Â
31 Ekim günü, 1996’da İstanbul’da, Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Rusya, Gürcistan ve Ukrayna çevre
bakanlarının katıldığı bir toplantıyla Uluslararası Karadeniz Günü olarak ilan edilmiÅŸ ve amacı da Karadeniz’in benzersiz mirasını korumak olarak belirlenmiÅŸti. Bu anlamlı günlerde Karadeniz YeÅŸilleri 31 Ekim-1 Kasım’da yine İstanbul’da buluÅŸuyor. Karadenize kıyısı olan ülkelerin yeÅŸil partileri, Avrupa YeÅŸil Partisi – YeÅŸil DoÄŸu Batı DiyaloÄŸu tarafından organize edilen Karadeniz YeÅŸilleri toplantısını YeÅŸiller Partisi’nin ev sahipliÄŸinde İstanbul’da yapıyor. Toplantı 31 Ekim – 1 Kasım 2008 tarihlerinde Taxim Hill Oteli’nde yapılacak. Toplantının ana gündem maddeleri arasında Kafkasya ve Karadeniz’de barış ve güvenlik politikaları ile Karadeniz’de çevre ve ekoloji sorunları yer alacak.Â
Konuyla ilgili bir basın açıklamasi yapan Yeşiller Partisi Eş sözcüsü Ümit Şahin şu görüşleri dile getirdi:
”Bugün 31 Ekim Uluslararası Karadeniz Günü…
Biz, Karadeniz kıyısındaki ve çevresindeki ülkelerin yeşil partileri olarak, bugün İstanbul’da Karadeniz Yeşilleri Buluşması için bir araya geldik.
Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Moldova, Ukrayna, Rusya, Gürcistan, Azerbeycan ve Ermenistan yeşil partilerinin temsilcileri olarak Karadeniz Günü’nde, Karadeniz çevresinde giderek ağırlaşan çevresel, ekolojik ve sosyal sorunlara ve barışı ve güvenliği tehdit eden gelişmelere dikkat çekmek, Karadeniz’in bir barış denizi olmasını ve her zaman yeşil kalmasını istediğimizi dünyaya duyurmak istiyoruz.
Karadeniz bölgesinde yaşanan çevre sorunlarına karşı mücadele eden sivil toplum örgütlerinin temsilcileri de aramızda. Karadeniz Yeşilleri olarak Uluslararası Karadeniz gününde bölge halkıyla, çevre örgütleriyle ve sivil topumla birlikte yaşanabilir bir bölge ve sürdürülebilir bir gelecek için mücadelemizi sürdüreceğimizi duyuruyoruz.
Bugün Karadeniz bölgesi giderek ağırlaşan çevre sorunlarıyla ve tehditlerle karşı karşıya.
- Karadeniz, öteden beri petrol ve doğal gaz taşımacılığı için, hem tankerler, hem de boru hatlarıyla bir enerji geçiş yolu olarak kullanılıyor. Fosil yakıtlara, yani petrol, doğal gaz ve kömüre dayalı enerji politikaları, hem başta küresel ısınma olmak üzere dünyanın geleceğini tehdit eden ekolojik sorunların başlıca kaynağı olmaya devam ediyor, hem de dünyanın her yerinde olduğu gibi Karadeniz çevresinde de barışı tehdit ediyor. Gürcistan ve Rusya arasında geçtiğimiz aylarda yaşanan savaşta ve diğer gerginliklerde petrol ve doğal gazın rolü göz ardı edilemez. Biz, Yeşiller olarak fosil yakıtlara değil yenilenebilir kaynaklara ve enerjinin verimli ve tasarruflu kullanılmasına dayalı bir enerji politikasına geçilmedikçe bölgede barış ve güvenliğin tesis edilemeyeceğini ilan ediyoruz.
- Enerji politikaları sadece boru hatları nedeniyle değil, kömürlü termik santralların ve nükleer santralların yapımı nedeniyle de Karadeniz üzerinde ciddi bir tehdit oluşturuyor. Sinop’a kurulmak istenen nükleer santral, hala Sinop halkı üzerinde bir tehdit olmayı sürdrüyor. Sinop’ta, ya da Türkiye’nin ve dünyanın herhangi başka bir yerinde nükleer santral istemiyoruz.
- Ama sadece nükleer değil, kömürlü termik santrallar da Karadeniz’in yeşilini tehdit ediyor. AKP hükümeti, Karadeniz bölgesinde dehşet verici termik santral planlarına girişmek istiyor. Kurulması planlanan bu santrallardan bazıları Sinop Erfelek’te 1600 megavatlık, Amasra-Bartın’da 1100 megavatlık, Sinop Gerze’de 1000 megavatlık, Sinop Ayancık’ta 600 megavatlık, Samsun Çarşamba’da 800 megavatlık, Samsun’da 600 megavatlık ve Zonguldak’ta 300 megavatlık kömürlü termik santrallar. Karadeniz’in doğasını kül ve dumanıyla tahrip edecek, çevre ve insan sağlığına zarar verecek ve sera gazı salımlarını arttıracak bu kömürlü termik santrallara karşı olduğumuzu ve mücadelelerinde yöre halkının yanında olduğumuzu duyuruyoruz.
- Öte yandan Karadeniz’in benzersiz derelerinin üzerine kurulmak istenen hidroelektrik santrallarla vadiler kurutulmak isteniyor. Özellikle Rize ve Artvin’in dereleri üzerinde 200’e yakın hidroelektrik santralı kurulmak istendiğini biliyoruz. Bu hidroelektirk santral istilası, vadilerin kurutulması, biyolojik zenginliğin, yörenin bitki ve hayvanlarının susuz kalması, köylerdeki doğal yaşamın bozulması demek. Üstelik Çoruh vadisi de barajlarla yok ediliyor, Yusufeli gibi bir ilçe sular altında bırakılmak isteniyor. Bölge halkı bu saldırıya karşı da direniyor. Biz de bırakın dereler özgür aksın diyoruz.
- Bütün bunların yanında kısmen tamamlanmış, kısmen de devam etmekte olan bir başka büyük felaket var. O da Karadeniz sahil yolu denen otoyol projesi. Hükümet Samsun Hopa arasında doğal kıyı dokusunu yokederek, Karadeniz’in doğal plajlarını ortadan kaldırarak ve kasabaları Karadeniz’den kopararak yöre halkının bütün direnişine rağmen tamamladığı sahil yolu projesini, şimdi de Batı Karadeniz sahillerini yok ederek İstanbul’a bağlamak ve yapmak istedikleri üçüncü köprüyle bağlamak istiyor. Doğu Karadeniz’i mahveden bu sahil yolunun Batı Karadeniz’i de denziden koparmasına, kıyı şeridini, vadileri ve ormanları tahrip etmesine izin vermeyeceğiz.
Karadeniz Yeşilleri ve Türkiye’nin Yeşiller Partisi olarak Uluslararası Karadeniz Günü’nü kamuoyuna ve hükümete yönelik bir uyarı günü olarak değerlendiriyoruz.
Bırakın dereler özgür aksın, bırakın Karadeniz’in yeşili yaşasın.
Ne termik, ne nükleer, Karadeniz yeÅŸil kalsın.”
Yeşiller Partisi adına
Ümit Şahin – Eş Sözcü



Stumble et
Digg et
Tweet eyle
Yorum Yapılmamış, Yorum Yapın ya da Ping
“Ne Termik Ne Nükleer, Karadeniz YeÅŸil Kalsın!” isimli yazıya Yorum Yazın.