Hükümetlere ve müzakerecilerine açık mektup

Birleşmiş Milletler (BM) iklim müzakereleri Katar’da Doha kentinde başlıyor, ve dünyanın dört bir yanında insanlar seller hayatlarını alıp götürürken, yangınlar evlerini yok ederken, kuraklık ekinlerini kırarken izliyorlar. BM Çevre Programı (UNEP) daha bu sabah kutuplarda eriyen daimi donmuş toprakların altından devasa miktarda metan gazının serbest kalabileceğine dair bir rapor yayınladı. Metan kuvvetli bir sera gazıdır, ve atmosfere bu miktarlarda serbest bırakılması dünyayı önü alınamaz iklim değişikliğine her zamankinden daha da yakın hâle getirir diye uyardı. Aşağıdaki, güvenli bir iklimin üç güçlü müdafiinden Doha’daki liderlere ve müzakerecilere bir mektup.

İklim değişikliği ile hakikaten yüzleşmek için, BM İklim Değişikliği Çerçeve

BM nezdinde 18 yıldır her sene yapılan İklim Değişikliği Taraflar Konferansının 18.si (Cop18) 26 Kasım Pazartesi Katar'ın başkenti Doha'da başladı

Konvansiyonu 18. Taraflar Konferansı ( BMİDÇS-COP18) fosil yakıt kaynaklarının 2/3’ünden fazlasını toprağın altında bırakmaya karar vermeli.

Bill McKibben, Nnimmo Bassey ve Pablo Solon tarafından yazılmıştır:

***

2012 Senesi, Kuzey Kutbunun hayret verici erimesine şahit oldu ve bunun üzerine en önde gelen iklimbilimcilerimiz ‘gezegen-çapında acil durum’ ilan ettiler. Bu sene, havanın dünya çapında mahsülleri kırıp geçirdiğini, gıda fiyatlarının %40 arttığını ve dünyanın her yerinde fakir hanelerde ailelerin zarurete düştüğünü gördük.

0.8ºC Küresel ısınma olduğunda başımıza gelen bu. Bir dizi kurum bu vaziyetin kötüye gitmesine mani olacaksak tam olarak ne yapmamız gerektiğini tanımladı: var olduğunu bildiğimiz karbon yakıtların çoğunu yerin altında bırakmalı ve daha fazlasını aramayı kesmeliyiz.

2ºC’In altında kalmak için yarı yarıya bir şansımız olmasını istiyorsak, keşfedilmiş petrol, kömür ve doğalgaz rezervlerinin 2/3’ünü yeraltında bırakmalıyız; şansımızın %80 olmasını istiyorsak sözkonusu rezervlerin %80’ine dokunmamalıyız. Bu “çevreci matematiği” veya radikal bir tasvir filan değil, Uluslararası Enerji Ajansı’nın geçen ay yayınladığı raporundan.

Bu şu anlama geliyor, yönümüzü değiştirmek için çok ciddi küresel fiiliyata girişmediğimiz takdirde iklim hikâyesinin sonu şimdiden yazılmış. Şüpheye mahal yok, olağanüstü fiiliyat olmazsa bu fosil yakıtlar yanacak, sıcaklık tırmanacak, ve bu da iklimle ilintili bir doğal felaketler zincir reaksiyonu yaratacak.

Müzakereciler zevahiri kurtarmacalarını, nihayetsiz makas tutturma çabalarını, son dakika metin uydurmalarını bir kenara bırakmalı ve dikkatlerini tamamiyle bilim insanlarının tahsis ettikleri karbon bütçesiyle nasıl yaşayacaklarını hesaplamaya vermeliler. 2050 yılına kadar 565 gigatondan (milyar ton) daha fazla karbon salamayız, ancak mevcut hızımızla 15 sene içinde bunu alıp geçeceğiz. Eğer bu bütçeye riayet etmemizin bir ihtimali olmasını istiyorsak, 2020’ye kadar atmosfere 200 gigatondan fazlasını salamayız.

Atmosfere karbonun çoğunu salmış olan zengin ülkeler, özellikle de dünyanın tek süper gücü, salımların azaltılmasında öncülük etmeliler; yükselen ekonomiler de petrol, kömür ve doğalgazdan istifadeyi azaltma taahhüdünde bulunmalı. Gelişme hakkı, devletlerin nüfuslarının tatmin edici mutlu hayatlar yaşamak için gerekli temel ihtiyaçlarını karşılama yükümlülükleri olarak anlaşılmalı; gezegenin ve tüm insanların hayrı sınırlarını hesaba katmayan tüketim ve kaynak-sömürüsü toplumuna bedava bir bilet olarak görülmemeli.

Diplomatik tehirlere artık vakit yok. BMİDÇS 18. Taraflar Konferansı’ndaki tarafların çoğu bunların gerçekler olduğunu biliyor. Şimdi insanlığın ve Doğa’nın geleceği için fiiliyata geçme zamanı.

(Yeşil Gazete)

(Bill McKibben, 350.org’un kurucusu; Nnimmo Bassey, Oilwatch International’da (Petrol Gözlemi Uluslararası) Çevre Hakları Eylemi biriminde ve Koordinatör; Pablo Solon, Focus on the Global South(Küresel Güney’e Odak) Genel Direktörü, Bolivya eski BM Büyükelçisi ve eski İklim Değişikliği Baş Müzakerecisi).

 

Orijinal metin 350.org‘un sitesinde 27.11.2012 tarihinde yayınlanmıştır.

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page