Türkiye’de hayvancılık çöküyor

Türkiye’de hayvancılık çöküyor… Türkiye’nin 1980’de nüfusu 40 milyon iken 84 milyon olan besi hayvanı sayısı, bugün nüfus 75 milyonu aşarkenı 37 milyona geriledi. Çiftçi-Sen, medyanın “et rezaleti” olarak yansıttığı Et ve Balık Kurumu olayının ardındaki gerçekleri açıkladı.

Tarım ve hayvancılıkta uygulanan yanlış politikalarla bir çıkmaz sokağa girildiğini belirten Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, yayınladığı basın açıklamasında hayvan yetiştiriciliğiyle bitkisel üretimin bir arada yapılacağı, çıktılarının karşılıklı kullanabileceği küçük aile çiftçiliğinin, devlet politikası olarak uygulanması gerektiğine dikkat çekti.

Çiftçi-Sen Genel Başkanı Abdullah Aysu ve Genel Sekreteri Ali Bülent Erdem tarafından yapılan basın açıklamasının metni şöyle:

Hayvancılıkta işler sarpa sarmış durumda

“1980’de Türkiye’nin nüfusu 40 milyon iken 84 milyon 300 adet hayvanımız vardı. Bugün ise nüfusumuz 75 milyonu aşmasına rağmen, hayvan sayımız artacağına 37 milyona geriledi. 1980’deki 84 milyon 300 bin hayvanın saman ihtiyacını karşılayabiliyorken, 2012 yılında 37 milyon hayvanımız için saman ithal etme kararı alıyoruz. Kurban Bayramında kurbanlık hayvan ithal etmek zorunda kaldığımız yetmiyormuş gibi şimdi de hayvanlarımız için saman ithal etme kararı alıyoruz. Belki günü kurtarıyoruz ama hayvancılıkla ilgili sorunlarımız orta yerde duruyor.

Hayvancılıkla ilgili sorunlarımız çok konuşuldu; eleştiri ve öneriler yapıldı. hükümetlerin kulakları ise hep tıkalıydı, vurdumduymazlardı. Sorunları çözmek için hiçbir adım atmadılar, yanlıştan geri dönmediler. Tam aksine yanlışlarını ısrarlı ve istikrarlı biçimde sürdürdüler.

Günü kurtaran çalışmalar, hayvancılıkla ilgili sorunları geçiştirme, kökten çözümlere girişmemek; hayvancılığımızı çıkmaz bir sokağa sokuyor.

Her şey piyasanın insafına bırakılamaz

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, saman ithaliyle ilgili olarak, “samanı bakanlık olarak biz ithal etmeyeceğiz, saman ithalini şirketlere yaptıracağız” diyor.  Şirketler, ithal ettiği/edeceği samanı, kamu hizmeti addederek hayvan yetiştiricilerine kârsız mı dağıtacak? İthal ettiği samanın üzerine şirket tarafından konulacak olan kâr, yetiştirici maliyetlerini arttırmayacak mı? Tüketici hayvansal ürünleri daha pahalıya almak zorunda kalmayacak mı?

Geçmişte hayvancılıkta et piyasasını düzenlemek, (regüle etme) amaçlı kurulan, şu an, et piyasasında çok az oranda etkili olan Et ve Balık Kurumu’nda (EBK) basının deyimiyle “et rezaleti” yaşanıyor. Et Balık Kurumu’nun merkez ve taşrada görevli bazı yöneticileri dahil 15 kişi hakkında, “şaplı, veremli ve ölü hayvanların etlerini piyasaya sürmek” suçlamasıyla dava açıldı.

Yaşanan bu “et rezaletinin” üzerine herkes bulunduğu yerden çıkarına olacak sözleri söylüyor, “çekiştiriyor”… EBK, yanlışlarından arındırılsın, kamuya karşı görevini layıkıyla yapsın. EBK’nu doğru çalıştıralım, çalışmasını sağlayalım demek yerine:  “Et Balık Kurumu’nun durumunun ve imtiyazlarının gözden geçirilmesi kaçınılmaz”, “devletin kasaplığı bu kadar olur”, “Allah aşkına zaten devletin kasaplıkta ne işi var” yaklaşımı gösteriliyor.

Oysa, bu yaklaşımlar, bizi bugünkü çıkmaz sokağa taşıyan politikaların uygulanmasına neden oldu. Her şeyi piyasanın ‘sihirli değneğine’ bıraktılar. “Yanlışın üzerine yanlışla gidiliyor”.  EBK’na “et rezaletini” yaşatan, kurumu kuşatan şirketlerin marifeti. EBK’unu bu hale düşürenlerin şirketler olduğu söylentisi ayyuka çıkmışken “devletin kasaplığı bu kadar olur” demek ne kadar sahici/samimi bir yaklaşım.

Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu olarak;

– EBK’nun üretici ve tüketici lehine piyasa düzenlemesi yapması gerektiğine,

– Bizzat yetiştirici ve üreticileri üretimden pazarlamaya zincirin tüm halkalarına egemen kılacak, oluşmasına destek olacak politikaların uygulamaya konulmasına,

– Devletin, sadece kesesinin ve kasasının şişmesini düşünen, toplumsal sorumluluk kaygısı taşımayan şirketleri palazlandıracak politikaların terk edilmesine,

– Meraların ıslah edilmesi, özgür köy (mera) hayvancılığını geliştirecek ve uygulayacak politikaların merkezi devlet politikası haline getirilmesine,

− Hayvan yetiştiriciliğiyle bitkisel üretimin bir arada yapılacağı, çıktılarının karşılıklı kullanabileceği küçük aile çiftçiliğinin, devlet politikası olarak uygulanması gerektiğine, tarımda girilen çıkmaz sokağı ancak bu yolla aşabileceğine inanıyoruz.”

120 Total Views 1 Views Today