Yeşil Gazete'ye Hoş Geldiniz

AKTÜEL YEŞİL GAZETE

Paneli Kapat

Üye Girişi

Şifrenizi mi kaybettiniz?

Henüz üye değil misiniz? Üye olun!

RSS

Yazar Hakkında: konuk

Web Adresi:

Yazar: Profil:
Yazar'a E-posta Gönderin

Posts by konuk:

“Göle Su Gelene Kadar, Kurbağanın Gözü Çıkar”

Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemelerinin 2008 Temmuz ayından bu yana benim gibi milyonlarca emekçinin mağdur edilmesi tepki gösterilmeyecek gibi değil. KEY hesaplarında biriken paraların sahiplerine yani bizlere gerçek faizi ile birlikte ödenmesi, uzatmalardan kaynaklı gecikme faizlerinin de hesaba katılması ve öyle ödenmesi gerekirken, yapılan son açıklamalar 1555 Tl. Ödeneceği yönünde. O da 108 ay tam [...]

Komünist Manifesto ve Yeşil 2

COPY-PASTE BİR 8 MART KUTLAMASI
İki yeşil var. “Park ve bahçe” yeşili ve “orman, kır, vadi, dağ” yeşili. Uyaracaklar olabilir ama unutmadım; bir de cennet yeşili.
İzafiyet teorisi, bir şeyin yerini tanımlayabilmek için bir başka noktayı başlangıç almanız gerektiğini söylüyor. Elbette “şey”i “şey”le tanımlamak anlamsız gelebilir. “Böyle bir anlamsızlığın içine düşeceğine bırak dağınık kalsın” demek de mümkün. Fakat bir de şeyi, [...]

Demokrasiye Değil Kadınlara Balans Ayarı

Bu yıl 8 mart’a acı, gözyaşı ve gölge düştü. Her şeye rağmen Kürt kadınları, anadilde eğitim taleplerine, kimliğine ve özgürlük değerlerine sahip çıkma anlayışı ile alanlardaki yerini alacaktır. 15 Ağustos’ta başlayan demokratik açılım kadınların barış umutlarını  devletin iki yüzlü ve imha politikalarından dolayı bir başka bahara ertelendi. Türkiye’de Demokrasiye 23 kasım 2009 da AKP [...]

Romanlar Ve 5366

5366 ne bir ritm , ne bir müzik ölçünün ismi ,Ne de hepimizin bildiği  9/8 in alt kolu, 5366 AKP İktidarının 16.06.2005 Tarihinde Kanunlaştırdığı , Romanların Kabusu olan,evlerini yıkan,yerlerinden eden, acı veren bir yasadır.
Hepimizin yakından bildiği Sulukule’nin yıkılmasına,bir kültürün yok olmasına neden olan kanundur.Sulukuleliler seslerini tüm dünyaya duyurdular ama maalesef kanunu çıkaranlara duyuramadılar.

2010 Kültür Başkentinde Tarih ve Kültür Katliamı Yapılıyor

Bizler İstanbul ili Fatih ilçesi ,Fener Balat Sakinleriyiz,
2010 yılında Fatih belediyesi , Yenileme Projesi ile biz bölge halkına sıkıntılı günler yaşatıyor.Yapmak istedikleri Proje Tamamen Tarih ve Kültür Katliamıdır.Tarih olarak ,Tarihi Müstakil evlerimizi içerden yıkarak , ada bazında bloklar yaparak, dairelere çevirmek istiyor.O güzelim evlerimizin Tarihi ahşap merdivenlerini, Nakışlı Tavanlarını ,güzel nakışlı duvarlarını yıkarak , Tarihi [...]

Komünist Manifesto ve Yeşil-01

Modernizm ve komünist manifesto arasında modernizmi besleyen dosdoğru bir bağlantı olduğuna şüphe duyacak olanlar herhalde manifestonun yılmaz savunucusu komünistler değil, anti-kapitalistlerdir.

Bu doğrusal ilişki komünizmi kapitalizmin karşıtı-alternatifi olmaktan çıkarır ama diyelim böyle algılayan biri, romantik (veya anti-ütopik) bir hevesle manifestoya yöneldi… Bu görüş kendine manifestoda ucundan ilişebileceği bir yer bile bulamaz.

Fetva Verildi, GDO’lu Ürünleri Yiyebilirsiniz

5 Şubat 2010 tarihli Milliyet Gazetesi’nde ilginç bir haber çıktı. İstanbul Ticaret Odası’nın düzenlediği Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar Semineri’nde konuşan “Başbakan Baş Müşaviri Dr. Yıldırım M. Ramazanoğlu, GDO’ların üretimi konusunda Kuran-ı Kerim’de 100’e yakın ayetin varlığına işaret etmiş ve GDO’ların insanlık için gerekli olduğunu” buyurmuş.

Benim Adım Berivan

Bugün uyandığımda yatağımda olmadığımı fark ettim. Etrafımda insanlar var ama ailem yok. Annem uyanıp gelmedi yanıma. Ellerimi avucuna alıp kızım demedi. Babamı zaten beklemiyorum. O erkenden işe gidecek. Emeği ekmek olacak. Emeğini yiyeceğiz ki yaşayabilelim. O durdu mu hayat durur. Kim tutar ve bir lokma ekmek verir o olmazsa. Annem çalışır elbette ama o da [...]

Nijer’de Ordu Yönetime El Koydu.

Başlık çok tanıdık; yani ordunun yönetime el koyması. Çok aşina olmadığımız bir coğrafyadan, yakından takip etmediğimiz bir siyasi ortamdan geldi bu haber.
Açıklanan sebep: seçimle gelen mevcut Devlet Başkanının anayasayı ilga ederek kendi iktidarını ( bazı kaynaklara göre üçüncü kez, bazı kaynaklara göre ilelebet ) devam ettirmek istemesi.

Komünist Manifesto ve Yeşil

Aslında sözü “anlama” meselesine getirmek için yazacağım yazı ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir konuyu hatırlatmış oldum. Şifreli romanlara ve gizli saklı işlere pek meraklı bir toplum olduğumuz için görünen herşeyin ardında birbaşka niyet olduğunu doğuştan biliriz. Bu nedenle anlama meselesi de bizim için epeyce meşakkatli bir konu olmuştur hep. Kutsalları, dogmaları, kuralları bol olan toplumlarda -doğal olarak- gelişen gizli saklı işlerin doğurduğu bir model bu.

Fransa’da Irkçı Afiş Yasaklandı

Fransa’nın güney illerinden Marseille’de mahkeme milliyetçi Front National (Millî Cephe) ...Haberin Devamı →

İngiltere “Tükeniyor”

İngiltere'de yaklaşık 500 hayvan ve bitki türünün son iki yüzyılda ...Haberin Devamı →

Sponsor

ads

Etiketler

Kategoriler

Fransa’da Irkçı Afiş Yasaklandı

Fransa’nın güney illerinden Marseille’de mahkeme milliyetçi Front National (Millî Cephe) ...

Yazının Devamı →

8 Mart: Dükkanlarda Bugün İndirim VMağazaların tabelalarında bugün indirim var. Kadınlara özel ! Bugün “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” ya da “sosyalist jargonu” eleştirenlerin deyimiyle bugün “Dünya Kadınlar Günü”… Veyahut Duygu Asena’nın ironisiyle “365 Günün Sultanı” bugün. Mahya asalım, tüm feodal beyliklere… Kadın emeğini sömüren fabrikaların bacaları arasına…Hoşgelmiş diyelim Sultanımız. Mesala Desa’ya asalım koca bir mahya, ışıklı ışıklı… Patron, kadınlar gününe özel belki birer çanta verir kadın işçilerine, ya da “işçi kadın”lara… Unutturur belki geçen yılki işten attığı kadınları, fazla mesaileri küçük bir çantayla… İşçilerin bir saatte, belki otomasyonla 5 dakikada ürettiği maaşları ayarındaki çantayla… Kırmızı rujlarını sürsün bugün kadınlar, mini eteklerini giysin, zifiri karanlık ortasına çıksınlar bugün.Ama korkmaca olmasın bugün, çekinmece de. Korktuk altlarında sıkı sıkı tuttukları çantalarını almasınlar yanlarına, son aranan numaraya bir erkek yereştirmesinler evden çıkarken… Bütün ihtişamıyla yürüsünler, arkak sokakta aylak aylak gezen herhangi birisi gibi… Gebzeye bugün beyaz bir duvak gönderelim.Ertesi gün aynı trenle geri dönsün… Ama kirlenmeden… Bembayaz… Bugün bütün erkek polisler izine çıksın. Değil kadınlar. Erkekler çıksın tatile. Kadınlar korusun bizi. Tarlabaşı’ndan inerken, sohbete dursun bir travestiyle kadın polis. Dertleşsinler sabaha kadar. Ya da Harbiye yoluna çıksın, dövülen seks işçisi kadınları görsün…Korusun… Belki de, “bu fahişeyi mi koruyorsun?”u duyup bir tekme de o yesin, azgın bir magandadan.. Sonra kadın polis, sorsun kendine birşeyler. Ya da polis kadın… Bugün tüm analar kız çocuğu doğursun mesela… Narin ağlama sesleriyle sarsılsın dünya… Babaları kahveye gitsin koşa koşa, kahvede poker oynayan tüm adamlara çay söylesin “benden herkese demli bir kaçak çay” narasıyla… Meclise bugün kadınlar gelsin bir tek…Ya da ,ya da eşlerinin altından, yıldızlı vekil rozetlerini döşlerine taksınlar, otursunlar en rahat koltuklara… Meclis Başkanı da bugün kim olsun mesala… Pınar Selek olsun misal… Sabiha Gökçen mi?.. O da olur; Sebahat Tuncel de olur aslında… Ya da-a-a Sennur Sezer, en şairane sesiyle açsın oturumu…Takır takır kaldırıp indirsinler Ana-yasamızı… *** Ya yarın?.. Herkes eski biçilen “rol”üne devam mı eyleyecek?.. *** Mağazaların tabelalarında bugün indirim var. Tek taş pırlantalar bile mor renge bürünmüş bugün. Kadınlara özel! Bugün “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” ya da “sosyalist jargonu” eleştirenlerin deyimiyle bugün “Dünya Kadınlar Günü”… Kimisi “Cennet anaların ayakları altındadır” edebiyatıyla, biçilmiş kaftanıyla örter kadını, ritueli gösterir kadına/kadınına, en yüce/ilahi hediyeyle. Kimi “Erkek şiddetine son”, “Tacize son”… Kimi “Eşit işine eşit ücret” talep eder, büyük sermayesinden patronun. Kimi de küçük bir mor pırlanta koparır kocasından, plazada yanan ışıklar da morartılır! Koca Mart’ı morluklarla geçirir, ondan bundan habersiz kimisi de. Kapitalizme entegre olmuş cinsiyetçilik: İşçi Kadın-Kadın işçi 1857 yılında Newyork’ta çalışma koşullarına karşı direnen dokuma işçisi kadınların grevine polisin uyguladığı baskı ve tekabülünde çıkan yangında, 129 tane işçi kadının can verdiğini kimse unutmadı. 1910 yılında 2. Enternasyonel’e bağlı Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin’in; 129 işçi kadın anısına 8 Mart’ın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” ilan edilmesi önerisinin direkt kabul edilişini de unutmadı kimse. 1975 yılına kadar düzenli/düzensiz kutlanan , 1977 yılı Birleşmiş Milletlerin “Dünya Kadınlar Günü” çıkarmasıyla daha da kurumsallaşan gün; Türkiye’de 1975′den itibaren daha yaygın kutlanmaya başladı. 1970 li yıllarda Amerkida iş hayatında ırk ve cinsiyete göre yapılan ayrımcılığa karşı seslerini yükselten emekçi kadınlari ücretlerin iyileştirilmesinden, kayıt dışı çalıştırılmaya, cinsiyete bağlı iş istihdamını ortadan kaldırmaya kadar, kapitalizmle entegre olmuş cinsiyetçiliğin eleştirisini fabrikalarda başlatarak kadın hareketını başlattılar. 1970′lerden sonra büyüyen kadın hareketi pozitif ayrımcılık tartışmlarına kadar gitti. Tartışmalarla sınıfın toplumsal cinsiyeti üzerine deneyimler sağladılar. Hatta cinsiyet ayrımının yanında ırksal ayrımdan dolayı “öteki” addedilenlerin iş sahasında ayrımclığını(job seggration) engelleyen, ayrımcılığı önleyici yasalar (anti-discrimination laws) kazanımlarının, daha sonra “modern kadın hareketine” katkısı yadsınalamaz. Türkiye’de ise 1980 sonrasında dağıtılan sol oluşumların arasından küçük bir grup entelektüel kadının bir araya gelmesinden oluşan Feminist hareket ise daha çok cinsiyet(gender) ve cinsellik(sexuality) özerine odaklanan gruplar oldu.1975′den itibaren daha düzenli kutlanılmaya çalışılan 8 Mart, 1980 darbesi sonrası 4 yıl sekteye uğratıldı. 1980 darbesi sonrası, sosyalist bileşkelerin kadınların mücadelerine bir armağanı, mücadeleyi anma günü olana 8 Mart, siyasi partilerin kadın örgütleri ve Türkiye’de hızlanan Feminist hareketin sahip çıktığı noktalardan birisi olarak gündeme oturdu.1980-1990 arasından Feminist hareket hızlı bir yükselişe geçti, Feminist hareketin kadın görünürlüğü ve hak alma mücadelesinde bir boşluğu doldurduğu su götürmez bir gerçek iken, sol- sosyalist partiler kadın mücadelesinde sınıfın toplumsal cinsiyeti politikası ile, 80 sonrası yok edilmeye çalışılan sınıf hareketinin içinde çırpınarak da olsa mücadelesini sürdürürdü.Teorik ve pratik anlamda, kadınların bu hak mücadelesine yeri/günü geldiğinde bir “sınıf” mücadelesini kısmen hakkını veren sosyalist partiler, kadın cinsel/beden kimliği üzerinden yapılan acımasız baskılara karşı politika üretemenin ve pratik yoksunluğunun getirisi/götürüsü olarak kadın hareketini tam manasıyla oluşturamadı. Diğer yandan;Türkiyedeki Feminist örgütler, Birlemiş Milletler Kurulunun “emekçi” lafını çıkarmasını pek de umursamayan -veyahut kapitalist sistem içerisinde tüm kadınların – eve emeği gibi- emekçi olduğu gerçeğini göz önünde tutarak – “sosyalist jargonun” emekçi ibaresi ve kadın emeği hakkı mücadelesinde geri kalan, daha çok orta sınıf ve küçük burjuva içerisinde örgütlenen bu hareketler, kadın hareketi içerisinde yerel ağız oluşturamadı. Ama son yıllarda Femisit hareketin kısmen de olsa alt sınıf söylemleri ve pratik örgütlenmeleri, sosyalist camianın toplumdaki kadının cinsel/beden algısı hakkındaki bilinçlenme hali kadın hareketi açısından gözden kaçırılmayacak durumlar oldu. Kadın Mücadelesinde Erkekler Feminist hareketin örgütlendiği orta sınıf entellektüel ağız; bu hareketi alt sınıftan kendini koparırken, toplum gözünde oluşturdukları “femist erkek algısı” çoğu çevre tarafından eleştirildi. 8 Mart’ın kadınlara özel, sadece kadınların kutlama günü hareketi, diğer camialar tarafından “erkek düşmanlığı” diye algılanırken, kadın örgütleri kendi açıklamasını oluşturmuştu: “Anti-ataerkilizm” Yüz yıllardır süren biyolojik ayrımın ahlak algısına infiltre olduğu, kadının her ortamda ikinci plana atıldığı bir dünyada kadınların kendi mücedelesinde insiyatif/görev almaları için erkek hegomanyasının “bir günlük” kırılışı idi bu. Ama kadın mücadelesinin erkek algısının, toplum ahlak yapısının bir birleşeni olan erkekler tarafından anlaşılmazlığı ve bu ahlak yapısının tüm birleşenler tarafından yıkılması ya da zamanla revize edilmesinin yolunun birleşik bir mücadeleden geçtiği de göz ardı edilmemeli idi. Öte yandan kapitalizmin insan emeğine yükeldiği misyon yani kadını fabrikanın ithal yedek parça alıgısı ve bu yedek parçayı en ucuza indirgeme çabası,(dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor. buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una, dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler.) kadın-erkek emek mücadelesinin kazanılmasında bu iki bileşenin ne kadar mühim olduğunu gösterme yolunda herkesi sınamaya devam ediyor. Bunula birlikte Feminist hareket içerisinde meyadan gelen sosyalist zemin üzerinden feminist dünya özlemi, salt kapitalizmin kadın algısının yıkılmasıyla feminist dünyanın gerçekleşmesinin gerçekleşmesi imkansız bir dünya olması, sosyalist bilinçlenmeyle feminist bir hareket yaratmaya, ve sosyalist partileri ise kadının cinsel/beden politikası üretmeye, toplumun düşünce yapısına yerleşmiş olan kadın üzerinden beslenen ahlak hegamonyasını eleştirmeye/bilinçlenmeye itmiştir Yani, gelişen durumlarda Feminist hareket kendini emek eksenine yakınlaştırırken, sosyalist harketinin kadının cinsel/beden’i üzerinden yapılan baskı/ayrımcılığına karşı politikasını şekillendirmesi totalinde daha oturaklı bir kadın hareketi doğuracağının müjdesi iken, çoğu sol sosyalist partilerinde bir sorunu olan, alt sınıfa inememe olgusu kadın mücadelenin de mihenk taşlarından birisi olarak durmaktadır… Türkiye’deki tüm kadın hareketi; kapitalizminde içerisinde şekillenen cinsiyet algısı ve oluşturulan cinsiyetçilik ve gelenekselleştirilmiş olan ahlak yapısınına karşı mücadele ve sınıfın toplumsal cinsiyet algısını oluşturarak, sınıfsız sömürüsüz-eşit bir dünya özlemini gerçekleştirme yolunda ileriliyor. *** Mağazaların tabelalarında bugün indirim var. Kadınlara özel! Beyoğlunda, en güzel çiçekleri satan Roman kadınlar yoğun bugün…En çok satılan çiçek Leylaklar…Mor mor… Roman kadın satıyor çiçekleri, paralı eşlerine kadınların… . Bugün “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” ya da “sosyalist jargonu” eleştirenlerin deyimiyle bugün “Dünya Kadınlar Günü”… Roman Kadın yoruldu bugün… Geçmiş olsun…ar

Mağazaların tabelalarında bugün indirim var. Kadınlara özel ! Bugün “Dünya ...

Yazının Devamı →

Abone Olun

E-posta adresinizi girin: