10-Aralık-2008/Atina
Dilek Özkan
Bugün Yunanistan’daki olayların son evresine gireceği tahmin ediliyor, bir kaç saat içersinde genel grev için
insanlar sokaklara dökülmeye başlayacak… Ben de olayların canlı bir tanığı olarak bana düşündüklerini aktarmak istedim.
Aslında herkesin tahmin edebileceği gibi bütün olaylar sadece bir gencin vurulması üzerine çıkmadı, bu olay her şeyin tetikleyicisi oldu. Yunanistan’da da polis tarafından öldürülenlerin sayısı az değil. Polis şiddetine maruz kalanlar da çok fazla, özellikle burada yaşayan göçmenleri kayda düşmek gerekiyor.
Öncelikle, tüm bu şiddet gösterileri, yani anarşistlerin yıkıp yağmaladığı görüntüler medya tarafından abartılıyor ve çarptırıyor. Evet, Yunanistan’da her yer yanıyor, her yeri molotofla ateşe veriyorlar, herkes polisin beceriklisizliğinden ve felç olma durumundan bahsediyor. Ama dün itibariyle gerçek silahlar sahneye çıktı. Polis gücünü artırmaya çalışıyor, ama başarılı olacağa benzemiyor. Tabii ki, çok fazla insan yaralanmış durumda. Öğrenciler, polisin giremediği üniversite binalarında yaralarını sarıyor, yeni çakışmalar için hazırlanıyorlar.
Yunan halkı bu tarz olaylara alışık görünüyor, anarşistleri ( ki herkes burada onlardan öğrenciler, çocuklar olarak bahsediyor) haklı görüyor, yanımızda arabası yanmış bir kişi “olsun, 15 yaşında bir çocuğun öldürülmesi benim arabamın yanmasından önemli değil” diyor. Zarar tespiti yapmaya çalışan bizim gibiler için ise olay tamamen şok etkisi yaratıyor, olayın boyutu gerçekten çok büyük. Birinci hedef bankalar, uluslararası şirketler, büyük marketler, dükkanlar ve kapitalizme dair her şey. Bu durum pek çok soru işaretini, yeni tartışmaları birlikte getiriyor, ama biz bunları bir kenara bırakalım, söylediklerine göre Karamanlis hükümeti bunları hak etmiş…
Karşılaştırma yapamadan duramıycam, bu olaylar bana en son iki senedir İstanbul’daki 1 Mayıs kutlamalarını hatırlattı. Polisin bir siyasi parti binasına, içeride yüzlerce kişi varken on beş yirmi tane gaz bombası atabildiği içeri girip dehşet saçabildiği, sokakta, hastanede, kapalı mekanlarda binlerce gaz bombasını ardı arkasına atabildiği, daha sabahın altısında bir sendikanın önünde eylem hazırlığı yapan işçilere panzerden boyalı su sıkarak dağıtabildiği, panzerlerin işgal edilmiş bir ülke gibi her köşe başını binlerce Anadolu’nın her köşesinden getirilmiş polisle birlikte sardığı bir 1 Mayıs kutlamaları… Belki buradaki görüntülerden fark etmişsinizdir, panzer benzeri herhangi bir şey yok burada, ne demişlerdi orantılı güç… bu terim ne kadar rahatsız edici olsa da artık, böyle bir halk tepkisi karşısında polisin ne kadar aciz kalabileceği ortada. Burada eylemler sırasında metrolar, otobüsler çalışmaya devam ediyor, binlerce kişi sırf eylemde bulunduğu için gözaltına alınmıyor. Yani Türkiye’deki demokrasiyi ve polis şiddetini tekrar tekrar akla getirtiyor. Şuanda çok rahat bir şekilde Türkiye’de faşizm koşullarının yaşandığını söyleyebiliriz.
Bir an önce polis kanununda değişiklik yapılmasını gündeme getirmeliyiz. Polisin bu kadar gücünün olduğu, ateş açma yetkisinin olduğu tek ülke (Avrupa ülkesi) Türkiye. AKP gücünü kurduğu polis devletiyle meşrulaştırmaya devam ediyor…
Dilek Özkan
Atina’dan bildiriyor
)



Stumble et
Digg et
Tweet eyle
Yorum Yapılmamış, Yorum Yapın ya da Ping
“Atina’da Neler Oluyor?” isimli yazıya Yorum Yazın.