Yeşil Gazete'ye Hoş Geldiniz

AKTÜEL YEŞİL GAZETE

Paneli Kapat

Üye Girişi

Şifrenizi mi kaybettiniz?

Henüz üye değil misiniz? Üye olun!

RSS

AKP’ye Muhalefet – 1 Oca 18

yazan: Ümit Şahin | Yazdır |

Genel seçimlere bir yıldan biraz daha uzun bir süre kaldı. Yani 2010, Türkiye’nin bir genel seçimden önceki son senesi. Eskilerin deyimiyle “seçim sathı mailine” girmemize az kala, muhalefet tutumumuza dair düşünmeye başlamanın zamanıdır. Mevcut sağcı, neo-liberal hükümetin, yerini bir dahaki seçimlerde özgürlükçü, sosyal ve ekolojik yönelimi daha fazla bir hükümete bırakmasını sağlamak için neler yapacağız? Bu zor soruya yanıt aramadan önce mevcut iktidarla ne gibi dertlerimiz olduğunu netleştirmekte fayda var.

Nuray Mert’in yılın ilk günlerinde açtığı tartışma bu açıdan iyi bir başlangıç noktası olabilir. Radikal ve Hürriyet yazarı siyaset bilimci Nuray Mert, AKP’yi tek parti rejimine yönelmekle suçladığı Vatan gazetesi röportajının aldığı tepkiler üzerine 12 Ocak tarihinde yazdığı “Cadı kazanının kıyısında” başlıklı yazısında, cevaplarını benim de merak ettiğim şu soruları soruyordu:

“Askeri vesayetten kurtulma süreci neden, illa sivil iktidara ‘değmesin yağlı boya’ muamelesi yapılması koşuluna bağlı olsun? Sivilleşme neden demokratik eleştiriyle birlikte olamasın? Eleştiriye bunca tahammülsüzlük ve öfkenin sebebi nedir? Korkulan nedir? Sakın çizilen pembe tablonun gerçek olmaması olmasın?”

Nuray Mert, Vatan gazetesine 3 Ocak tarihinde verdiği söz konusu röportajda “tek parti rejimi”, “sivil dikta” gibi söylediklerinin daha çok okunmasına neden olsa da uyarılarının ciddiyetini azaltan kavramlar kullanıyor. Çünkü AKP’yi eleştirmenin gereği bir yana, şu anda (askeri ya da sivil) bir diktatörlüğe doğru gittiğimize dair ciddi bir göstergeye ya da kanıta sahip olduğumuzu düşünmüyorum. Toplumun genelinde de böyle bir kaygı mevcut değil. “Sivil vesayet”, “sivil darbe” gibi askerin politikadaki müdahalesinin azaltan mevcut süreci kötüleme amacı güden ve sivilleşmeyi tehlikeli bir şeymiş gibi göstermeye çalışan oksimoronların da tehlikeli olduğunu düşünüyorum.

Ama bu yine de Mert’in sözünü ettiği, demokrasiden uzaklaşma ve otoriter bir yönetime doğru kayma eğiliminin göz ardı edilebilecek bir durum olduğu anlamına gelmiyor. Bugün toplumu kendinden olan ve olmayan diye iki kategori halinde değerlendiren ve Kürt açılımı gibi çok kritik politikalarda ölümcül hatalar yapıp son derece kötü yönetim gösteren bir iktidarla karşı karşıyayız çünkü…

Elbette derin devletin ya da kontrgerillanın tasfiyesinin ve darbecilerin, askerin politikadan elini eteğini çekmek zorunda kalacak kadar deşifre olmasının kıymetini bilmek, Ergenekon davasının da bir parçası olduğu bu sürecin en sonuna kadar gitmesini takip etmek zorundayız. Ama bu,Türkiye’nin geleceği için başka türlü bir tehdit yaratan AKP iktidarını kerhen bile olsa desteklemek anlamına gelmemeli. Yine Mert’in dediği gibi “uzun vadede, gerçekten vesayet siyasetinden kurtulmanın yolu, sadece askeri kendi sınırına çekmek değil, sivil siyasetin kırıp dökmeden yönetebilme kabiliyetine sahip olmasıdır.”

AKP halktan değil belli çıkar çevrelerinden yana olan, demokrasi idealine sahip çıkabilecek birikim ve felsefeye sahip olmayan bir parti. Yedi yıldır da adil, hukuktan yana bir hükümet etme biçimi benimsemiş olduğunu söylemek mümkün değil. Demokratikleşmeyi söylem düzeyinde tutup ‘nedense’ uygulama alanında ciddi bir beceri sergileyemiyor.

Ülkenin en kritik meselesi olan Kürt sorununu çözmek için yaptığı açılım birkaç ay içinde Kürt halkının meşru temsilcileri olan DTP’li belediye başkanlarının elleri kelepçeli tek sıraya dizilip tutuklanmasına varabiliyor. Üstelik bazı AKP’liler bu rezaletin açılımın başarısı için olduğunu ilan edebiliyor. Aslında AKP’nin Kürtlere söylemek istediği şey açık: “Oylarınızı bana verirseniz sorunu çözerim. Başkalarını seçerseniz kardeşlik nutukları atar, ama sizin seçtiklerinizi hapse göndermekten de çekinmem.”

Bu aslında her kesimi kendisine oy vermeye mecbur bırakacak bir tür seçim stratejisi olabilir. Elbette demokratik bir ülkede tutması pek mümkün bir strateji değil bu. Ama eğer sadece kendi (çoğu da kısa vadeli) çıkarlarınız için oy veriyorsanız ve iktidardaki parti de bu çıkarların anahtarının elinde olduğunu sizi inandırırsa neden olmasın?

Tam da bununla paralel olarak ülke yönetiminin her alanında akıl almaz bir partizanlık hüküm sürüyor. AKP hükümeti kendinden olmayanların hak ve özgürlüklerini garanti altına alacağına dair hiçbir gerçek güvence vermiyor – içi boş nutuklar hariç. En ufak olayda bile, bir devlet hastanesinin kadrolarına yapılacak atamalardan, sosyal güvenlik kurumuyla sözleşme imzalayacak eczanelerin saptanmasına kadar, “bizden misin, değil misin” testi yapılıyor. Soyut rejim tartışmalarını bırakıp AKP’li olmayan sokaktaki vatandaşla günlük hayatı hakkında biraz konuşmak bunu anlamak için yeterli.

Herkesin gayet iyi bildiği bu kadrolaşma ve tabii belki de daha önemlisi, devlet ihalelerini sadece kendinden olanlara verme ve kamu kaynaklarını öncelikli olarak kendi çevresi için kullandırma anlayışı, AKP’nin yönetim biçiminin özünü oluşturuyor. Sadece bu bile iktidar partisinin temel demokratik hassasiyetlerden uzak, hukuk anlayışının da evrensel değil sadece kendi çıkarlarına uygun kuralları savunmakla sınırlı olduğunu göstermeye yeter.

Ama Meclis’teki milliyetçi muhalefetin, yani CHP ve MHP’nin statükocu yanlış muhalefet biçimi, demokrasi ve sosyal politikalar alanında AKP’den bile beter bir tutuma sahip olmaları ve üzerine gitmekte haklı oldukları yolsuzluk konularını bile hukuk ve insan hakları üzerinden değil, (özellikle CHP’nin) kişilere yönelik olarak ve dedektiflik yöntemleriyle takip etmeye kalkıp ellerine yüzlerine bulaştırmaları, son kertede AKP’nin işine yarıyor.

Bu nedenle AKP iktidarına karşı klişelerden oluşan, statükoya saplanan ve başka güç odaklarından medet uman değil, demokrasiden, insan haklarından, barıştan ve yeşilden yana sağlam bir muhalefet geliştirmek gerekiyor.

Seçim yaklaşırken, AKP’ye yönelik muhalefetin ana hatlarını belirlemek üzere daha fazla tartışmalıyız. Ben de bir sonraki yazımda AKP’ye muhalefet konusunda düşünmeye devam edeceğim. Derin devlete ve askeri vesayete karşı çıkmanın AKP ile ‘tarihsel’ bir ittifak yapmayı gerektirmediğini yüksek sesle söylememiz gerekiyor çünkü. AKP’nin medyadaki ve sivil toplumdaki tarihsel müttefiklerinin aksine…


Yazar Ümit Şahin isimli 1969’da İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden 1991’de mezun oldu. Aynı fakültede fizik tedavi ve rehabilitasyon ihtisasını bitirdi. İstanbul Üniversitesi’nde halk sağlığı doktorası yaptı. 2001’de Kudüs Hebrew Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu’ndan halk sağlığı master derecesi aldı. Halk sağlığı alanında ağırlıklı olarak çevre sağlığı ile ilgili çalışmalar yaptı. 1990’ların başından bu yana yeşil hareketin, insan hakları hareketinin ve nükleer karşıtı mücadelenin içindedir. 1998 yılına kurulan ve kurucuları arasında olduğu Çevre İçin Hekimler Derneği’nde genel sekreter, başkan ve ikinci başkan olarak görev yapmıştır. Uluslararası Çevre İçin Hekimler Birliği (International Society of Doctors for the Environment – ISDE) yönetim kurulu üyesidir . Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nda gönüllü ve bir dönem profesyonel olarak çalışmıştır. Türkiye Yeşilleri’nde basın-yayın koordinatörü ve iklim değişikliği sözcüsü olarak görev yapmıştır. 2008 yılına kurulan Yeşiller Partisi’nin kurucuları arasındadır. Partide kuruluşundan itibaren 9 ay eş sözcülük yapmıştır ve halen de MYK üyeliği görevini yürütmektedir. Pastoral, Değirmenlere Karşı, Akkuyu Postası, Hekim Forumu, Yeşil Gazete gibi gazete ve dergilerin yayın kurullarında çalışmıştır. İstanbul Tabip Odası’nın yayın organı olan Hekim Forumu’nun bir dönem editörlüğünü yapmıştır. 2003 yılında yeşil politika ve özgürlükçü düşünce dergisi Üç Ekoloji’yi kurmuştur. Çeşitli dergi ve gazetelerde (Üç Ekoloji, Birikim, Mesele, vb.) ekoloji, yeşil politika ve çevre alanında yazı ve makaleler yayınlamaya, çeviriler yapmaya, “Yeşil Düşünce ve Ekoloji” seminerleri vermeye devam etmektedir. Yeni İnsan Yayınevi’nde yayını süren Ivan Illich’in bütün eserlerinin dizi editörlüğünü yürütmektedir. Ömer Madra ile yaptığı söyleşilerden oluşan “Niçin Daha Fazla Bekleyemeyiz: Küresel Isınma ve İklim Krizi” adlı kitap 2007’de Agora Kitaplığı tarafından yayınlanmıştır. Ayrıca Özgür Üniversite Kitaplığı’ndan çıkan ve editörlüğünü Fikret Başkaya’nın yaptığı “Küresel Kapitalizmi Meşrulaştıran Söylemler” kitabında “Sürdürülebilir Kalkınma” başlıklı bölümü yazmıştır. Editörlüğünü, eş yazarlığını ve bölüm yazarlığını yaptığı çevre sağlığı ve insan hakları ile ilgili çeşitli akademik kitaplar vardır. Halen Üç Ekoloji dergisinin yayın yönetmenliğini, Çevre İçin Hekimler Derneği YK üyeliğini ve Yeşiller Partisi MYK üyeliğini yürütmektedir. Açık Radyo’da Çarşamba sabahları 10:30’da (Ömer Madra ile birlikte) “Açık Yeşil”, ve 14:30'da Agnus Dei (Barok'tan Çağdaş Döneme Klasik Müzikte Nasıralı İsa) adlı radyo programlarını hazırlayıp sunmaktadır. Ayrıca İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde “Çevre Haberciliği” dersi vermektedir. Yazara e-posta gönderin | Yazarın tüm yazıları Ümit Şahin | Kategori: KöşeYazıları | Etiketler: , ,

ads ads ads

15 Yorum, Yorum Yapın ya da Ping

  1. DİYALA

    1

    İstanbula uçakla gelirken ismini şuan hatırlamadığım bir kişi yeşillerin veb adresini vermişti bana.epey yeşilleri anlatmıştı.

    Anlattıkları çokta hoşuma gitmişti. özzelikle kürt sorunu ÇEVRE ve EKOLOJİ ile ilgili anlatıkları beni gazetenizi incelemeye sevk etmişti.

    GAZETENİZLE tanışıklığım burdan kaynaklı..Birde klavyemde sorunlar var şimdiden imla hataları için özür..

    Yeşilleri yeni yeni inceliyorum. tüzüğünüz ve ilkeleriniz gayet hoş.
    Ancak yazdığınız yazılar ve savunduğunuz kişisel görüşler pek ilkelerinizle bağdaşmıyor.
    Ülkedeki belli bir kesim mutlu azınlığın tıpkı tipik bir sözcüsü durumdan öteye gitmiyorsunuz sizlerde.

    Özzelikle bu yazıyı kaleme alan şahsın SON 10 YILDA ÜLKEDE VAR OLAN DEĞİŞİMLERİ GÖRMEZDEN GELDİĞİ KANAATİNDEYİM.

    Bugün itibarı ile yapılan bir araştırmaya göre bankalarda trilyonları olan kişilerin sayısı 45 bin civarında.

    BU rakam ÜLKE nufusuna vurulduğunda ne kadar komik kalıyor değilmi?

    Sivil darbelerden söz ediyor olmanızı ise hiç anlamıyorum.AKP YE oy vermediğim halde kürtlerin en rahat ettikleri dönemlerin akp dönemi olduğunuda rahatlıkla söyleyebilrim.

    En azından kürtlere düşman bir iktidar yok. Operasyonların yapılması ise gerekli bir ihtiyaçtı..

    Çünkü KCK belediye başkanlarını ve bir çok yöneticileri adeta rehin almıştı.Bu operasyonlar sayesinde DTP li belediye başkanlarıda kurtuldu ,yöneticileride kurtuldu.Onlarda rahatladılar. Bakın sokak eylemelri bile durdu..

    Kadrolaşmalardan söz ediyorsunuz…Soruyorum size hangi iktidar kadrolaşmaya gitmedi..Bu ülkede abdi ipekçiler öldürüldü..Bu ülkede musa anterler öldürüldü.bu ülkede hrant dinkler öldürüldü..bu ülkede binlerce kürt ve türk aydınları öldürüldü.

    danıştay saldırısını bile kimlerin düzenlediği ortada..Bu ülkede bütün komloların ve darbelere zemin hazırlamak için yapılan butün çirkinliklerin arakasında kimlerin olduğunu görememek körlüktür hatta ahmaklıktır.

    Benden sizlere sadece bir tavsiye…

    Halktan olun.halkla iç içe olun. insanlara tepeden bakan kendini diğer halklardan daha elit daha üstün daha zeki gören bir yapılanma asla başarılı olamaz.

    Bu ülkede başbakan yardımcılarına başbakanlara suikastler düzenlenmek isteniyor..ertuğrul özkök gibiler ise bunu yapanalar için bir kaç genç işi diyor..

    Bizler ülkedeki medayayıda iyi biliriz..Bu cuntacı yamağı medaya karşısında mutlaka karşıt bir medayanında olması gerekiyordu..

    Düşünüyorum da, hükümet yanlısı bir medya oluşmasaydı acaba akp ne kadar dayanabilirdi..bence dayanamazdı çoktan akp yide bitirmişlerdi..

    siz yeşiller bunumu isterdiniz? baykalmı ,mesutmu,emrielmi,çillermi yönetseydi bu ülkeyi? yapmayın allah aşkına yapmayın..

    Bırakın nuray merti ..nuray merti bende takip ediyorum..Hoş ve önemli tespitleri var doğrudur ama nuray mert madalyonun sadece bir tarafından bakıyor olaylara..

    AKP YE oy vermemiş biri olarak bu seçimde bende oyumu akp ye verecem..şu durumda başka alternatfimiz yok malesef..
    SİZ yeşillerde yavaş yavaş deniz baykal ve benzeri partiler gibi düşünmeye başladınız..

    Keşke siz yeşillerde bu ülkeye bir farklılık verebilseydiniz.!

    yok maalesef yazdıklarınızla sizlerde saflarınızı belli ediyorsunuz..

    Çok şey yazmak isterdim ama zamanım yok.

    SAYGILAR

    Diyala/ Helin

    Uzak diyarlar

    18 Oca
  2. Abdulah A. Özkay

    2

    Değerli yazar arkadaşım;

    Aslında yazını bir arkadaşım vasıtasıyla aldıktan sonra onunla da tartıştığımız başlıkların burda da tekrarlanacağını öngörerek başlıyayım.

    Ardından yazıya AKP’li arkadaşımızın (bunlar oy vermek konusunda hep utangaçtırlar ve haklıdırlar da utanmalılar!) yaptığı yorumu görünce biraz tepkili olmaya da başladım ve doğrusu ya yazıma ara vermek durumunda kaldım. Zira son günlerde daha belirgin olmak üzere dinsel dünya görüşlüler ve AKP’nin beslemeleri dışında hiçbir AKP’ye destek yaklaşımını tolere edmiyorum. Bu nedenle çok daha fazlasını ”haketse de” okurun(helin) muhteşem ”demokrat” yorumunu bir yana bırakarak yazınızın kritik bulduğum belli başlı noktalarına itiraz edeceğim…

    Temel olarak yazınızda sağcı neoliberal AKP hükümetinden kurtulmak ve daha sosyal (burdan en azından daha kamucu ve sosyalizan bir devlet anlayışını önerdiğinizi varsaymak durumundayım) bir yönetime evrilmek gerektiğini söylediğiniz için ve derin devlet karşıtlığı noktasında AKP’yle ittifak yapmak gerektirmediğini en azından ifade edebildiğiniz için ortaklaşabildiğimiz noktalar olduğunu düşünüyorum.

    En ciddi itirazımın AKP’nin ülkede derin devlet diye de kodlanan kontrgerilla merkezine ve askeri vesayete karşı bir duruşu ifade ettiğinin ileri sürülmesi.
    Türkiye ve dünyanın bir çok ülkesinde, Sovyet sosyalizmi, sol – devrimci ve işçi sınıfı hareketlerine karşı soğuk savaş döneminin başlangıcından beri ülkelerin bağımlılılkarına ve kapitalist düzenlemesinin varlığına hizmet etmek üzere NATO, CİA ve değişken batılı ülke askeri örgütlenmeleriyle ilintili gizli, yasadışı yapılanmalar oluşturuldu. Bu bilgi sanırım İsviçre’den , İtalya’ya, ABD ‘den Güney Amerika ülkelerine kadar hemen her ülkede varolan ve artık varlığı tartışılmayan bir gerçeklik. Türkiye’de de benzer amaçlarla oluşturulmuş kontrgerilla örgütlenmesi 1970 ‘li yıllardan itibaren (daha belirgin olmak üzre)sola karşı ve solcu alevilerin katliamlarında ve sürgünlerinde kullanılmışlardır. Yüzlerce aydınımız ve gencimiz katledilmiştir., 1 mayıs, Maraş, Bahçelievler… eminim sizinde bilgiisine sahip olduğunuz olaylardır. Bu örgütler 1990 sonrası Kürt hareketi ve devrimci yapılanmalara karşı aynı eksenlerde olmasa da değişik boyutlarıyla saldırganlığını ve katliamcılığını sürdürmüştür.

    18 Oca
  3. Abdulah A. Özkay

    3

    erken yolladığımiçin kaldığım yerden devam ediyorum;

    ABD’nin Ortadoğu, Balkanlar ve Yakın Asya’daki planlarında kullanmayı sürdürdüğü, neoliberal politikaların, islamizasyon ve emperyalizmle işbirlikçilik konusunda elinden geleni ardına koymayan bir iktidarın uygulamalarına yüklediğiniz misyonların doğru olmadığını düşünmekteyim. Kapitalist üretim ilişkilerinde herhangi bir değişikliğie neden olmayıp tam tersine son derece acımasız özelleştirmeci, kamuyu buharlaştıran bir yönetme anlayışının uygulandığı onyılların (özal, çiller, erbakan, karayalçın, derviş vs) üzerine eklenmiş bir AKP’li 8 yıldan sözetmekteyiz. En basit değerlendirmeyle bile uygulanan politikaların doğuracağı sol tepkileri ve sınıfsal kalkışları karşılayacak şekilde Kapitalist devlet örgütlenmesi (şiddet öğeleriyle beraber) her zaman varlığını koruyacaktır. Bu varlık sağcı ve neolliberal uygulamaların hükümetleri esnasında değil yazınızın başında belirtildiği gibi sosyal/sola/sosyalizme evrilmiş yönetimlerle gerçekleşebilir. Bu anlamda derin devlet diye kodladığınız kontrgerilla örgütlenmesi AKP ve ABD’nin ve yazınızda hiç bahsedilmediği üzere Fetullahçı örgütlenmelerin ihtiyaçları doğrultusunda elden geçirilmektedir.

    Arınç ”girişimciliğinin” tepesinden girilen kozmik odadan ‘’sonuna kadar gidilsincilikle” ancak AKP desteği ve meşruiyeti ortaya çıkacaktır. Siz kendinizi ne kadar ayrı tutmaya çalışırsanız çalışın ( ki anlaşılmayan nokta budur) süreç bu gerici, neoliberal, ABD’ci, ağlak kadrolara yazmaktadır. Susurluk sürecinden beri harcanmaya gidilmiş katillerin yanına eklenmiş generallerin pazarliklar sonucu dışarda tutulması başka bir trajedidir.Yalçın Küçük, Merdan Yanardağ, Türkan Saylan gibi darbe çabalarıyla ilişkilendirilmeleri mümkün olmamış, solda anılmaları kaçınılmaz insanların sorgudan geçirilmeleri; Maraş’a ,Sİvas’a, Gazi’ye utanmadan 1 Mayıs katliamlarına bu ve benzeri girişimler aracılığıyla sol sorumluluklar yükleme çabaları toplumun hafızasını karıştırıken, onbinlerce operasyonun sorumlusunu bulmak gibi bir niyet asla olmamıştır.
    Hiç dikkatinizi çekmemişmidir bilmiyorum? 80 öncesi katliamlardan MHP’yi, son yıllardaki suikastlardan BBP’yi sıyıran bu anlayış ve yılların gedikli ‘’suçlusu” Muhsin Yazıcıoğlu’nu demokrasi kahramanı yapan bir kabinenin iktidarı derin devleti silecektir!!! Ergenokon’dan çıkılıp 100000 operasyonun sorumluları bulunacaktır(ağar ve çiller’in ve abdülkadir aksu’nun kulaklarını çınlatıyoruz sanırım şu anda!!!).
    ABD ve fetocu eksenin çıkarları doğrultusunda yeni bir sınır koruyucu silahlı örgütlenmeden bahsedilmektedir(sola da askerlik kalkacak diye yedirilmeye kalkılan ve üstüne üstlük ağır silahları da olacak örgütlenmeden sözediyoruz). Bu yeni yapılanma içişlerine bağlanacaktır.Polis gücü sayısal olarak ve bütçesiyle orduya yaklaşmaktadır. Kadroların tamamına yakını fetullah ve milliyetçi faşist çevrelerden devşirilmeye çalışılmaktadır.
    Aleviler ve sol hatta, Sosyal demokrat aile geçmişi polis kadrolarına girmeye bariyer oluşturmaktadır. Bu hükümet mi asker vesayetini kaldırıp yerine demokratik cart curt koyacaktır.
    Yazınızın değişik paragraflarında ekonomik bakış, kadrolaşma vs gibi konularında AKP karşıtlığınızı koyarken ‘’sivil vesayet, asker karşıtlığı ve ergenokon operasyonları”ekseninde sunulan çerçeveye itirazlarımı son 1-2 aylık süreçte; Tekel ve İBB itfaiye işçilerine saldırganlık, ZAMLAR konusundaki fütursuzluk, Asgari ücret belirlemedeki yüzsüzlük gibi konulardaki girdilerle beslemeyi isterdim. Aynı şekilde Kürt siyasetinin seçilmiş kadrolarına yapılan operasyonlar, KESK, TÜMTİS sendika operasyonları, bazı devrimci sol güçlere Edirne, Erzincan da yapılan linç girişimlerinin MHP,BBP, ZAMAN ve polis gözetiminde engel olunmaksızın sürdürülmesi vereceğim diğer ‘’sıradan” birkaç örnek olacaktır. Montaigne’in denemeleri, Sivas katliamı anmasına katılmak bu ülkenin mahkemelerinde suç unsuru olarak girmeyi AKP döneminde başarmıştır. Öyle bir asker vesayeti karşıtlığıdır, öyle bir darbe karşıtlığıdır ki bu EVREN’i ve dönemin suçlu kadrolarını mahkemeye çıkartmamakta ancak kendisine ve /veya ABD’ye yöneldiğinde darbe girişimine duvar olmaktadır!!!

    Solumuzu ve sağımızı tanımak ve deyim yerindeyse YEMEMEK GEREKİR!
    Emeğin ve yoksulun dostu, her türlü etnisitenin varlığının korunmasının garantisi ve dinliyi- dinsizi adaletle kollayacak olan, ülkenin ve dünyanın çıkarlarını savunabilecek,sömürücüleri, yeni kolonyalistleri durduracak olan SOLDUR. Dostumuz çoktur. İşçiler ve emekçiler ve onuruyla yaşayanlardır. Düşmanımızda boldur ama yenilmez değildir. Tarihte yenilmişlerdir gene yeneceğiz. İnsan aklına güvenerek. Tam da ekolojik bağlamında da artık bu bir gereklilik değil zorunluluk haline gelmiştir.
    SAYGILARIMLA.
    Çokça yazdım, sıkmış da olabilirim ancak AKP karşıtlığında yoğunlaşabilmek için neoliberal, işbirlikçi ve gerici tabloyu sol, kürt ve emek düşmanlığıyla da birleştirmek gerektiğine inandıpım için ısrarla vurgulamak istedim. AKP’den darbe ve kontrgeilla karşıtlığı, demokrat hükümet tanımları çıkaramazsnız, sadece görmezden gelebilirsiniz.

    18 Oca
  4. Abdulah A. Özkay

    4

    son paragraf karıştırılarak gelmiş görmezden gelir ve yayınlamazsanız sevinirim.
    bilgisayarı 40 ında kullananların sendromu…
    selamlar

    18 Oca
  5. Diyala/ Helin

    5

    Abullah A.Özkay’a

    Binlerce kürt faili mechul cinayetlere kurban edilirken nerelerdeydiniz?

    Lütfen bırakın bu sol jargonlu kelime süslemelerini..Biz kürtlerin karnı çoktan doydu bu süslemeli cümlelere.

    Bizler çillerlerler ve diğer hükümetler dönemlerinde katledildik.kesildik biçildik.malımız mülkümüz talan edildi.Köylerimizden yurtlarımızdan edildik ve sürüldük.

    Nerelerdeydi o anlı şanlı türk solu.Dediğim gibi karnımız çoktan doydu sizin gibi sizler gibi sol aydınlara.

    Eevet muhteşem demokratça cümleeler belki kurmayabilirim.Haklısınız siz sözde demokrat türk solcuları yada kandırılmış bir avuç kürt yada zaza aydınları gibi belki duygularımızı düşüncelerimizi kaleme alamayabiliriz..

    Ama duygularımız ve yaşadıklarımız bizim için en iyi referansımızdır bilesiniz.

    Kürt dostu adı altında yıllarca kürtlerle kol kola mücadele eden bazı aydınların şuan ergenekon davalarından içerde olduklarını ve kürtlere nasıl ihanet ettikleride bilinmeyen bir şey değildir.

    Siz sözde türk solcuları ancak birbirinizi ve düşüncedaşlarınızı yersiniz.kısır fikirsel tartışmalarınızı da çok gördük.Dediğim gibi ancak birbirlerinizi yersiniz..

    Ama biz kürtleri yediğiniz yeter.Kürtler bir daha türk solu ile asla ittifak etmiyeceklerdir..

    Kürt ulusal mücadelesi söz konusu olduğundan en demokratınız en solcunuz en sosyalistiniz ve hatta en koministinizin nasılda kürt düşmanı olduğunu çok hemde çok iyi bilmekteyiz.

    Sizler solcu filan değilsiniz.Sizler sadece ve sadece sözde solcu ve demokratlarsınız..

    Açıkça ben ilan ediyorum.Kürtler bundan böyle Türk soluyla aynı otobüste yer almıyacaktır.Kürtlerin türk solcuları ile olan imtihanı bundan 15 yıl önce sona ermiştir.

    Sizler düşünce bazda solculuk oynamaya ve kendi egolarınızı tatmin etmeye devam edin.Çünkü bunun ötesine geçmeniz ancak bir hayalden öteye gitmez

    Diyala/ Helin

    Uzak diyarlar

    18 Oca
  6. Abdulah A. Özkay

    6

    İNSAF!
    ”..Operasyonların yapılması ise gerekli bir ihtiyaçtı.Çünkü KCK belediye başkanlarını ve bir çok yöneticileri adeta rehin almıştı.Bu operasyonlar sayesinde DTP li belediye başkanlarıda kurtuldu ,yöneticileride kurtuldu.Onlarda rahatladılar. Bakın sokak eylemelri bile durdu..”

    Helin senin aklın başındamı!????????
    Yukardaki cümleyi yazdın sen ‘kardeş’…
    Belediye başkanları kurtuldu dedin. Normalmisin!!!!!? Osman Baydemir’in meşe ağacından da mı haberin yok!? Batman Belediye başkanı, Cizre belediye başkanı diğerleriyle beraber çocuklarının önünde sıraya dizilip, cezaevine atıldı.
    Bu nasıl bir insaniyetsiz değerlendirmedir! Aklın başındamı!?

    Diyarbakır’ın, Mardin’in KESK kadrolarında ne kadar ilerici, solcu insan varsa palas pandıras polise çektiler gece yarıları…Sendikal mücadele kadrolarını on yıllarla yargılıyorlar. Operasyonları gerekli buldun öylemi? Kim buldu bu operasyonları gerekli !? Kimsin sen? Barzani nin, CİA’nin kadrolarıylamı dolduracaklar bu boşlukları. Aklını yitirmişsin YA DA HAS NESİN SEN!? Kürt hareketinin bağlaşıklarını sorgulamaya kalktığın şu anda bile emekçi halklarımızın biricik dostları solcular… Hadi ordan!

    Yazdığın herşeye itirazım var. Türk Solu’ndan başlayarak. O adını verdiğin şey bile yanlış. Anadolu coğrafyasının solu; Kürdünü, Lazını, Gürcüsünü, Türkünü aynı sayfaya yazdı. Yıllardır böyle bu. Hangi köşeye gitsen en çok kürt işçilerini göreceksin. Tekstilde de, inşaatta da, tekelde de, metalde de bu böyle… Hem de senin tabirinle’Türk solu” içersinde.

    ”Anlı şanlı” tariflerinin muhattapları YANİ SOL o sorduğun tarihlerde olasıdır ki Kürt kardeşleriyle beraber seçim işbirlikleri yapıyordu beğenmediğin ”güçleriyle” meydanlarda! Kürt olanları onur duyardı bu işbirliğinden. Başka etnisiteden gelenleri de analarının babalarının ”Bu çocuk kürtçü oldu başımıza” çığırışları altında halkların kardeşliğini haykırır olmuşlardı. Halepçe katliamını hemen aynı tarihlere denk gelen İstanbul Üniversitesi (hatırlamazsın bunu git araştır!) katliamıyla birlikte kınıyorlardı Beyazıt Meydanı’nda (O zaman şimdinin ”kürt dostları” Halepçe’yi hayatlarında ilk kez bu anmalarda duymuşlardı!).Silvan’ın, Batman’ın sokaklarını mezbahaya çeviren kadrolara karşı ”Cumartesi Annesi” olup sopaya durmuşlardır belki otobüsüne almayacağın solcular! Şimdi o Hizbukontra kadroları Batman’da, Lİce’da hangi eğilimin yanında seyir etmekteler varsa eşin dostun oralarda, sor bakalım. Seçilmiş milletvekilleri TM şubesine götürülürken pek sevdiğin AKP li milletvekillerinin bir kısmı o mecliste yine milletvekiliydiler ve yerlerinden kımıldamadan ”bir taraflarıyla” gülerlerdi Sakıklara, Zanalara!…

    SÖYLEDİĞİN HERŞEYE İTİRAZIM VAR. BENİM NE DEDİĞMİ OKUMA AKLINI BİLE GÖSTERMEDEN EZBERE İKİ CÜMLENİN ETRAFINDA DÖNÜP DURMUŞSUN. İLK YAZDIKLARIMI OKUDUNMU!? HİÇ BİRİ DE DOĞRU/ANLAMLI DEĞİL YAZDIKLARININ. . Ortada büyük laflar edildiği falan da yok. AKP ve Barzani kafası aklını ve yüreğini köreltmiş, karmaşıklaştırmaya çalışıyorsun.

    SÖYLEDİĞİMİZ ÇOK BASİTTİR: Memleketi AKP, ABD ve neoliberalist, gerici talana teslim etmeyeceğiz. BOP projesine halklarımızı teslim etmeyeceğiz. Saflarımızı etnik kimlikle değil sınıflar mücadelesi ve emperyalizm ekseninde belirleyeceğiz. Her halkın içinde ezen-ezilen, iyiler-kötüler vardır. Aynı tarafta oluşumuzu dilimiz ve ırkımız değil. Emekçi karekterimiz, sınıfımız belirleyecek.

    Kürtler çok güzel söyler aklını yitirenlere AKILLİ OL derler!

    Bİrde ”tekel halkındır, AKP satılmıştır” diyen DİYARBAKIR’ın, MUŞ’un, BATMAN’ın, SAMSUN’un, İZMİR’in işçilerinin pankartından sesleneyim sana. ”Onlar bölmeye ve savaştırmaya çalışacak, İşçi Sınıfı birleştiriyor” .ANLIYACAĞIN BİZ AKP NİN AÇILIMLARINI DEĞİL; TEKEL VE İTAFİYE İŞÇİLERİNİN AÇILIMINI DESTEKLİYORUZ. Halkları kardeşleştirecek olan budur AKP-ABD projeleri değil…

    Bilirim zor olacak senin için, ama anlamaya çalış yazılanları. Yoksa bir sonraki yanıtım bellidir. AKP’ye ve ABD’ye söylenenle aynısıdır…

    Keşke ‘’saygılarımla” diye bitirebilseydim!

    18 Oca
  7. Abdulah A. Özkay

    7

    AKP muhalifliği ekseninde yapmaya çalıştığım tartışma, sayfanın içeriğini ve gereksinimlerini zorlamaktadır farkındayım. Bu anlamda sonrası için daha dikkatli olacağımı editöre belirtme ihtiyacını hissediyorum. AKP ekseninde yazdıklarıma itirazlar noktasında tartışmayı sürdürebilirim. Kolay gelsin.

    18 Oca
  8. diyala helin

    8

    Tekrar ediyorum kürdistanda olup bitenden hiç ama hiç haberdar değilsin.
    sadece basından takip ediyorsun hepsi bu

    Ben ve kardeşim bizzat olayların içerisindeyiz.kendimi deşifre etmiyeceğim.ama şunu bilki sen Amed’te farQin(silvan) de iluhta(batman)gerçekte ne olduğunu ve ne yaşandığını hiçmi hiç bilmiyorsun.

    Kendi ailemden ve çevremden daha reşit bile olmayan gençlerin KCK yada apocu gençlik adı altında DTP li belediye başkanlarına nasıl aba altında sopa gösterdiklerini sen bilmiyorsun.

    Baydemirin bile bu gençliğin karşısında nasıl ezilip büzüldüğünü bilmiyorsun.Oturduğuğun yerde ahkam kesme çünkü kürt sorunun gerçekte iç yüzünü bilmiyorsun sen.

    Ama ben biliyorum.hemde birebir yaşayarak biliyorum.Genç kürt çocuklarının nasıl kullanılmak istendiğini ben yaşayarak görüyorum ve biliyorum.

    Şimdi ben sana diyorum hadiiiiii ordan de here lo diyorum sana..bir bayan de here lo demez aslında ama ben sana de here lo diyorum

    ( de hadi ordan hadi git öteye demek)

    Senin kardeşlerin kürdistanda hiç kullanıldımı söylermisin bana? Senin hiç canın yandımı işkencelerde ? kendi ailenden kimseyi kaybettinmi haa söylermisin bana?

    Bu çok bilmiş (ki yazınada yansıyor ataerkil despot tavrın)

    Senin gibiler ancak derler toplar sonrada yayınlar.Bizler ise yaşayarak görerek hissederek yazarız..KALEMLERİMİZ kuvvetli olmasa bile en azından duygu vardır yazılarımızda .farkımız budur işte..

    Ayrıca senden saygı isteyen kim olduki’!

    Senden gelecek saygıya ihtiyacımız yok..

    diyala helin

    uzak diyarlar

    18 Oca
  9. Abdulah A. Özkay

    9

    Zırvalıyorsun. Suçlulukla ne dediğini bilmiyorsun. Bir de illegalite geyiği.
    Ben ismimle geldim sen niye yoksun.Nerden biliyorsun Batman’ı bilmediğimi. Ya da Amed’i. Bir de Kürtçe isim kullanmış etkilendim çok!!!
    Kimin neyi ne kadar bileceğinin ve kimin neyin temsilcisi olacağının kararı sana düşmüş! Şimdi de despotizm, saygı ve bilimum zırvalıkları…

    Söylediklerime ve” gizli ”akp, barzani hayranlığına dair değerlendirmelere dair hiç yorum yok. Sol’ a ve kürt hareketinin legal kanadına iğrenç, meymenetsiz saldırganlık. Demokrat bile değilsin, fırsatçısın. Belki bir ”abd kuzey kürdistanı ” kurulur sana da ekmek çıkar bir yerlerden… Milyonlarca kürt ve türk kardeşimizin kanından.
    Tekrarlıyorum anlamıyorsun. BU kardeşliğin kökeni derindir, sınıfımız ve onurlu namuslu insan olma ahlakımız birlikteliğimizin ve beraberliğimizin teminatıdır. Türk diye ağca’yı, muhsin yazıcıoğlu’nu kardeş bellemem. Kürt dostlarımızı da bilirim damarlarında”kürt kanı ” akıyor diye bucakları ya da yeşili sevemezler. Belirleryici olan yoksulluğumuz ve emek kardeşliğimizdir. Oku, anlamaya çalış. Haksızlığını anlayınca ve tartışamayınca da susmasını ve hatanın kabulünü bil.

    Yazıklar olsun.. Utancın ve suçlarınla ezil!
    Yaşasın halkların kardeşliği. Yaşasın barış. Kahrolsun işbirlikçilik ve oyuncak fareler.

    18 Oca
  10. Diyala helin

    10

    İşte sen ve senin gibiler budur.Kızınca yada sinirlenince hemen ağzınız bozuluyor.

    Eğer biraz daha sinirlenirsen inanıyorum ki küfürde edersin.

    Etkilenmen için kürtçe kelimeler kullanmadım.Ama kürtçe benim ana dilimdir.Ve kürtçeyi gramerleri ile bilirim.

    Senin gibi ağzı bozuk ve uslubu çirkin olan biri ile bırak sohbeti tartışmak bile istemem.

    Senden ne kominist, ne sosyalist, nede demokrat olur.Senden hiç bir şey olmaz.

    Şimdi çekin o çirkin ellerinizi biz kürtlerin üzerinden.Gidin cuntacıların postallarını cilalayın.

    Ne gerçekte kürt sorunu biliyorsun nede bölge insanını tanıyorsun.!

    Birdaha senin gibi ağzı bozuk terbiyeden nasibini almamış birisine cevap vermiyeceğim.

    Kürtrçe sana yakışır bir kaç deyim yazıp çıkacam.

    Here mıletan, bıgre adetan

    Ez çı dıbêjım bılûra mı çı dıbêje.
    Aqlê sıvık barê gırane.
    Çavê derigırtiya lı ê derivekıryaye.
    Çıra jı korare def jı kerare bêfêdeye

    Bunların anlamlarını öğrenmeni tavsiye ederim.Çünkü sana, uslubuna ve kişiliğine yardımcı olacaktır.

    Diyala helin

    18 Oca
  11. abdullah özkay

    11

    Doğrusu ben seninle tartışırken öğrendim!
    İşbirlikçilik ve Barzanicilik nedir üzerine somut, sıradan insan görüntüsü aldım.

    AKP’cilikten nereye geldik!? Komünistlik ve solculuk nasıl olur öğretmeye. Olur nasıl istersen ciger! Taraf ve Zaman ”gazeteleri ” yetmedi bir de sizden öğrenek nasıl işbirlikçi solcu olcağımızı!

    Terbiye, kabalık falan filan gene aynı teraneler. Okumuşsun sanırım bu sefer hem de birileriyle beraber. Cevabın yok tabi! Olsun…. Okumaya ve anlamaya çalış. Bu coğrafyayı kardeş kanına bulamayacak ve umuyorum güzel bir dünya özlemi kuranların önünde eğileceksiniz.

    Gelinen nokta benim de pek hoşuma gitmiyor doğrusu. Zaman da kaybettiriyorsunuz. Ama öyle her gördüğünüz sitede hele ki sağda konumlanmamış bir partinin sitesinde ABD ve AKP şakşakçılığı yapmanıza müsade edilecek bir ülkede yaşamıyorsunuz. Sürprizlere her zaman hazır olun cahil akıl verici üslubunuzla ortalarda kıvırtırken! Burası Barzanistan değil. Teksas hiç değil.

    O kadar çirkin ki tarzın!!! % 70 oyla gelmiş belediye başkanlarını ve solcu sendikacıların hapse tıkılmasıyla kına yaktığın yerlerini şaklata şaklata (ellerini kastediyorum!) ortada dolaşırken bir de utanmadan ”kürtçe” diziyorsun yazını. Utanmıyorsun da. Çocuklarının önünde kelepçelerle sıraya dizilen belediye başkanlarına sanırmısın hiç eleştirim yok ama sizler gibi ispiyonculuğa ve alçaklığa varmaz duygularımız. Anlamaya çalışırız. Sakınırız. Yanlışlarını da yeri ve zamanı geldiğinde eleştiririz. Ama ispiyonculuk ve kınacılık. ASLA.

    Terbiyesizlik demişsin. Kabulümdür.
    Adana’lıları ve Uşaklıları ve Diyerbakır’lıları severim.Gerekirse hem de ağız dolusu.!!!
    Can Babayı ve Ahmet Arif’i hatırlattın bana…

    Yaşasın halklar ve sınıf kardeşliği. Yaşasın Barış, kahrolsun işbirlikçi, savaş savunucusu, ”fareler”…!

    18 Oca
  12. Abdulah A. Özkay

    12

    Yazdıklarım siliniyor sanırım. Olsun. Yazdıklarımın ve silinenlerin arkasındayım.

    AKP’cilik, DTP’ye oh olsunculuktan ve ABD işbirlikçiliğinden… bizlere solculuk önerilerine gelmişsin . İyi; oldu. Taraf ve Zaman gazetesi yetmedi senden de öğreniriz…

    İspiyonculuk, işbirlikçilik, ırkçılık, savaşkanlık Anadolu coğrafyasına yakışmayan terbiyelerdir. Bunlar için Barzani’yle muhabbete giriniz.

    Başka bir nokta: o yazdığın dili meşrulaştıran ve kazanan Kürt hareketinin ve hasbel kader sol geleneğin ödediği bedellerdir. Yüzlerce insanın halk iradesi ve hukuk ayaklar altına alınarak tutuklanmasından siyaset çıkaran bir kişiyle böylesine bir diyaloğu sürdürmekten hoşnut olmasam da ”meydan” boş değildir biline dye inatla yazmaktayım.

    Yazdıklarımı birileriyle okumaya başlamışsın, yine cevabın olmasa da. Aklını yitirdikten sonra geldiğin nokta fena değil. En azından ispiyonculuktan uzaklaşman güsel.

    Halklar kardeştir.
    Yaşasın eşitlik.
    Yaşasın barış.
    Yaşasın adaletli ve tertemiz dünya özlemimiz.

    18 Oca
  13. Koray Doğan Urbarlı

    13

    merhaba
    yorumunuzun silinmesi gibi bir durum söz konusu değil.

    yalnız sizden bir şey isteyeceğim. yazının altında, yazıyla alakasız olarak bir tartışma yürüyor. isteğim şudur: ikiniz de fikirlerinizi bir yazı olarak bize gönderirseniz, yeşeriyorum, bölümünde yayınlarız ve tartışma oradan devam eder. böylesi daha şık olacaktır.

    yeşil gazete editörlerinden…

    18 Oca
  14. abdullah a. özkay

    14

    Değerli editör kardeşimiz;
    AKP ye muhalefet ve sahte ”darbe karşıtlığı”, emperyalizm ve yöneticilerin işbirlikçi yaklaşımları, savaş ve Anadolu’yu kardeşleştirme üzerine sözlerimi söylediğimi bir tartışmanın içinde oldum.
    Üslubumun yer yer sertleşmesine gösterdiğiniz hoşgörü için teşekkür ederim.
    Öneriniz için de teşekkür ediyorum.
    Kolaylıklar dilerim.

    18 Oca
  15. lostris

    15

    akp cilik akp cilik başka birşey bildiğniz yok zaten kendı ıcınızde anlasamıyorsunuz daha bundan ötürü gidip gerçekleri bılmeden gerceklerı savunanlara gerceklerı ortaya cıkarmaya calısanlara saldırıyorsunuz darbe planları ortaya cıkınca noldu korktunuz tabı ama yıne de cok ıyı bıldgınız seyı yapıp gerceklerı ortaya cıkaranlara ÇAMUR ATMAYA basladnız senelerdır aynı muhalefet ıste bu yuzden ulkenın basında degıl kendınızınn bıle dogru bulmadıgınız partınız!

    Please continue discussion on the forum: link

    18 Oca

“AKP’ye Muhalefet – 1” isimli yazıya Yorum Yazın.


“Nükleer Korkusu” Göç Ettiriyor

“Nükleer Korkusu” Göç Ettiriyor Turizm cenneti Akkuyu’ da 35 yıldır "Nükleer atom santrali kurulacak ...Haberin Devamı →

Emekliler ‘Rüşvet’i Protesto Etti

Emekliler ‘Rüşvet’i Protesto Etti DİSK/Emekli - Sen, Türkiye Emekliler Derneği’ne (TİED) üye olmadığı halde ...Haberin Devamı →

Sponsor

ads