Yeşil Gazete'ye Hoş Geldiniz

AKTÜEL YEŞİL GAZETE

Paneli Kapat

Üye Girişi

Şifrenizi mi kaybettiniz?

Henüz üye değil misiniz? Üye olun!

RSS

Sevincimi Özlerim İnsan Olma Onurunu Eyl 28

yazan: Oktay Çaparoğlu | Yazdır |

Bir düşten uyanmıştım taptaze…  Bahar tazeliğinde… Güzelliklere açılan aydınlık pencerelerden bakıyordum yaşama. Geleceğin o büyük anlamlar yüklediğim dünyasına. Yürüyordum durmaksızın dinlenmeksizin. Ne bir yorgunluk hissediyordu bedenim ne de zorluk. Öylesine gülümsemeler vardı ki yüzümde öylesine sıcak. Gülüşlerim ısıtıyordu geldiğinde buza kesen soğuğu yılgınlığın. Geldiğinde karamsarlık. Bir gülüşün eşlik ettiği türkülerde buluyordum kendimi yeniden.

Bir düşten uyanmıştım. İlerleyen devinen üreten bir tarihsel eylemliliğin dinamiklerini yaşantılayan bir düş. Özlemleri sevgiyle yoğurup, paylaşımları bilinçle haykırıyordum hep birlikte yarına uzanan günde güneş ışığıyla dolmuş göğüs kafesimden gelen umut dolu çağrışımlar heyecanlarla coşkuyla.

Bir düşten uyanmıştım karanlıkların bile anlamlı olduğu. Bazı yalnızlıklarda içsel devinimlerimle paylaştığım sorgulama süreçlerinde kendimi yeniden kendimde bulduğum karalıklardı o karanlıklar. Düşman değil dost. Anlamların yoğunluğuyla dolu bir bilinç taşıyor o anlamlar için savaşıyordum.

ve uyandım.
düş bitti.
karanlık gölgelerde yaşar oldu bilincim.
gerçekliğin yakan ateşinde kavruldum
gerçeklerin aleviyle yandım.
tazelikler birer birer bayatlarken
kurumaya başladı varlığımın özünde yeşeren fidanın yaprakları.
düşlerimden kalan direniş gücüyle
karşı koymaya çalıştım tükenişe
ama tükeniş
çürüme
yozlaşma
ve yabancılaşma
ve hiçlik duygusu
ve anlam boşluğu
ve duygu karmaşası
anlık değişen ruh hali
dimdik duruyordu karşımda
varoluşun acısıydı saran benliğimi
varolmanın gerçekliği
ölümün gerçekliği.

Amaçların yerini aldı zorunluluklar… Varoluşun doğası zorlamaya başladı. Varoluşun gereklerine göre yaşamaya.

Kolektif bilincin, ortaklaşmanın ve örgütlülüğün boyverdiği düş bahçelerinden bireyci yabancılaşmanın duyarsız yaşamın korkaklığın ve tektipleşen tekilliin dünyasına düştüm.

adem gibi
havva gibi

Soyutlandım inançlarımdan soyutlanmaya zorlandım. Değer yargılarım birer birer boyun büktüler, gerçekliğin acımasızlığı karşısında. Ölümün gerçekliği karşısında.

asi bir dirençle
boyun eğmeksizin
devrimci bir dik duruşla karşılamak
ve anlayan gözlerle bakarak hayata
okuyarak insanı
insana gelen süreçte
devinen değişen evrilen doğayı
evrenin sonsuzluğu ve sınırsızlığındaki kaosu
farkederek anlayarak sorgulayarak
yaşam denen süreci

artık geride kaldı herşey
düşlerde
insanı insan yapan düşlerde
acımasız bir hoyratlığın şiddetinde yitirdim
çocuksu sevincimi
ve dünyayı saran yokedici ilişkiler ağına kapıldı umutsuzluğumla beslenen ifadesi gözlerimin.

Seyirci kalmanın onursuzluğuyla, kendini bırakarak yaşamak kendinden kaçarak düşerek günlük zevklerin ve çıkarların peşine kapılarak aldatan dünyasına.. İçgüdülerinin basit beklentilerin ve ucuz mutlulukların ucuzu ucuzuna satarak insanlığını, kredi kartlarına yüzde 90 a varan indirimlerle yaşamak.

Kapılmak kendini tüketmiş insancıkların ilişkilerine … Boş ve anlamsız sözcüklerle büyüyen aptal sohbetlerle avunarak yaşamak. Sevginin yalan olduğu ve yalanlara kurban edildiği zeka pırıltısından uzak zavallı korkakça düşüncelerle yorumlamak hayatı insanı böyle anlamak böyle ahmakça….

Sevginin ve aşkın gerçek anlamından koptuğu, boşalma isteğinden başka bir anlama gelmediği dokunmanın sevgiliye … Ve bencilliğimizi doyurması için bencilce hissettiğimiz duyguların aşk diye adlandırıldığı kirlendiği bir dünyada yaşamak en güzel duyguların.

uzun konuşmaların altındaki boşluk
ve konuşanın gözündeki inançsızlık
niyetlerdeki sahtelik ikiyüzlülük

yiten anlamlar
yiten umutlar
ve yiten kendi oluşlarımız.

Nedir anlamı hayatın ? Verili düzenin koşullaına uyum sağlayıp, fayda maksimizasyonu yaparak varolmak mı? Basit küçük zevklerin ve mutlulukların peşinde koşup doyurmak mı dişiliğimizi ve erkekliğimizi
ve her ürediğimizde bizden üreyenlerle yeniden üretmek mi bu kahpe çarkın aşağılık düzenini …

nedir hayatı anlamın
nedir
nedir
nedir
nedir

uyandım düşlerden
ama sıcaklığı hala yüreğimde…
taptaze bir bahar gibi…
ve çocuksu gülüşlerimi özlerim her sabah
çocuk umutlarımı özlemlerimi hayallerimi
sevincimi özlerim insan olma onurunu…


Yazar Oktay Çaparoğlu isimli Hataylıyım. Mozaik müzesi ve mozaik yapısına sahip nadide bir şehir. İktisat bitirdim şimdilik müzikle geçimimi sağlamaktayım. Kapitalizmle az problemliyim o yüzden bilim yapmanın daha anlamlı olacağı inancındayım kendim için. İzmir"de ikamet ediyorum. Müzik dışında tarih, sosyoloji, felsefe ve siyasetbilime karşı özel ilgim var. Şiir yazmak da ayrı bir tutku benim için. Türk kökenliyim. Irkçılığınz her türlüsünün karşısındayım ve müziğimde de yaşamımda da ülkemizin ve dünyanın güzel renklerini ve farklılıklarını ifade etmeyi EVRENSEL İNSAN BİLİNCİYLE, hepimizin farklı hepimizin eşit olduğu düşüncesiyle yaşamsal duruşumu biçimlendirmeyi tercih eden bir insanım. Politikayla erken yaşta ilgilenmeye başladım. O sene 24 Ocak'ta Uğur Mumcu öldürülmüştü 2 Temmuz'da da Sivas Katliamı olmuştu. Halkevlerinde ve İHD de etkinliklere katılıyordum. 1994 DEP'te (DEMOKRASİ PARTİSİ) Leyla Zana, Orhan Doğan ve Hatip Dicle ile DEP li milletvekillerin milletvekili yemini sonrasında BİZ BU YEMİNİ TÜRK VE KÜRTLERİN KARDEŞLİĞİ İÇİN EDİYORUZ demeleri ile karışan ortalık ve gözaltına alınmaları ülkemiz politikasını ve tarihini daha derinden analiz etmeye itti beni. 1995'te EMEK PARTİSİ GİRİŞİMİ'nde aktif görev aldım ve 2000 yılına kadar bu partide Gençlik Kolları Yöneticisi olarak çalıştım. Sonrasında ideolojik-politik platformu üzerine giriştiğim sorgulamalar nedeniyle partiden ayrılmaya karar verdim. 2000 den bugüne bu ülkede demokrasiden sosyal adaletten eşitlikten emekten ve ezilenlerden yana tüm kesimlerin etkinlik eylem ve çalışmalarına gönüllülük temelinde destek verdim. Bunu daha çok da müziğimle yaptım. Ülkemizde katı-statükocu mantalitenin en sağdan en sola her yanda kendini tüm gücüyle hissettirdiği gerçeği üzerinden düşündüğümde Yeni Demokrasi Hareketi ve Liberal Demokrat Parti'nin dönemine göre erken ama olumlu olduğu kanaatine vardım. Tartışılması ve dokunulması olanaksız konular ve gündemlere müdahil olabilmek adına Liberal politik açılımlara ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim. İşin doğrusu Liberalizme karşıyım ama karşıt tüm inanç düşünce ve görüşlerin birbirini düşman olarak algıladığı bir ülkede özgürlükçü bir tartışma ortamı için liberalizme ihtiyaç olduğu düşüncesindeyim. Ama esas itibariyle anarşist ruh taşıyan yerel yönetimlere dayalı ekolojik bilince ve duyarlılığa sahip sosyalist bir toplumsal modele inanmaktayım dünyanın kapitalizmden kurtulması için... :) Yazara e-posta gönderin | Yazarın tüm yazıları Oktay Çaparoğlu | Kategori: Yeşeriyorum | Etiketler: None

ads ads ads

Yorum Yapılmamış, Yorum Yapın ya da Ping

“Sevincimi Özlerim İnsan Olma Onurunu” isimli yazıya Yorum Yazın.


La Via Campesina :”İklim Adaleti İçin Binlerce Cancun !”

La Via Campesina :”İklim Adaleti İçin Binlerce Cancun !” La Via Campesina tüm dünyada harekete geçmek için davet  çağrısında ...Haberin Devamı →

Kalem Oynatmadan Şampiyon!

KPSS’deki kopya iddialarıyla ilgili inceleme başlatan YÖK Denetleme Kurulu, ...Haberin Devamı →

Sponsor

ads