Silikozis işçisini hukuk da suçlu buldu: 765 TL liralık icra tebligatlarının hikâyesi…
Kot kumlama işinde çalıştıkları için tedavisi olmayan bir meslek hastalığına, silikozise yakalanan işçilerin yasal haklarını alabilmek için yürüttükleri hukuk mücadelesinde yaşanan yeni gelişme akıllara durgunluk verecek cinsten. Çoğunluğu kaçak işyerlerinde sigortasız çalıştırılmış işçilerin, meslek hastalığı tanısı alabilmeleri için çalıştıkları kuruma hizmet tespiti davası açmaları gerekiyor. Bugüne kadar yaklaşık 80 işçiye, Kot Kumlama İşçileriyle Dayanışma Komitesi’nin avukatları tarafından hizmet tespiti davası açıldı. Davaların büyük bir kısmı çalışılan işyerlerinin yerlerinde bulunmamasından ya da mağdurların iki “sigortalı şahit” gösterememesi gibi nedenlerden uzuyor. Bu durum başlı başına tartışma konusuyken, son gelişmeyle davası sonuçlanan yaklaşık 12 işçiye “icra geldi”. Bu işçilerden birinin davasına yakından baktığımızda, işin ironisi tüm açıklığıyla ortaya çıkıyor.
Naif Demir, Bingöl’ün Taşlıçay Köyünden. Evli ve x çocuğuyla Kartal’da yaşıyor. X yılında ailesinin erkeklerinde Xinin yaptığı gibi, kot kumlamada çalışmak için İstanbul’a gelmiş. Esenyurt Kotçular Sitesi’nde X firmada, toplam X yıl sigortasız çalıştıktan sonra, iş arkadaşlarından çoğu hastalanınca o da doktora gitmiş. Öksürüğünün nedeni anlaşılmış. Doktorları 2008 yılında silikozis tanısı koymuşlar. O tarihten bu yana, öksürük ve nefes darlığı yüzünden iş göremez durumunda. 8 kişilik ailesini geçindirebilmek için kağıt toplayıcılığı yapıyor. 2008 yılında, hastalığını meslek hastalığı olarak belgeleyebilmek için çalıştığı işyerine dava açmış. Mahkeme patronun adını sormuş. O da bildiği ismi bildirmiş ifadesinde. Dava ilerledikçe anlaşılmış ki, işyeri sahibi Naif’in bildiği kişi değil. Onun kardeşi! Ancak Naif Demir, pekçok iş arkadaşı gibi aslında onun patron olduğunu, diğerinin isminin sadece kağıt üzerinde yazdığını biliyor. Ve fakat bunu hukuken ispatlayamıyor. Peki hal böyle olunca hukuk ne yapıyor? “Bana doğru bilgi vermedin” diyor ve işçiyi cezalandırıyor. İcra gönderiyor. Üstelik tebligat davacı vekiline değil de, doğrudan kendisine gönderiliyor. Yani bir anlamda işçiye “gözdağı veriliyor”! Yoksulluğu ispatlı, yeşil kartlı Naif de kara kara düşünüyor, evini bile geçindiremezken 575 TL. (faizinden hiç bahsetmeyelim) icra masrafı, 160 TL. icra vekalet ücreti, 30 TL. icra harcı: Toplam 765 TL. yi nasıl ödeyeceğini…
Hukuk bir mağduriyetin öznesine bakarken, objektif kriterlere göre karar veren, tarafsız ve adaleti tesis etmek için işleyen bir kurum olmalı. Peki yukarıdaki örnekte hukuk nerede duruyor? Çalışırken ezildiği yetmemiş gibi, bir de hastayken hiç anlamadığı bir dilde “haklılığını ispat yükümlülüğünde” olan işçinin yanında mı? Yoksa, bir işçinin bir aylık maaşını birkaç saatte çıkarttığı karlı işini, devran dönünce kapatıp ortadan kaybolan kapitalden ya da patrondan mi? Bizim dilimiz varmıyor, gelin siz cevap verin!



Stumble et
Digg et
Tweet eyle
Yorum Yapılmamış, Yorum Yapın ya da Ping
“Silikozis İşçisini Hukuk da Suçlu Buldu” isimli yazıya Yorum Yazın.