5 Aralık Akkuyu Bilirkişi İncelemesi ve Keşfi’nden notlar-1

5 Aralık Pazartesi (bugün), Akkuyu’da kurulmak istenen nükleer santral için verilen Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun olumlu kararının iptali istemiyle 11 Temmuz’da gerçekleştirilmiş olan Akkuyu Bilirkişi Keşif oturumlarının ilave fazı, Davacı  ve avukatların saat 09:30 itibariyle içeriye alınmasıyla başladı. Dünkü yazımızda gerekçesini açıkladığımız üzere  bugün yeni atanan Jeofizik Bilirkişisi tarafından gerçekleştirilecek keşif süresince Akkuyu bölgesinin depremselliği, arazi yapısı, nükleer santral kurulması için inşaata uygun altyapısının olup olmadığı gibi jeofizik bilirkişinin uzmanlığı kapsamındaki dava maddeleri görüşülecek.

icerik

Jeofizik Bilirkişisi Prof. Dr. Emin Demirbağ’a , dava dosyalarında belirtilen itiraz başlıklarının sunumundan önce, 11 Temmuz’da gerçekleştirilen Bilirkişi inceleme ve keşfine istinaden Davacıların duyduğu güvensizlik ve rahatsızlıklar ifade edildi. Bilirkişilerin konakladığı otelin Akkuyu NGS’ye ait olduğu ve bunun da Bilirkişileri etkilemek amacıyla yapıldığı Davacıların ortak görüşü oldu. Hakim, davacıların bu rahatsızlıklarının sebebini anlayamadığını ifade ederken avukatlar önceki keşfin usule aykırı dolayısıyla da şaibeli olduğu yönünde görüş beyan etti. Hakim, aynı zamanda 11 Temmuz’daki bilirkişi inceleme ve keşfine istinaden yapılan tüm itirazları alarak ilgili Bilirkişilere ilettiğini, zaten herşeyin bilirkişilerin tekrar izlemesi için kayda alındığını bu kayıtların çekinilmesi gereken başka bir amaç taşımadığını dolayısıyla süreç için  değerlendirileceğini  söyleyerek kriz çıkartılmamasını istedi.

“Halkın neden nükleersantral istemediğini size anlatmak zorundayız!”

Bilirkişinin açıklamalarının ardından sözü alan Mersin CHP Milletvekili Aytuğ Atıcı “Biz kriz cikarmak icin burada degiliz” diyerek Akkuyu NGS’nin kuruluş planlarının hükümet programından ibaret olduğunu ve kendilerinin bilirkişilere halkın neden nükleer santral istemediğini anlatma amacını taşıdıklarını, gerginliği de Akkuyu NGS avukatlarının çıkardığının kayıtlara geçmesini istedi.

Soldan sağa:  Doğu limanı, Nükleer Ada, Batı limanı   Foto: Pınar Demircan

11 Temmuz’daki Bilirkişi keşif sürecine istinaden tek tek itirazların beyanının ardından Bilirkişinin Davacı ve Davalıların huzurunda yemin etmesiyle 5 Aralık bugün görüşülmesi öngörülen dava konuları masaya yatırıldı .

Av. Arif Ali Cangı sözü alarak  EGECEP, Yeşil ve Sol Parti ve Türkiye Barolar Birliği adına deprem riski başlığı altındaki itirazlarını açıklayarak ağırlıklı olarak Akkuyu NGS sahasınındaki fay hatlarının oluşturacağı risklere değindi.

Av.Cangı bu kapsamda  Akkuyu NGS sahasının fay hareketlerinin riskinin araştırılıp araştırılmadığını, ÇED raporundaki kaza senaryolarının Fukuşima felaketi örneğiyle uyumlu olup olmadığını, ÇED raporundaki kaza, olasılık hesapları, Ecemiş fay hattı dışında sonradan tespit edilmiş olan Kozan fay hattı üzerine araştırmaların yapılıp yapılmadığını, Akdeniz’deki sismik çalışmalarla saptanan çökeller ve deniz tabanını etkileyen faylara ilişkin bilgi ve öngörülerin olup olmadığını sordu. Ayrıca ÇED raporunda da bahsi geçen  Kıbrıs’ın güneyindeki faylarda görülen dalma-batma halinin Kıbrıs kuzeyindeki deniz tabanında heyelanları tetikleme olasılığının  incelenip incelenmediğini ve Fukuşima’daki gibi bir bir deprem meydana gelirse benzer bir elektrik kesintisinin nasıl önüne geçilebileceğinin yanıtlanmasını talep etti.

“Küresel ısınma ile 30 yıl içinde deniz seviyesi yükselecek”

Ardından söz alan Türkiye Barolar Birliği’nin avukatlarından İsmail Atal ise ÇED raporunun hazırlanma sürecinin de kanuna aykırı olduğunu yeni bir ÇED raporu hazırlanması gerektiğini beyan etti. Küresel ısınma ile  deniz seviyesinin önümüzdeki 30 yıl içerisinde 60-80 metre yükselmesinin nükleer santraller açısından ciddi bir risk teşkil ifade ettiğini, bunun ÇED raporunda dikkate alınıp alınmadığını sordu .

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan Kenan Ocak ise Bakanlığın  1970’li yillardan beri bölge jeolojisi ile ilgili arastirmalar yaptırmakta olduğunu,  Fukuşima ile ilgili de bakanlik olarak degerlendirmeleri yaptiklarını söyledi.

“Mersin Antik kenti tarihte 3 defa yıkıldı”

Jeoloji Mühendisleri Mersin Şubesi Oda Baskani mevzuatların yetersiz olduğunu arkeolojik kayıtlar incelendiğinde Mersin’in Antilk kenti Soli Pompeipolis’in 6,5 ve üstü şiddetindeki depremlerle 3 defa yıkıldığını ifade etti.

“İnsan hatası önlenemez”

Mersin tabip Odası Başkanı Dr. Ful Uğurhan da depremsellik mevzuuna ek olarak ÇED raporunda Acil durum planının olmadığını belirtti. Davacı Yeşil ve Sol Parti’nin temsilcisi Mimar Özkal Yüreğir de dünyadaki üç büyük nükleer santral kazasının ikisinin insan hatası birinin doğal afet neticesinde olduğuna dikkat çekerek insan oluştan kaynaklanan hataların önlenmesinin mümkün olmadığının altını çizdi.

Davacılar Akkuyu NGS’nin dünyada denenmemiş ve tasarım halinde bir nükleer santral olduğunun da altını çizmesine karşılık Akkuyu NGS tarafının avukatı, ÇED’in konusunun nükleer santralin kurulması olduğunu, santralin tasarımının burada mevzu  olmadığını, tasarımın geliştirilebileceğini söyleyerek savunma yaptı.

“Akkuyu nükleer atık deposu yapılmak isteniyor”

Bunun üzerine söz alan Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Akkuyu’da kurulmak istenen Rus VVER 1200 tipi nükleer santralinin daha geçen ay  denendiğini ve arıza meydana geldiği için kaza endişesiyle hemen devreden çıkarıldığını üstelik bu gerçeğin de  Rusya ve Dünya kamuoyundan 6 gün gizlendiğini ve daha sonra kamuoyundan özür dileyerek bilginin paylaşıldığını  ifade etti. Konuşmasında Ermenistan’da Metzamor Nükleer Santrali’nin riskli pozisyonuna da dikat çeken Atıcı, nükleer santrali kapatma maliyetlerinin yüksekliğine bağlı olarak bu nükleer santralin de kapatılmadığını, dolayısıyla aslında kapatma maliyeti yüklenilemeyen bir tesisin hiç bir zaman açılmaması gerektiğine değindi.  Atıcı, Akkuyu’da bir nükleer santralin kurulmasıyla Akkuyu NGS sahasının en az 10 yıllık bir atık deposu haline getirilmesinin planladığının da altını çizdi.

“Yeniden karot alınsın!”

Bilirkişi incelemesinde değinilen bir önemli konu da  yer lisansı 1976’da alınan Akkuyu Nükleer santrali’ nin zemin etüdleri kapsamında  1978 yılında karot alımının bir başka bölgeden yapılmış olduğuydu. Başlangıçta Akkuyu NGS’nin avukatı sanılan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Hukuk Müşaviri Zeynep Erben’in böyle bir iddianın ispatlanması gerektiğini söylemesiyle  Davacılardan Av. İsmail Atal, yeniden karot alınmasını önerdi ve Akkuyu zemininin nükleer santral kurulması için uygunluğunun yeniden test edilmesi gerektiğini, bilimsel gerçekliğin de ancak bu şekilde sağlanacağını dile getirdi. Hakim, Bilirkişinin uygun görmesi halinde zemin etüdü için yeniden karot alınabileceğini kayda geçirdi.

Tekrar söz alan Av.Cangı, Akkuyu nükleer santral projesinin Rusya ve Türkiye arasındaki stratejik kararlara dayandığını, bugünkü ve gelecekteki yaşamın bu stratejik kararlar uğruna tehlikeye atıldığını, bu amaçla  yargıya bile müdahale edildiğini vurguladı. Akkuyu NGS yapılırsa burasının nükleer çöplük yapılacağını ve yaşamın sürmesi için nükleersiz geleceği kurmak zorunda olunduğuna işaret etti.

icerik

Bilirkişi incelemesi saat 15:00’da saha keşfi ile devam etmek üzere 1 saat öğle arası verildi. Davacı ve Davalılar yemek molasını ayrı ayrı, kendi yer ve imkanları ölçüsünde değerlendirdi.

Pınar Demircan

(Yeşil Gazete)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page