Ulkenin pek çok yerinde “kentsel dönüşüm” planı adı altında gece konduları “tasfiye” amacı taşıyan girişimler, İzmir’de de gecekondu sahiplerini tedirgin etmeye başladı.
Buca Kuruçeşme’ de altmış iki konutun bulunduğu gecekondu bölgesinde, konut sorunlarına bir çözüm bulmadan, 18 temmuz 2008 Cuma tarihinde yıkıma gelineceğinin duyurulması sonucu, aynı gün Kuruçeşme halkı ile “Doğal ve Kültürel Yaşam Girişimi” nin hazırladığı “Kentsel Dönüşüm Projesi Nedir?” başlıklı forumda Yeşil Gazete ekibi olarak yerlerimizi aldık.
Doğal ve Kültürel Çevre İçin Yaşam Girişimi sözcüsü, Ahmet Tuncay Karaçorlu’ nun sunumu ile başlayan foruma, D.E.Ü. Şehir ve Bölge Planlama Bl. Öğr. Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hayat Zengin Ünverdi, Arş. Gör. Gökhan Erkan, Ankara Dikmen Vadisi Barınma Evi’ nden Tarık Çalışkan, İstanbul Gülsuyu Gülensu Güzelleştirme Derneği’nden Erdoğan Yıldız, İstanbul Başıbüyük Çevreyi ve Tabiatı Koruma Derneği ‘nden Adem Kaya, Tiyatro Kültür Sanat Merkezi’ nden Hamit Demir konuşmacı olarak katıldılar.
1950’ lerde başlayan göçlerle ortaya çıkan gece kondulaşmanın Cumhuriyet’ in ilk yıllarında devletin bir politikası olduğu, sanayileşmeye bütçe ayıran devletin, konut sorununa bütçe ayırmaması yahut ikinci plana atması sonucu bugünkü gecekondulaşmanın temellerinin atıldığı, gece kondulaşma sorununun “yoksulluk” sorunu olduğu ifade edildi. Bugünkü anayasamızda, “devlet yoksul gelirli insanlara konut sağlamalıdır” ibaresinin çıkartılarak sosyal devletin tamamen ortadan kaldırılmaya çalışıldığı dile getirildi.
Şimdi gecekondu sakinlerini iyi dinlemek gerekiyor, onlar “kentsel dönüşüme” karşı durmuyorlar, yıllardır yaşadıkları alanların daha iyi bir yer haline getirilmesini, yahut devlet görevlileri ile kendi gelecekleri adına yapılacak kararlar içerisinde söz sahibi olmak istiyorlar. Toki ile anlaşma yapılarak kendilerine sunulan konutların, yaşadıkları yerlerden daha sağlıksız olduğunu dile getiriyorlar. Ayrıca kendilerinden imza alınıp evlerinden çıkartılan onlarca insanın bugün halen konutlara yerleştirilmediğini, Ankara tasfiyesinde bunalıma giren yaklaşık sekiz kişinin intihar ettiğini duyduklarında da devlete duydukları güvensizlik daha da artıyor. Yaşadıkları yerleri terk etmekten daha fazla endişe duyar hale geliyorlar. Dahası, onlar sadece gecekondularını korumuyorlar kendilerine özgü bir yaşam tarzını da kaybetmek istemiyorlar, yerleşim alanlarının büyük şirketlere satılarak çok katlı binalarla donatılması hiç hoşlarına gitmiyor.
Kentsel dönüşüm projelerinin madurlarından Dikmen halkı, Ankara’ nın ciğerleri olarak tanımladıkları yaşam alanlarının korumaya alınmasını talep ederken; Dikmen, Başıbüyük, Gülsuyu – Gülensu halkları; Allianoi kenti için de mücadele ediyorlar. Termik – nükleer santrallere karşı yapılan mucadeleyi de desteklerken kendi yasam alanlarında tiyatro ve spor faaliyetleri de yürütüyorlar.
Uygulama biçimi ve ilk örneklerinden anlaşıldıgı kadarıyla kentsel dönüşüm projeleri, hem farklı yaşam tarzlarını tek tipleştiren öğütücü bir makinaya hem de birilerinin ciddi kazançlar elde ettiği rantsal dönüşüm projelerine dönüşmüş durumda…



Stumble et
Digg et
Tweet eyle
2 Yorum, Yorum Yapın ya da Ping
adem
agsalik bir somuru pilanidir insanlarin daha iyi sartlada yasayacaklarini soyleyen somurgeciler neden halki surgun ediyorlar
Please continue discussion on the forum: link
“Kentsel Dönüşüm Mü Rantsal Dönüşüm Mü?” isimli yazıya Yorum Yazın.