Sarıyer Zekeriyaköy pazarının muhteşem, süper, güçlü, toprak kadınları

Sarıyer’in çevre köylerinden kadınların sürdürülebilir tarım yöntemleriyle ürettikleri sebze meyvelerinin yanı sıra çeşitli hayvancılık ürünlerini sattıkları Zekeriyaköy’deki pazarı ziyaret ettim.

3 güçlü ve neşeli kadın Şehnaz Özkan, Seyhan Deniz ve Aysel Can beni ağırladı. 10 yıldır bu pazarı kuran, beraberlikleri daha uzun yıllara dayanan bu neşeli kadınları dinlerken, kadının gücü, tarımın ve diğer ekonomik değeri olan üretimlerin kadını nasıl güçlendirdiğini, güçlenen kadının hem kendine hem etrafına nasıl bir barış havası getirdiğini hissettim.

Şehnaz Özkan, Seyhan Deniz, Aysel Can

Konuşmamızın sonlarına doğru “Neye ihtiyacınız var?” diye çekine çekine sordum, belliydi hiçbir şeye ihtiyaçlarının olmadığı. Tek dertleri kooperatifin kimi zaman ayağına dolanan, işlerine köstek olan kâğıt işi ve prosedürlermiş. Onun altından da kalkmayı hakkıyla beceriyorlar.

Aysel (Can) Abla, kooperatif (Sarıyer Mahalle ve Köyleri Kadın Çiftçiler Tarımsal Kalkınma Kooperatifi) başkanı Seyhan Abla için “Tabi çok risk alıyor. Elinin altına taşı koyuyor derler ya, bu bildiğin kayanın altına elini değil kendini koyuyor. O kadar zorluklar, insanların engellemeleri, hepsini yer bir ediyor neyse ki.” diyor.

Aysel Can

Söyleşiye başlamadan Aysel Abla ile laflarken konu elmalara geliyor. Elmaları kiloyla ayırtıp alanlar olduğunu söylüyor:

Aysel Can – Bizimkilerde ilaç yok, o yok bu yok. Kıtır kıtır ye, sil üstüne ye. Geçenlerde kıvırcık, dereotu, maydanoz çürümüşler, kendi gözümüzle gördük. Adam bir silkeledi içinden vıcık vıcık şeyler çıktı. Sonra geldiler buradan aldılar. Vereceğin 50 kuruş fazla.

Pelin Atakan – Organik üretmek daha zor galiba iyi tarım yöntemlerinden?

Aysel Can – Burada çok zor. Olacak iş değil. Tarlaların bağların yanından araba geçiyor. Onun tozu dumanı var. Ha hiç ekilmemiş yer olur, köyden bilmem kaç kilometre ormana yakın olur, orman içinde bir yer olur, o zaman kolay. Köyün etrafında 3. köprü yolu var. Sera içinde yapmaya çalışıyor arkadaşlar.

Pelin Atakan – Sera içinde organik tarım yapsalar, maliyet nasıl?

Aysel Can – Gene maliyetli. Mesela, kıvırcığın bir fidesini 50 kuruş ya da 1 liraya alınıyor. Biraz büyüdüğü zaman ona 2,5 lira koyuyor (pazarda). O zaman da diyorlar ki neden 2,5 lira? Onun büyümesi var gübresi var. Bir kıvırcık için 3-4 ay bekliyorsun. Emek veriyorsun. Burada sattığımız üründen para kazanıyoruz, çok şükür. Değerince veriyoruz. İnsanlar da alıştılar. Kimisi bazen fiyata çok takılıyor ama biz de diyoruz ki “Dışardakinlen bu aynı mı?”. Ama çoğu alıyor, hesap sormayan bile var. Ama kimisi de 10 kuruşun hesabını yapar, senin çalıştığını emeğini bilmez. Ellere bak. Hepimizin yara bere patlak içinde. Kooperatif bizi destekliyor. Belediye buraya karışamaz zaten. Ürünlerimizi biliyorlar. Yabancı ürünleri pazarımıza sokmuyoruz.

“Ziraat mühendisleri kontrole geliyor, doktor gibi ilaç veriyor gerekirse”

Şehnaz (Özkan) Abla ve Seyhan (Deniz) Abla da yanımıza geliyor. Önce güvenden ve işlerinin iyi gitmesinden söz açılıyor.

Şehnaz Özkan – 10 yıldır güveniyorlar bize, sağ olsunlar.

Pelin Atakan – Ne zamandır yapıyorsunuz iyi tarımı, daha önce ne yapıyordunuz, neden geçtiniz iyi tarıma?

Şehnaz Özkan – Ben çocukluğundan beri yapıyorum. Seraya, örtü altı tarıma ve iyi tarım uygulamalarına yaklaşık 13 yıl önce geçtik. Yazlık ekiyorduk, kışın bir şeyimiz yoktu. Şimdi her mevsim yapabiliyoruz. Aslında açıkta tabi daha doğal oluyor, direk güneş alıyor. Tarım eğitimde öğrendik, İl Tarım’dan köyümüze eğitime gelmişlerdi. Yazın yazlık, kışın kışlık meyve sebzeleri üretiyoruz. Arkadaş gibi olduk buradakilerle. Akşamdan arıyor mesela, sabaha getiriyorum pazara. Domatesimiz çok oluyor, olmazsa olmazımız. Yetiştiremiyoruz. Verimi de az bir ürün, kasa kasa yığamıyoruz. O yüzden kıymetli. 10 kilo isteyene veremiyorum, zaten hepi topu 30 kilo oluyor. 3’er 3’er paylaştırıyorum, herkesin gönlü olsun.

Pelin Atakan – Denetleme sistemi nasıl işliyor?

Şehnaz Özkan – İlçe Tarım’dan haftanın 2 günü ziraat mühendisleri geliyorlar, kontrol ediyorlar. Doktor gibi. Mesela bir şey çok böceklenmiş, sineklenmişse ona göre ilaç yazıyor, o kadarını kullanıyorum. Biz çağırınca da hemen geliyorlar.

Pelin Atakan – Bu hizmetler için para ödüyor musunuz?

Şehnaz Özkan – Yok ödemiyoruz.

Meşgul iş kadını, telefonu susmayan Seyhan (Deniz) Abla’ya dönüyorum, kooperatifin nasıl işlerdiğini neler yaptıklarını soruyorum:

Seyhan Deniz – (İstanbul) Büyükşehir’e mevsimlik çiçek yetiştiriyoruz. O bize baya bir gelir sağlıyor. Çiçeği, arada bir boşluk olması sebebiyle yaptık, sebzenin arasında, 3-4 ay boşluk oluyor. Diğer yandan arkadaşlar tarımla uğraşıyor, el işleri yapan oluyor. Fileler yaptık. Bir ara fileye geçecektik, bütün Sarıyer olarak, ama olmadı maalesef. Bizde biliyorsunuz belediyeler, bir yerler öngörecek de biz de yapacağız. Yapmadığımız şey yok.

“Evin patronu benim.”

Pelin Atakan – Bürokrasiyle aranız nasıl?

Seyhan Deniz – Belediyeyle ilişkimiz iyi, İl Tarım ve İlçe Tarım’la da iyiyiz. Siyaset ayrı bir şey, iş ayrı. Hele de bu sene bayanlara ilgi farklı oldu. Başarıyı gördüler, kadınlar daha iyi başarıyor. Kadınlar sonuna kadar direniyor. Ben öyle gözlemledim. Şimdi mesela arkadaşın eşi (Şehnaz Abla’yı işaret ediyor.) var, o da destekliyor ama,

Derken, Şehnaz Abla sözünü tamamlıyor Seyhan Abla’nın: “Evde patron benim, en önde ben gidiyorum.”

Gülüşüyoruz.

Evin patronu Şehnaz Abla

Seyhan Deniz – Biz 23 kadın götürüyoruz kooperatifi. Çiftçileri bir çatı altında topladık. Sarıyer’in genelinde her köyden. 2007’den beri çalışıyoruz. Kooperatif 4 yıldan beri var. Silivri’de yeni bir kooperatif kuruldu, onlar bizden yardım aldılar. İl Tarım’dan bize göndermişler, biz de onların yerine kadar da gidip yardımcı olduk. Şimdi o kadar çok yer vermek isteyen var ki bize, alın çalıştırın diye.

Şehnaz Özkan – Biz ararken şimdi onlar Seyhan Abla’yı arıyor. Tersine döndü.

Seyhan Deniz – Talep artıyor ama kooperatifte kâğıt işi o kadar çok ki.

Pelin Atakan – Kooperatifin 23 kadını neler yapıyorlar?

Seyhan Deniz – Çiçek, hayvancılık, tarım yapan var, el işi yapan var. Az paralarla da ayakta durmuyor.

Aysel Can – Seyhan Abla tabi çok risk alıyor. Elinin altına taşı koyuyor derler ya, bu bildiğin kayanın altına elini değil kendini koyuyor. O kadar zorluklar, insanların engellemeleri, hepsini yer bir ediyor neyse ki.

Seyhan Deniz – İstemesini bileceksin. O da (belediye) bana hizmet etmek zorunda, sonuçta seçilmiş biri. Kimseyle zıt düşmek istemem, al gülüm ver gülüm. Böyle gidiyor, daha da kuvvetleneceğiz inşallah. Şimdi Çiçekçi Kadınlar projemiz Bakanlık’tan onaylandı. 30 bin liralık sera kurulumu olacak, yerimizi de bulduk, mart ayında başlayacağız. Dağ çiçeklerini, kıtır tırnağı gibi, yetiştireceğiz. Paketleme işine de geçeceğiz, oradan da daha çok gelir elde edeceğiz.

Ümitli, güçlü ve mutlu toprak kadınlarına son sorum pazara kadınların mı erkeklerin mi çok geldiği. Gülüşüyorlar. Şehnaz Abla cevap veriyor: “Tabi kadınlar çok geliyorlar. Listeyle gelen beyler var tabi bir de.”

Çantamda çok sevdiğim roka, taze sarımsak ve marulla ayrılıyorum. Kafamda düşünceler ve güneşli hayaller…

 

Röportaj ve fotoğraflar: Pelin Atakan

(Yeşil Gazete)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page