Asbestle bitmeyen çilemiz

Yasaklanalı yıllar geçmesine rağmen her sene başka bir skandalla karşımıza çıkan asbest meselesi, bu sefer de Ankara’nın en yoğun semtlerinden Maltepe’de bulunan Tarihi Havagazı Fabrikası’nın yıkımıyla ortaya çıktı. 26 Şubat 2017 tarihinde yıkımına başlanan binanın 350 ton asbestle yüklü olduğu bilgisi gündeme bomba gibi düştü. Asbeste dair bilgiyi Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından 24 Kasım 2016 tarihinde açılan “Havagazı Fabrikasında Bulunan Asbestli Malzemelerin ve Kalıntıların Geri Dönüşüm Malzemesi Karşılığında Sökülmesi İşi” ihalesinden öğrenebildik. Büyükşehir Belediyesi önce yıkılan kısımda asbest olmadığını söyleyip, dördüncü gündeyse önlem aldıklarını söyledi. Ancak fabrika çevresinden ve sahada çalışma yapan 2 kepçeden alınan örneklerde %15 ila %40 arasında değişen oranlarda asbest türünün en tehlikesi olan amfibole rastlandı. Mimarlar Odası’nın girişimiyle Ankara 7. İdare Mahkemesi, asbest barındıran Ankara Maltepe Havagazı Fabrikası’nın yıkımının durdurulmasına karar verdi. Ankara Valiliği’nce yapılan açıklamada ise havada halk sağlığını tehdit eden bir asbest yayılımının olmadığı belirtildi[1].

Açıklamayı meslek odaları yaptı

Yıkıma dair ilk bilgi ve açıklama, belediyeden değil de Ankara Tabip Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Mimarlar Odası’ndan geldi. 15 Şubat 2017’de yani yıkımın başlamasından 11 gün önce Ankara Tabip Odası (ATO) ile Mimarlar Odası Ankara Şubesi, yıkılması planlanan binadaki asbeste ilişkin hiçbir önlem alınmamış olmasına itiraz etmiş ve acilen önlem alınması için çağrıda bulunmuştu[2]. Ancak tüm bu uyarılar sanki hiç yapılmamış gibi koca binaya kepçelerle girilip doğrudan yıkıma başlandı. Oysa asbestli yapıların buldozerle ve balyozla yıkılması sakıncalı. Yıkımdan önce asbestin bir takım kimyasal maddeler püskürtülmek kaydıyla binaya iyice yapışması ve ancak bunun ardından kesilip paketlenerek götürülmesi gerek.

İlerleyen günlerde de Mimarlar Odası Ankara Şubesi de hiçbir önlem almaya yanaşmayan Büyükşehir Belediyesi’ni bir yana bıraktı. Halkın kendi başının çaresine bakıp önlem alması, Mili Eğitim Bakanlığı’nın bölgedeki okulları yıkım işlemi bitene kadar tatil etmesi ve işyerlerine gerekli uyarıların yapılması için çağrıda bulundu. Kimyasalla sabitlenmemiş asbestin rüzgârla oldukça geniş bir alana yayılabileceğini de belirtti. ATO ise vücuda alınan asbest maddesinin kanserojen etkisinin 30 yıl sonra bile ortaya çıkabildiğini konusunda uyarıda bulundu.

Gökçek karşı atağa geçti

Tüm bu açıklamalar ve sosyal medya üzerinden süren tartışmalar üzerine sinirlenen Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek ise karşı atağa geçerek şunları söyledi[3]. “Üzeri bohça gibi örtüldü. Tamamen naylonlarla kaplandı, dışarıya hava sirkülasyonunun yapılması mümkün değil… Santral 1930’larda yapılmış hatırladığım kadarıyla. O zamandan beri burada duruyor. Mübareğin insanı, 1930’dan beri zaten orada, 1930’dan beri hiçbir şey olmadı da daha biz elimizi dokunmadan, asbest felaket diyerek ortalığı birbirine kattılar, yaygarayı kopardılar. Yıktığımız bir tane bina var; ek bina. Bu binanın içinde de boru filan yok. Yalan, külliyen yalan. Biz ideolojik yalanlarla halkı paniğe sevk eden bunları mahkemeye verip, fitil fitil burunlarından getireceğiz”.

Gökçek’ten büyük tehdit 

Gökçek, Tarihi Havagazı Fabrikası’nın çevresindeki bir okulda çocukların veliler tarafından okula gönderilmediğine de atıfta bulunarak şunları ekledi[4]. “Bir okul müdürü ve bazı öğretmenler, çocuklara ‘Okula gelmeyin’ diyor. Bunlar da aynı şekilde provokasyona dâhil oluyorlar. Bunların hepsinden hesap soracağım. Sadece ben dava etmeyeceğim, siz de dava açabilirsiniz. Maltepe Pazarı’na asbest var diye kimse gelmemiş. Muazzam bir gelir kaybına uğramışlar, kayıplarından dolayı tazminat davası açabilirler, ellerinde hiçbir delil yok, sadece yaygara var. Avukat konusunda da yardımcı olabilirim”. Bir belediye başkanının, bilgilendirilmediği için kaygılanan halkına dava açmaya kalkışması, bu insanları başkalarının da dava etmesi için çağrıda bulunması tarihte eşi benzeri görülmemiş bir belediyecilik anlayışıdır.

Asbestli binanın yıkımı ihalesi için komik ücret

Gökçek önemle aldıklarını iddia etse de, bunun doğru olmadığını 24 Kasım 2016 yılında yapılan “Havagazı Fabrikasında Bulunan Asbestli Malzemelerin ve Kalıntıların Geri Dönüşüm Malzemesi Karşılığında Sökülmesi İşi” ihalesi de ortaya koyuyor. Yıkım işinin ihalesi 13 bin 217 lira 19 kuruş muhammen bedelle çıkmış. Bundan önce aynı iş için 380 bin lira muhammen bedelle çıkan ihalenin, birden 13 bin TL’ye düşmesinin nedeni asbest meselesini dikkate almadan yeni bir hesaplama yapılmış olması. Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan[5], asbest yönetmeliği ve tüm uluslararası standartlar uygulanarak tüm önlemler alınarak işçi sağlığı, halk sağlığı ve kent sağlığını tehdit etmeden yapılacak bir yıkım sürecinin maliyetinin yaklaşık 700-800 bin TL olduğunu söylüyor. Oysa mevcut firma sadece 13 bin TL’ye bu işi yapıyor. Üstelik işin süresi sözleşmenin imzasından sonra teknik şartnamede 240 gün olarak belirlenmiş. Zira çevreye ve halk sağlığına zarar vermeden her türlü önlemler alınarak, ölçümler yapılarak, titizlikle gerçekleşmesi için gereken minimum süre bu. Ancak bırakın 240 günü 60 gün bile olmadan alelacele ve hiçbir önlem almadan yıkıma başlandı. Bir de yıkımdan sonrası var. Asbest içeren her şey tehlikeli atık kategorisinde olduğu için bu atıkların üstü kapalı olarak tehlikeli atık taşıma lisansına sahip araçlarla taşınması şart. Atıkların saklanması ise 1. sınıf düzenli depolama alanına gömülmeleri şeklinde gerçeklemeli. Bunların nasıl olduğuyla ilgili de bir bilgi yok.

Asbest meselesi meclise de taşındı

Son olarak, Tarihi Havagazı Fabrikası konusu CHP tarafından araştırma önergesi olarak meclise taşındı. Önergeye MHP ve HDP de destek verdi. Ancak önergenin gündeme alınması önerisi kabul bile edilmedi[6].

Asbest nerede bulunur?

Asbest (amyant) beyaz, grimsi ya da yeşilimsi renkli kütlesel, uzun ipeksi, kolay ayrılabilen iplikçikler biçiminde bulunuyor. Asitlere ve ısıya dayanıklı olması nedeniyle ateşe dayanıklı eşyaların yapımında,  inşaatlarda ısı yalıtımı başta olmak üzere üç binden fazla alanda kullanılıyor. Asbest Türkiye’de Kastamonu, Eskişehir, Sivas Divriği, Beypınarı, Kangal, Zara, Çankırı (Şabanözü), İzmir (Urla), Bursa (Orhaneli), Erzincan (Ilıç), Hatay (Kızıldağ) ve Çanakkale gibi illerde bulunuyor.

Sağlığa etkileri nelerdir?

Asbest mikroskobik dikiş iğnesi şeklindeki kristallerden oluşuyor. Vücut dokusuna iğne gibi saplanan bu kristalle etrafındaki hücreleri değişime uğratıp, hücreleri kanserojen hale getiriyor. Kanserojen olduğu kesin olarak belirlenmiş asbest, özellikle solunum yoluyla alındığında akciğer zarı kanserine neden oluyor. Bu madde sadece kanser değil, akciğer zarları arasında sıvı toplanması, kireçlenme, akciğer zarı kalınlaşması ve akciğer dokusunda bağ dokusu oluşumu gibi hastalıkları da ortaya çıkarıyor.

Asbest sadece solunum yoluyla vücuda geçmiyor. Asbestli su boruları da insan sağlığı açısından çok tehlikeli. Asbest içme suyuna karışınca vücuda sindirim yoluyla girip, mide, pankreas, böbrek ve sindirim yolu kanserlerine yakalanma riskini artırıyor. Asbestli içme suyu şebekelerinde hatlarda meydana gelen patlaklardan ve kırılmalardan çıkan küçük kristallerin solunum yoluyla ciğerlere yerleşmesi de kanser riski oluşturuyor. Bazen su boruları sağlam olsa bile aşırı klorlu su asbestli yüzeyle temasa geçtiğinde borudaki asbest liflerini kopabilir. Kopan lifler suya karışarak bu sudan içen canlıların sindirim yoluyla vücuda girebilir.

Yasaklanalı yedi sene oldu

Asbest lifleri

Asbestin kullanımı Avrupa’da 1950’lerden 1980’li yıllara kadar hızla artmış. Ancak 1980’lerden itibaren Avrupa ülkeleri teker teker asbest kullanımını yasaklamaya başlamış. Avrupa Birliği’nin 1999 tarihinde benimsediği Direktifle (1999/77/EC) tüm Avrupa Birliği ülkelerinde her türlü asbestin kullanımının ve pazarlanması yasaklandı. Direktifin tüm üye ülkeler için 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girmesi ile Avrupa Birliği’nde asbest yasağı resmi olarak başladı. İşçilerin asbeste maruz kalmalarından doğacak risklere karşı korunmalarına ilişkin 2003 tarihli Direktif (2003/18/EC) asbest çıkarılması ve üretimi/işlenmesi sırasında işçileri asbest liflerine maruz bırakacak tüm faaliyetleri yasaklandı. Ayrıca mevcut asbestin temizlenmesi ya da asbestli binaların veya birimlerin bakım onarım veya yıkım işlerinde çalışacak işçilerin maruz kalacakları asbestten korunmaları için son derece sıkı limitler ve önlemler de hayata geçirilmeye başlandı. Bu direktif de Nisan 2006 tarihinde tüm üye devletlerde yürürlüğe girdi.

Bizdeyse Çevre ve Orman Bakanlığının 29 Ağustos 2010 tarihinde yayınladığı “Bazı Tehlikeli Maddelerin, Müstahzarların ve Eşyaların Üretimine, Piyasaya arzına ve kullanımına ilişkin kısıtlamalar Hakkında Yönetmelik” ile asbest kullanımını yasakladı. Ve bu yasak 31.12.2010 tarihinde yürürlüğe girdi. Böylece asbestin üretimi, kullanımı, piyasaya arzı ve asbest içeren eşyaların piyasaya sürülmesi de yasaklanmış oldu. Ancak bu kanserojen madde hala hayatımızda.

Asbest sadece havayı değil, suyu da zehirliyor

Asbest sadece havamızı değil sularımızı da kirletmeye devam ediyor. Pek çok kentte ve kasabada musluklarımızdan akan şebeke suyu, yıllar önce döşenmiş asbestli borularla taşınmaya devam ediyor. Bazı belediyeler bu boruların bir kısmını yeniledi. Ancak Türkiye’deki 900 küsur ilçede su borularının henüz yenilenmediğini ve çoğunun asbest içerdiğini biliyoruz. Asbestli boruların içinden geçen şebeke suyu, boru içinden kopardığı asbest liflerini beraberinde taşıyarak evimizin musluğuna kadar getiriyor. Çamaşırımızı bu suyla yıkıyoruz ve tişörtteki asbesti soluyoruz. Sebzeyi meyveyi bu suyla yıkıyoruz, suluyoruz. Yani asbesti solumasak da yiyoruz ve içiyoruz. Kış aylarında su boruları patlıyor, kırılıyor. Bu kez her yana tehlike saçıyor. Ve bu boruların tamiri ile uğraşan işçiler de doğrudan asbeste maruz kalıyor.

Ankara’da 1 Mart’ta gerçekleşen Asbest eylemi

Geçtiğimiz senelerde pek çok kent su borularının asbestli olmasıyla gündeme gelmişti. Örneğin Adana’da aktif olarak kullanılan 321 km’lik içme suyu şebekesinde kanserojen madde olan asbestli olduğu tespit edilmişti. Sağlık Bakanlığı da 58 ilde içme suyu şebekesinin sorunlu olduğu yönünde bir açıklama yapmıştı. Denizli’de, Bodrum’da, Kırşehir’de, Karlıova’da (Bingöl) ve daha onlarca kentte asbestli boruların değiştirilmesi çalışmaları bitmiş değil. Datça’da asbestli borular değiştirilsin diye vatandaşlar Change.org üzerinden imza kampanyası yaptı. Bunun üzerine İller Bankası’nın Datça’da boruların değiştirilmesi için kredi verileceği açıklandı. Bazı yerlerde asbestli borular olmasına rağmen değiştirilmeleri için bir adım bile atılmış değil. Edirne Gökçebey’de asbestli boruların varlığı gündeme zaman zaman geldi. Bafra’da ise asbestli borular kullanılmaya devam ediyor.

Asbesti ne yapmalı?

Peki, yedi yıldır yasak olmasına rağmen kurtulamadığımız asbesti hayatımızdan nasıl çıkaracağız? Ankara’da patlak veren asbest faciası, söz konusu yapının Başkent’in göbeğinde tarihi bir bina olması nedeniyle medyaya yansıdı. Türkiye’de sayısını bilmediğimiz kadar örnek var. Bunların tespit edilmesiyle işe başlamak gerek. Türkiye’nin her il ve ilçesindeki mevcut su şebeke hattında asbestli boru kullanıp kullanılmadığı saptanmalı. Ardında da bu borular yerine, sağlığa zararı bulunmayan, basınca dayanıklı, uzun ömürlü polietilen veya çelik borularla su şebeke hatları baştan sona yenilenmeli. Asbestli borularsa gerekli önlemler alınarak uzmanlarca çıkarılıp ve depolanmalı. Aynı işlemler asbest içeren binalar için de yapılmalı.

Tabi tüm bunların hakkıyla olabilmesi için her şeyden önce vatandaşın bilgi edinme hakkının olması şart. Şimdi yönetimde şeffaflık ilkesi gereği Denge Denetleme Ağı[7] tarafından sorulan aşağıdaki sorulara Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi, yıkım sürecinde görevli bilirkişiler ve yıkım ihalesini üstlenen yüklenici firma yetkililerinin vereceği cevapları bekliyoruz:

  1. Yıkım ve taşıma işlemi gerekli kontrol ve denetimler altında bilimsel yöntemlerle mi gerçekleşti? (Örn. bilirkişi taraması ve çevre ölçümlerinin yapılması vb.)
  2. Fabrikada yıkım işlemine başlamadan evvel yıkım ve hafriyatın taşınması sırasında ortaya çıkması olası sağlık tehditlerini bertaraf etmek için gerekli önlemler alındı mı? (Örn. baca sağlamlaştırma yapılması, hafriyatın özel olarak paketlenmesi, taşıyıcı kamyonların korunaklı hale getirilmesi vb.)
  3. Yıkım ve taşıma sırasında, işçiler, alana yakın oturan mahalle sakinleri, çevrede iş yeri bulunanlar ve okul, hastane gibi kamusal mekânları kullanan vatandaşların sağlığı için gerekli tedbirler alındı mı?
  4. Yıkımı durdurma kararının ardından fabrikadaki asbesti temizleme süreci nasıl işletilecek? Bu süreç boyunca, asbestten etkilenme riski taşıyan bölgede yaşayanların sağlıkları güvence altına alınacak mı? (Örn. fabrikanın karantina altına alınması, bölgedeki serbest asbest lifi miktarının ölçülmesi, gereken yerlerde vatandaşların tahliyesinin sağlanması vb.) Eğer öyle ise, bu nasıl gerçekleşecek?

Bu soruları sormanın ideolojik yalan veya provokasyon yapmak sayılmayacağı ve soranların da dava edilmekle tehdit edilmeyeceği bir yönetim anlayışı inşa etmek gerek. Yoksa daha bizi asbestten önce bu antidemokratik havalar öldürecek.

Son notlar

[1] Hürriyet (10 Mart 2017). Ankara Valiliği’nden asbest açıklaması. http://www.hurriyet.com.tr/ankara-valiliginden-asbest-aciklamasi-40391090

[2] Ankara Tabip Odası (21 Şubat 2017). Ankara kanser mi soluyor? http://www.ato.org.tr/news/show/146

[3] Ankara Büyükşehir Belediyesi (4 Mart 2017). Asbest iddialarına MTA Raporu.  http://www.ankara.bel.tr/haberler/asbest-iddialarina-mta-raporu#.WML3gvmebIU

[4] Ankara Büyükşehir Belediyesi (4 Mart 2017). Asbest iddialarına MTA Raporu.  http://www.ankara.bel.tr/haberler/asbest-iddialarina-mta-raporu#.WML3gvmebIU

[5] Gazete Duvar (2 Mart 2017). Binanın asbestli olmayan bölümü yok. http://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2017/03/02/binanin-asbestli-olmayan-bolumu-yok/

[6] CNN Türk (2 Mart 2017). http://www.cnnturk.com/video/turkiye/ankarada-asbestli-binanin-yikimi-durduruldu

[7] Denge Denetleme Ağı (6 Mart 2017). Bilirsek denetleriz: Yetkililere asbest soruları http://www.birarada.org/tr/27266/Bilirsek-Denetleriz-Yetkililere-Asbest-Sorulari

 

Akgün İlhan

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+1Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page