İklim Değişikliğine Yerel Çözümler: Yağmur Hasadı projesi bileşenleri ile görüştük

Yağmur suyu şıpır şıpır damlardan akarken, bu suyun boşa gittiğini, küçük önlemlerle bu suyun başka işler için kullanılabileceğini hiç düşündünüz mü? Türkiye’de yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan ama aslında Türkiye coğrafyasına çokta yabancı olmayan yağmur suyunu tutma ve yeniden kullanma yöntemlerini uygulamaya geçirmede, Çankaya Belediyesi, Peyzaj Araştırmaları Derneği ve Portekiz’den İnsani Dünya Derneği’nin ortaklaşa yaptığı “İklim Değişikliğine Yerel Çözümler: Yağmur Hasadı” projesi ile büyük bir adım atıldı.

Proje ile yağmur suyunu tutan peyzaj planları oluşturuldu ve belediyeye ait 2 parkta pilot uygulama yapıldı. Bu 2 parktan biri geçen günlerde Plant Dergisi tarafından ‘Uygulanmış Proje’ dalında ödüle layık görüldü.

Parklardaki uygulamaların yanı sıra Çankaya ilçesine 8 köyden çiftçilere arazilerinde uygulama yapabilmeleri için yağmur suyunu tutma teknikleri üzerine eğitimler verildi. Proje ile şehir parklarında uygulanmak üzere 16 maddelik “tasarım kriterleri” oluşturuldu. Tasarım kriterleri hakkında Çankaya Belediye Başkan yardımcısı Anıl Sevinç şöyle yorum yapıyor:

“Bizim için esas önemli olan, bu proje ve eğitimlerden yola çıkarak tasarım kriterleri oluşturmaktı. Bundan sonra bu kriterler bütün park bahçe ve rekreasyon alanlarında uygulanabilir olacak. Bu bizim artık kemiklerimize işledi. Artık yaptığımız her işte yağmur hasadı, permakültür ve ekolojik dengenin korunması konusunda arkadaşlarımız bir kriter çerçevesinde çalışıyor olacaklar.”

Projenin koordinatörü peyzaj yüksek mimarı Müge Tokuş, Peyzaj Araştırmaları Derneği’nden peyzaj mimarı Semiha Demirbaş Çağlayan ve Çankaya Belediyesi Başkan Yardımcısı Anıl Sevinç, projenin ayrıntıları ile yağmur hasadı yöntemlerini Yeşil Gazete için değerlendirdi.

“Yağmur hasadı su yönetimine yerel ve sürdürülebilir bir yaklaşım getiriyor”

Peyzaj Araştırmaları Derneği’nden Semiha Demirbaş Çağlayan su döngüsünün anlamına ve Yağmur Hasadı yöntemlerinin nasıl işlediğine dair sorularımıza cevap verdi. Kentsel yeşil alan sistemleri kentin uyum kabiliyetini artırabilecek bir can simidi olduğunu ve doğayla ilişkimizi tekrar kurgulamamızın önemli olduğunu anlattı.

*Pelin Atakan – Tarihte daha önce kullanılmış su tutma yöntemlerinden birkaç örnek verebilir misiniz?

Semiha Demirbaş Çağlayan – Tarım devriminin en eski örneklerine ev sahipliği yapıyor Anadolu. Hayvan ve tohumları evcilleştirmenin yanı sıra suyu yönetmek de büyük bir atılım bana kalırsa. Pek çok antik yerleşmede binlerce yıl öncesinden kalma su yollarının zekice tasarlanmış örneklerini görüyoruz. Sarnıç ve kuyular ilk akla gelenler olsa da binlerce yıldır bu topraklarda biriken tarım bilgisi; arazi işleme tekniklerini ve su tutma yöntemlerini geliştirmiş. Sekiler, teraslar, hendekler, çanaklar, doğal malzemeli duvarlarla desteklenen bahçeler başlıca yöntemler.

  • Pelin Atakan : Yağmur hasadı sistemi nasıl işliyor?

Semiha Demirbaş Çağlayan

Semiha Demirbaş Çağlayan – Yağmur hasadının en genel ilkesi su döngüsünü anlamak. İlkokulda bize öğretilen döngüyü bozan o kadar çok müdahale var ki,  geçirimsiz yüzeyli kentler, arazi bozulumu nedeniyle organik maddesini yitirmiş topraklar, ormansızlaşma, yeraltı suyuna dayanan tarım… Hatırlarsanız resim şöyleydi yağmur yağıyor, bir miktar su buharlaşırken bir miktar su yüzey akışına geçerek yüzey sularını oluşturuyordu önemli bir miktarı da toprak altına süzülerek yeraltı sularını besliyordu. Su yolunu buluyor;  okyanuslara, denizlere, göllere ulaşıyordu. Sonra yine buharlaşıyor, döngüyü tamamlıyordu. Su geçtiği, biriktiği her yerde de hayat veriyordu. Yüzyıllardır su kaynaklarını pervasızca kullanıp kirletiyoruz. Geçirimsiz yüzeyli kentler, suların toprak altına sızmasına olanak tanımıyor.  Su kaynağından doğuyor ama yatağında ilerleyemiyor, sayısız engelle karşılaşıyor; susuz kalan toprak bitki örtüsünü yitiriyor, bu da beraberinde erozyonu ve arazi bozulumunu getiriyor. Geleneksel tarımda kırsal peyzajda çok büyük su sorunlarına neden oluyor. Bu sorunlar o kadar büyük ki hayal gücümüzün sınırlarını zorlayarak oluşturulan; başka havzalardan su getirme, devasa barajlar yapma gibi fantastik çözümler daha büyük sorunlar yaratıyor. Yağmur hasadı su yönetimine yerel ve sürdürülebilir bir yaklaşım getiriyor. Yağmur hasadında amaç yağmur suyunun yağdığı yerde tutulması, vadi tabanında biriktirilmesi, yer altı suyunu beslemesi.

Diğer önemli ilke araziyi tanımak; topoğrafya, eğim, bakı, toprak yapısı, bitki örtüsü varlığı gibi çevresel değişkenler kullanabileceğiniz yöntemi belirliyor. Yüzey akışına geçen su hasat edeceğimiz suyun kaynağını oluşturuyor.  Bu suyu yavaşlatmak, yönlendirmek ve toprağa sızmasını sağlamak temel prensip. Bu ilke o kadar rasyonel ki her ölçeğe uygulanabiliyor, çatınızdan hasat edeceğiniz suyla bütün bir yıl bahçenizi sulayabilirsiniz ya da yağmur bahçeleriyle kent parklarında lokal su kaynakları oluşturabilirsiniz. Yeterli kaynaklara sahipseniz bütüncül bir yaklaşımla havza ölçeğinde peyzaj restorasyonu yapabilirsiniz.

Kullanacağınız yöntem ne olursa olsun sistemin olmazsa olmazı, bitki örtüsünün katmanlılığını ve çeşitliliğini sağlamak. Bu nedenle yağmur hasadı teknikleri en iyi permakültürcüler tarafından biliniyor ve uygulanıyor. Bitkiler yağış suyunun şiddetini azaltıyor ve toprak kaybını önlüyor. Ama görünmeyen bir döngü de orada işliyor ki bu da toprağın organik madde birikimini ve su tutma kabiliyetini artırıyor. Bir diğer örnek ormanlar, vejetasyondaki tabakalılık ve çeşitlilik toprağı koruyarak su kaynaklarını besliyor.

“Çin’de 1 milyon hektar alan yurttaşların da katılımıyla kuraklıktan kurtuldu”

* Pelin Atakan – Dünyada ya da Türkiye’den benzer yöntemler kullanan başarılı birkaç örnek verebilir misiniz?

Semiha Demirbaş Çağlayan – Proje ortağımızın Portekiz’de yer alan uygulama arazisi çok ikna edici bir örnekti. 500 kişilik bir topluluğun tüm su ihtiyacını kendi arazilerinden hasat ettikleri suyla karşılayabiliyorlar.  Bu dönüşüm ekonomik, ekolojik ve sosyal bir dönüşümün parçası. Suyla kurduğumuz ilişki doğayla kurguladığımız senaryonun vazgeçilmez parçası.

Diğer çok şaşırtan örnekse Çin’de Loess Platosunda yapılan peyzaj restorasyonu. Aşırı otlatma ve tarımsal uygulamalar nedeniyle erozyona uğramış büyük bir havzanın 1.000.000 hektardan büyük bir alanında yurttaşların katılımıyla gerçekleştiriliyor. Mera ıslahı, otlatma planları, ağaçlandırma çalışmaları, araziyi tekrar şekillendiren teras ve sekiler tesis etme gibi çok farklı aşamaları olan bir proje. Bütüncül bir yaklaşımla yaklaşık 20 yılda tamamlanıyor proje ve Dünya Bankası tarafından destekleniyor. John D. Liu’nun belgesellerinden daha detaylı bilgiye erişebilirsiniz.

ABD’de kent ölçeğinde eylem planları hazırlanmış; California, Arizona, Texas, Florida başlıca eyaletler. Avrupa’da Münih, Londra, Stockholm ilk aklıma gelen kentler. Bu saydığım kentlerde yeşil alan sistemleri ekolojik bakış açılarıyla tekrar kurgulanıyor. Yeşil alanlar sadece rekreasyona hizmet eden, göze hoş gözüken estetik unsurlar değil; yol ağaçlarından, bahçelere, parklardan, kent çeperinde bulunan doğal alanlarla kadar ölçeksel çeşitlilik gösteren kentliye su döngüsünün ve hava kalitesinin iyileştirilmesi, ısı adası oluşumunun önlenmesi gibi çok çeşitli hizmetler sunan bir sistemin parçaları. Bu nedenle gündeminde iklim değişikliği olan kentler, kentsel yeşil altyapı, peyzaj şehirciliği, ekosistem hizmetleri gibi konuları tartışırken yağmur hasadını da bir araç olarak değerlendiriyor.

Türkiye’den Taşlıca, Ankara-Güneşköy, İzmir-Marmariç tarımsal uygulamalar kapsamında sayabileceğimiz başlıca örnekler.  Orman Genel Müdürlüğü’nün ağaçlandırma çalışmalarında kullandığı seki ve terasları da yağmur hasadının başarılı örnekleri arasında gösterebiliriz.

“Hem yerel yönetimler hem bireysel uygulayıcılar için başlangıç noktası”

*Pelin Atakan – Projenin önemli çıktılarından olan “tasarım kriterleri” neler, nasıl işleyecek?

Semiha Demirbaş Çağlayan – Tam da bu konuştuklarımızı aktarmaya çalıştık ürettiğimiz yayınla. Hem yerel yönetimler, hem de bireysel uygulayıcılar için bir başlangıç noktası oluşturmak istedik. Her türlü plan, envanterle başlar biz de buradan başladık; verilerin toplanması, analiz edilmesi; tasarım için yol gösterici kriterler ve örnekleri aktardık. Hem yurt dışında gördüğümüz örneklerde, hem de yaptığımız eğitim çalışmaları kapsamında yurt içinde dinlediğimiz hikayelerde anladık ki en önemli nokta uygulama aşaması. Kusursuz bir model yok. Ne yazık ki yok. Hatalı uygulamalardan edinilen derslerle tekrar düzenlenmiş, geri bildirimlerle beslenmiş çok başarılı uygulama kombinasyonları var. Eş yükselti eğrisine yaptığınız hendek gerçekten istediğiniz gibi çalışıyor mu bunu ancak yağmur yağarken test edebilirsiniz. Hazırladığımız kılavuz bu başlangıca hizmet ediyor. Örneklerin sayısı arttıkça deneyimimiz çoğalacak, diyalogda gelişecektir. Tasarımı yapısal ve bitkisel düzenleme olarak ikiye ayırmak doğru bir yaklaşım olur. Yapısal düzenlemede hendekler, teraslar, çanaklar, drenaj kanalları, kontrol setleri ve yönlendirme arkları gibi arazide yapacağınız kazı dolgu çalışmalarına ilişkin çeşitli hesaplamalar ve tasarımları ele alırken bitkisel düzenlemede de bitki seçimine ilişkin kriterleri ele almak gerekiyor; bitki boyu, dokusu, kombinasyonları, fenolojik döngüleri gibi. Yağmur hasadı bitki seçimi konusunda da bir duyarlılık gerektiriyor; yağmur hasadı yapılan bir parkta yer örtücü olarak kullanılan bitkinin çim olması mümkün değil.

*Pelin Atakan – Eklemek istedikleriniz var mı?

Semiha Demirbaş Çağlayan – Biz Peyzaj Araştırmaları Derneği olarak kentsel ve kırsal peyzajlarda çalışmalar üretiyoruz. Yağmur hasadı yöntemi her iki alanda da çözüm sunuyor. Proje kapsamında hedef kitlemiz belediyeler, çiftçiler ve sivil toplum kuruluşlarıydı. Yerel yönetimler yetki alanları ve mülkiyet hakları düşünüldüğünde değişimin dinamoları. İklim değişikliği nedeniyle yüzleşeceğimiz afet ve felaketlerle baş etmek,  zararları telafi etmek de onlara düşüyor. Sel ve taşkınlar, kuraklık, sıcak hava dalgaları gibi sıradışı iklim olaylarının deseni, sıklığı ve şiddetinde son 10 yılda gözlenen değişim sorunun aciliyetini gözler önüne seriyor ama ne yazık ki iklim değişikliğine uyum konusu henüz yerel yönetimlerin gündemine nüfuz etmiş değil. Kentsel yeşil alan sistemleri kentin uyum kabiliyetini artırabilecek bir can simididir. Olası bir sel, taşkın olayında belediyelerin zararı telafi etme bütçeleri, bu zararlardan kaçınmak için yapacakları yatırımdan kat kat fazladır. Kentin ya gri altyapısını güçlendirecek ve Tokyo’da olduğu gibi dev tahliye kanalları inşa edeceksiniz, ya da yeşil altyapı sistemini güçlendirerek kenti geçirgen bir sünger haline getireceksiniz. Gri altyapının aksine doğanın bize sağladığı hizmetlerin kurulum, bakım, işletim masrafı da yoktur.

Kırsal peyzajda sorun daha dramatik bir hal alıyor. Tarımsal kuraklık beraberinde arazi bozulumunu ve göçü getiriyor. Habitat kaybı biyolojik çeşitliliği de etkiliyor. Yüzümüzü doğaya dönüp süreç ve işlevleri destekleyen mekanizmaları desteklemek zaruri. İklim değişikliği tüm bu tartışmaları zorunlu kılıyor. Ya doğayla ilişkimizi tekrar kurgulayacağız ya da yüzyıl sonunda gezegenin biyolojik çeşitliliğin yarısını kaybederek kendi kıyametimizi yaşayacağız. Dernek olarak amacımız bu konuları yaygınlaştırmak, karar vericilerin gündemine sokmak ve faydalı araçlar sunmak.

“Basitlikten yola çıktık”

Projenin koordinatörü Müge Tokuş, basitlikten yola çıkarak küçük adımlarla ne kadar büyük sonuçlara çözüm önerebildiklerini hatırlatmak istediklerini belirtiyor.

Müge Tokuş (sağda)

*Pelin Atakan – Yağmur Hasadı projesini peyzaj mimari olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Müge Tokuş – Yağmur Hasadı ile su tutmanın peyzaj mimarisindeki önemini yeniden yeniden ortaya koymuş olduğumuzu görüyorum. Yağmur hasadı ilk çağlardan beri bilenen bir kavram olmasına rağmen unutulduğunu basit zaten bilinen kavramlar olarak ele alındığını gördük yer yer. Aslında biz de bu basitlikten yola çıktık, bu kadar küçük adımlarla ne kadar büyük sonuçlara çözüm önerebiliriz onu hatırlatmak istedik. Unutulmuş kavramların içindeki anlamı yeniden gün yüzüne çıkardığımızı düşünüyoruz Yağmur Hasadı projesi ile. Çünkü doğa, biz bir adım adım attığımızda buna 10 adım gibi cevap verecek güçte, burada peyzaj mimarlarına da düşen görev doğru adımlarla, doğru tepkiler elde etmek.

*Pelin Atakan – Devam projeleri olacak mı?

Müge Tokuş – Yağmur Hasadı projemizden sonra sayfayı kapatmadık. Sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetim olarak sağlanan işbirliğini devam ettireceğiz.

Küresel düşün, yerel hareket et!

Projenin nasıl ilerlediğine dair sorularımızı Çankaya Belediyesi Belediye Başkan Yardımcısı Anıl Sevinç’e yönelttik.

Anıl Sevinç

*Pelin Atakan – Sizi bu projeyi yapmaya yönelten ne oldu?

Anıl Sevinç – Uzun zamandır Türkiye coğrafyası özellikle de Çankaya ilçesi içerisinde erozyon, çölleşme, verimliğin düşmesi gibi birçok konuyu takip ediyorduk zaten. Bunun sürdürülemez bir boyuta geldiğini de hem çiftçilerden hem kırsaldan yaşayan arkadaşlardan duyuyoruz. Bunun en temel sebeplerinden bir tanesi yanlış tarım politikaları. İkincisi sebep de toprağın sürekli verim kaybediyor olması. Bu Avrupa Birliği projesi önümüze geldiği zaman farkındalık yaratıp bir değişim başlatmak için en önemli konulardan birisinin bu olduğunu düşündük ve arkadaşlarımız çalışmaya başladılar. Biz de gereken desteği verdik.

*Pelin Atakan – Proje süresince neler yapıldı?

Anıl Sevinç – Proje 3 etaptan oluşuyor. İlk etabı hazırlık ikinci öğrenme etabıydı. Üçüncü etapta ise bu öğrenilenlerin dokümante edilip halka yayılması için çalışmalar yapılmasıydı. Projede önce ekipleri oluşturduk. Görev alacak hem sivil toplum kuruşlularını hem Çankaya Belediyesi personelini bir araya getirdik. Daha sonra elimizdeki imkânları değerlendirdik. Yurtdışına, Portekiz’e bir seyahat oldu, arkadaşlarımız eğitici eğitmenliği konusunda çok güzel bir programa dâhil oldular. Bu programa aynı zamanda kırsaldan arkadaşlarımız, muhtarlar ve eşleri de dâhil ettik. Amacımız sadece toprak, tabiat, doğayla dengelerin tekrardan muhafaza edilip idame ettirilmesi değil. Aynı zamanda kadın erkek eşitliliğini de gözettik. Daha sonra uygulama için pilot proje yerlerini belirledik. Daha sonra dokümantasyon ve halka anlatma kısmına geçtik. 2 konferans düzenlendi. Sivil toplum kuruluşları diğer kamu kuruluşları ilgili kişiler de katıldılar. Şimdi de Yağmur Hasadı kitapçığının hazırlanması sürecindeyiz. Bir süre sonra dağıtımını yapıyor olacağız. Böyle bir konseptin var olduğu, bu konseptin geri döndürülemez diye düşünülen bir takım tabiat olaylarının erozyon gibi olayların önüne geçilmesi, su tutulması ve bunun ilerde başka kaynaklar olarak kullanılması ve bu gibi şeylerin yapılabilir olduğu ve bunu yapmanın çok zor olmadığının anlatabildiğimiz belgeler oluşturuyoruz. Bunu halka dağıtacağız. Dolayısıyla insanlar kendi bahçesinde küçük yerlerde uygulayabilirler. Köylülerimizin bazıları da uygulamaya başladılar. Küçük adımlarla büyük işlerin yapılabildiğine inanıyoruz ve bunu da yaymaya çalışıyoruz.

*Pelin Atakan – Uygulama alanları nasıl alanlar?

Anıl Sevinç – Uygulama alanlarımız çok farklı. Hem şehir içerisinde insan trafiğinin çok yoğun olduğu yerlerde de bu tip projeler uygulayabiliyoruz. Aynı zamanda rekreasyon ve park alanlarımızda uygulayabiliyoruz. Bunlardan iki tanesinde uygulaması yapıldı. Aynı zamanda kırsalda da bu uygulamaların yapılıyor olması lazım. Çankaya Belediyesi’ne bağlı 8 köyümüz var. Köylülerimiz bu anlamada çeşitli uygulamalar yapmaya başladılar. Çankaya Belediyesi’ne ait bir fidanlık ve ağaçlandırma alanımız var. Orada da bu projenin belediye ayağını da biz gerçekleştiriyor olacağız.

*Pelin Atakan – Köylerdeki uygulamalar nasıl?

Anıl Sevinç – Köylerdeki geniş uygulama için daha erken. Alınması gereken tedbirler biraz daha büyük çaplı. Ama köylerde eş yükselti eğrilerinin kanalların yapılması, març yapılması, bitki gruplarının bir arada değerlendirilmesi konusunda şu an düşünüyorlar. Önümüzdeki bahar ve yaz aylarında uygulamaları yapılacak.

*Pelin Atakan – Yağmur Hasadı iklim değişikliğine uyumda nasıl bir motivasyon yaratıyor?

Anıl Sevinç– Bu yöntem, toprağının nem oranını artıracak, su tutma kapasitesini artıracak, dolayısıyla üzerindeki vejetasyonun artmasına birinci derecede faydası olacak. Hayvan barınakları var mesela, nerden baksanız 500 600  metrekare gibi bir çatı alanları oluyor. Eğer yağış miktarını doğru kullanıp bunun tamamı depolanmasa da topraklarında bir şekilde değerlendirebilecek olurlarsa Türkiye’nin en büyük ihtiyacı olan sulama ihtiyacını doğadan karşılamış olacaklar.

“Bir traktör ve pullukla yapılacak çok şeyler var”

*Pelin Atakan – Köydeki üreticilerin yağmur yasadı yöntemlerini uygulaması maliyetli mi? Altyapı gerekiyor mu? Üreticilere bu konuda destek verecek misiniz?

Anıl Sevinç – Çok farklı uygulamalar var. Benim toprağımda bir göletim olsun ben hayvanlarımı ve bütün toprağımı burada sulayayım derse bu maliyetli bir şey olur. Ama bu maliyete katlanmadan küçük önlemlerle de yapılabilecek çok şey var. Bir traktör ve pullukla yapılacak çok şeyler var. Küçük önlemlerle büyük şeyler yapılabilir.

*Pelin Atakan – Üreticiler istekliler mi yağmur hasadını uygulamaya?

Anıl Sevinç – İstekliler, biz de hem teknik hem bilgi beceri konusunda yardımcı oluyoruz. Bölgedeki kooperatif şu an müdahil değil. Köylülerimize 420 tane koyun dağıtmıştık. Ocak ayından bu yana da doğumlar başladı. Mayıs ayına doğru 1000-1200 koyun olacak. Biz kooperatifin bu uygulaması üzerine permakültür ve oradaki meraların daha üretken daha kaliteli bir vejetasyon üretmesi sağlayabilirsek işte o zaman 2 tane şeyi bir araya getirmiş oluyoruz. Hem yün kalitesi hem bakım kolaylığı hem de yem maliyetinde tasarruf anlamına gelecek. Tabi, bunlar bugünden yarına hemen olacak şeyler değil.

*Pelin Atakan – Bu tür projelere Çankaya Belediyesi olarak devam edecek misiniz?

Anıl Sevinç – Tabi ki her zaman.

 

Röportaj: Pelin Atakan

(Yeşil Gazete)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn5Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page