Yeşil Gazete'ye Hoş Geldiniz

AKTÜEL YEŞİL GAZETE

Paneli Kapat

Üye Girişi

Şifrenizi mi kaybettiniz?

Henüz üye değil misiniz? Üye olun!

RSS

Hayvan Katliamı Protesto Edildi. Kas 14

yazan: Haber Merkezi | Yazdır |

IMG_1650Hayvan Özgürlüğü İnisiyatifi’nin çağrısıyla bir araya gelen 100’e yakın kişi bugün saat 13.00’de İBB Hasdal Hayvan Barınağı önünde toplanarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait barınakta belediye veterinerlerinin 70’e yakın yavru köpeği kuduz şüphesiyle müşahade altına dahi almadan öldürmesini ve bu uygulamanın bahanesi olan 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu’nu ve uygulama yönetmeliğini protesto ederen bir basın açıklaması yaptılar.

Basın açıklaması yapmak için barınağa doğru yürüyüşe geçen grup barınağa 50 metre kala Jandarma barikatıyla durdurularak barınağın önüne yürümeleri engellendi. Barikatı zorlayan ve ilerlemekte kararlı olan grup jandarma ile uzlaşmayı reddetti. Kendini birbirlerine zincirleyen bir gurup eylemci barikatın kenarından ilerleyince müdahalede zayıf kalan jandarma barınağın önüne çekilerek girişi korumaya karar verince barınağın önüne kadar ilerleyen eylemci gurup burada bir basın açıklaması yaparak katliamı ve yasayı kınadılar. Daha sonra barınağın önüne yanlarında getirdikleri bir bidon kırmızı boyayı öldürülen hayvanların kanlarını temsilen döken gurup bu alana ellerinde taşıdıkları hayvan katliamı fotoğraflarını koyarak uygulamaları ve yetkilileri kınayan sloganlar attılar.

Asfalta dökülmeye başlanan kırmızı boyaya engel olmak isteyen Jandarma komutanına bir eylemcinin “boya yıkanınca çıkar, 70 hayvanın dökülen kanını kim nasıl temizleyecek komutan?” sorusunu yöneltmesiyle engelleme girişiminden vazgeçilmesi dikkat çekiciydi. Bir diğer dikkat çekici ayrıntı ise Kemerburgaz yolunda  ulaşımın çok zor olduğu eylem yerine gelen 100’e yakın eylemcinin çoğunun bireysel katılımcı olmasıydı.

Eylemden fotoğrafları ve basın açıklamasının tam metnini aşağıda yayınlıyoruz.

IMG_1622

IMG_1624İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Hasdal Geçici Hayvan Bakımevi adıyla bilinen barınakta 16 Ekim 2009 günü, 70′ye yakın yavru köpeği kuduz şüphelisi olarak öldürdü.

Geçtiğimiz günlerde, aylardır kuduz karantinası altında ve devletin yasalarına göre bu bölgeden hayvan çıkarmanın yasak olduğu (**) Habibler bölgesinden köpek toplama emrini alan belediye ekipleri, topladıkları köpekleri Hasdal’daki barınağa getirmiş, bu köpeklerin içinden bir yavru köpek diğer yavruların bulunduğu bölüme konulmuştur. Hiçbir hastalık belirtisi göstermeyen, davranışlarında herhangi bir aykırılık olmayan bu yavru köpek, ertesi gün ölü şekilde bulunmuş, belediye görevlileri ölen köpeğin bu bölümdeki diğer yavrulardan birkaçını ısırdığını, ısırılan köpeklerin de anında (!) salya akıtmaya başladığını iddia etmiştir.”Bir günde bir canlının kudurabileceğini iddia edecek kadar” bilimsel gerçeklerden uzak bir şekilde çalışan, üstlerinden ve patronlarından aldıkları her emri toplum ve halk sağlığı menfaatini düşündükleri iddiasıyla yerine getirerek devletin daimi uşaklığını yapan, sokaklarda kıt kanaat yaşayan bu canlıların yaşamlarını kolaylaştırmak yerine onları imha etmeyi benimsemiş ve gözlerini kırpmadan canlı öldürebilen bu zihniyet, daha önce birçok kez yaptığı gibi müşahede altına almadan, hiçbir karantina tedbiri uygulamadan 16 Ekim günü 70′ye yakın yavru köpeği kuduz olabilecekleri bahanesiyle katletmiştir. Hekim olduğunu iddia eden, belediyenin müdürü Gençdal’ın ifadesine göre bu katliam, ötanazi ile değil, kendi yöntemleri ile yapılmış ve katledilen hayvanların ölüleri delil olarak kullanılmamak üzere yok edilmiştir.

Bu hayvanları, yarım asırdan fazla bir süredir hayvanların öldürülmesi için varolan, cinayetleri meşrulaştıran 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası  Kanunu (***) ile Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker öldürdü, tamamı hayvanların aleyhinde olan devletin yasalarını destekleyen, kraldan çok kralcı hayvansever grup ve dernekler öldürdü.

Bu hayvanları, katliamların yasal dayanağı olan sözünü ettiğimiz kanunu eksiksiz uygulamakta kararlı olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş ve Veteriner İşleri Müdürü Hasan Gençdal öldürdü.

Bu hayvanları, yıllardır uydurma raporlar tanzim ederek katliamları meşrulaştıran Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü’nün müdürü Muhammet Aksın öldürdü.

Bu hayvanları, kendi devletinin yasasını bile bile karantina bölgesinden hayvan toplatan, kendilerine hekim diyen, barınağın sorumluları, Veteriner İşleri Müdür Yardımcısı  Recep Zafer ve Ahmet Bölükbaşı bir günde öldürdü.

Bu hayvanları devlet öldürdü.

Bizlerle birlikte sokaklarda yaşayan, devletin acımasız tehdit ve müdahalelerini bizlerden daha çok, her dakika enselerinde hisseden hayvanlar, devletin paralı  uşakları tarafından İstanbul’un çeşitli bölgelerinden uyuşturucu tüfek ve boyun kancalarıyla toplanarak barınaklara naklediliyor. Bu nakliyat esnasında yolda yüksek dozda uyuşturucuya dayanamayan köpekler kapalı kamyon kasalarında can çekişerek ölüyor. Hayatta kalanlar da sokaklarda daha fazla üreyemesinler diye belediyenin kasapları tarafından kısırlaştırılıyor (*), üreme organlarını kaybeden bu hayvanlar ameliyattan hemen sonra karga tulumba taşınarak ıslak, buz kesmiş zeminin üstüne, bir çuval gibi fırlatılıyor, idrar ve dışkı ile kaplı fayansların üstünde saatlerce anesteziden çıkmak için debeleniyor, hatta kimisi anesteziden çıkamıyor bile, oracıkta can veriyor. Ameliyattan sonra yaşamayı beceren hayvanların ameliyat yaraları enfekte oluyor, dikişleri patlıyor, açılan dikişlerden bağırsakları dışarıya dökülüyor. Tüm bunlara rağmen yaşamakta direnen hayvanlara gelince… Devlet tarafından, halk ve çevre sağlığını tehdit ettikleri iddiasıyla bu hayvanlar, tıka basa dolu barınaklarda aç – susuz kalıyor ve birçok hastalık kapıyor, açlıktan ölmeleri için şehrin en ücra köşelerine, dağlık ve ormanlık alanlara sürgüne gönderiliyor, eski sokaklarına geri dönmek için ya da karnını doyurmak için yola çıktıklarında ise çoğu eziliyor. Bu sürgün yerlerinde nadiren sağ kalan hayvanlar da zehirlenerek ya da ateşli silahla vurularak öldürülüyor. Kısacası hayvanların sokaklardan arındırılması için insanüstü bir gayretle çalışılıyor. Cinayeti meşrulaştıran yasalar uygulanıyor, katliam emirlerini yerine getiriliyor, kısacası hayvanlar barınakta, sokakta, her yerde öldürülüyor! Bunları yapanların hayvanları öldürmeleri için bir “şüphe” yetiyor, ne de olsa şüphelendikleri anda istedikleri kadar canlıyı öldürebilecek devletin sonsuz gücüne ve yetkisine sahipler. Tahakkümleri de her gün “kendinden farklı” olana yapılan her şeyi meşru gören zihniyetle desteklenip pekiştiriliyor.

İstanbul sokaklarında yaşamlarını sürdürmeye çalışan canlılara yönelik hak ihlallerinin artacağını düşünüyoruz. 2010 İstanbul Kültür Başkenti projesinin de en son büyük ayağı olduğu pratiklerle şehrin kendi tanımlarıyla “temizlenmesi”, turizm için süslenip tüketime hazır hale getirilmesi amacıyla sokakta yaşayan hayvanlar toplanacak, çoğu kaybedilecek ve öldürülecek. Her zaman minareyi kılıfına uydurup kollarını sıvayan devlet, tüm bu katliamlara  dayanak olması için yine kendi eliyle her semtte pıtrak gibi kuduz vakaları yaratacak. Tabii sokak çocukları da devletin bu kendini ve rüşdünü ispat kompleksinden nasibini alacak.

2007 yılında Bandırma’da 280 köpeğin aynı gerekçeyle bir gecede katledilmesinin ardından bu barınaktaki hayvanların boğazlanması ve o günden bugüne yaratılan sahte kuduz vakalarından anlaşılıyor ki devlet, bu planlı cinayetlere devam edecek.

Bu cinayetleri engellemek için devletin tamamen canlıların üzerinden elini çekmesini, varlığının ispatı için canlılara uyguladığı tahakküme son vermesini, katliam araç-gereçleriyle donatılmış, çıkardığı modernleşme (!) yasalarına rağmen, halen varolan itlaf ekiplerini ve veteriner işleri müdürlüklerini lağvetmesini, her gün yüzlerce hayvanın ölmesine neden olan, sokaklardan ve bizlerden kopardıkları hayvanların yaşamsal ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan aciz, devlete ait barınak ve bakım merkezlerini derhal bizlere teslim etmesini istiyoruz.


Yazar Haber Merkezi isimli Yazara e-posta gönderin | Yazarın tüm yazıları Haber Merkezi | Kategori: Haber, Manşet | Etiketler:

ads ads ads

Yorum Yapılmamış, Yorum Yapın ya da Ping

“Hayvan Katliamı Protesto Edildi.” isimli yazıya Yorum Yazın.


GDO’lu 25 Ürün Türkiye’de

Daha önce sadece GDO’lu mısır ve soyaya izin veren Bilimsel ...Haberin Devamı →

BM, Suyu Temel İnsan Hakkı Olarak Tanıdı

28 Temmuz 2010 tarihinde toplanan Birleşmiş Milletler üyesi devletlerden 122’sinin ...Haberin Devamı →

Sponsor

ads