendum gibi konulara çok takılmamanızı öneriyorum, nasılsa hepimiz öleceğiz. Şu şarkıyı dinleyin, otlar öbür tarafta daha yeşil.

Herkese iyi haftalar.

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page